Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

MUTLULUK VE ACININ BİR ARADAKİ GÜCÜ: AŞK...

 YAZARI TAKİP ET X
Yıldız Dilek Ertürk’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Sevgililer günü gelmeden aşk türünüzü tanıyın…

Mutluluk ve acının bir aradaki gücü: Aşk…

Bir duygu. Öyle bir duygu ki tüm hormonları, beyin kimyasını tam gaz çalıştıran tutkulu bir düşünce içeriği oluşturan, açıklanamayan, karmaşık bir durum.

Bilimsel olarak aşkı inceleyenler, psikolojik bir zihin meşguliyeti olarak aşkı açıklamaktalar. Bu zihinsel süreç, derin bir duygusallıkla takip edilmekte ve ortaya doğrudan gözlenemeyen, ancak gözlenebilir davranışlardan yorumlanabilen bir durum çıkmakta.

Aşk, kişinin içinin kıpır kıpır olması. Yoğun bir enerji hissi, yüzden ve dudaklardan eksilmeyen bir gülümseme, duygularda iniş çıkışlar, sevdiğine yoğunlaşma, hayatın diğer alanlarından kopma, sürekli sevdiğine yoğunlaşan düşünce içeriği, onu, görme, konuşma yanında olma isteği ve buna benzer pek çok belirti ile kendini göstermekte. Aşk aslında kişisel çekicilik kavramıyla ilk bakışta hissedilen karşılıklı bir çekim olarak açıklanmakta.

***

Aşk bütün çağlarda ve bütün kültürlerde var olan bir durum. Kişinin içinde yaşadığı sosyal çevre farklılıkları kültürler arası ve aynı kültürde bile aşkın yaşanmasını farklı kılmakta.

Günümüzde aşk denildiğinde bir tür psikolojik heyecan anlaşılır. Aradaki kültürel engelleri aşan bir süreç olarak bakıldığında aşka herkesin sanki bir saygısı olması beklenir.

Aşk aynı zamanda pek çok toplum için bir tabu. Bir ayıp ve yasak kavramının arka yüzü. Gizlenen ve engellenen cinsellik, aşkın arkasına saklanmış gibi. Bu yüzden işlenen töre cinayetleri yasaklar hep aşkın gölgesi altında yaşanmakta.

Dünya kurulduğu günden bu yana kadın ve erkeğin bir varoluş ve birliktelik çabası aşk…

Kadın ve erkek birbirine aşık olmuş, hem acı hem tatlı bir duyguyu yaşamışlar karşılıklı.

Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Romeo ile Juliet kavuşamayan aşıkların efsaneleri.

Sanki "Kavuşamayınca aşk olur" gibi anlaşılan bu sürecin arkasında da kültürel farklılıklar yatmakta. “Davul bile dengi dengine” atasözü zıttı, “İki gönül bir olunca samanlık seyran olur” atasözü ile dengelenmekte.

***

Aşk psikolojide pek çok kuramcı tarafından araştırıldı. Bu konuda değişik teoriler geliştirildi. Bunlardan en popüler olanlarından biri de Hendrick ve Hendrick’in 1986'da tanımladığı teorisi. Buna göre 6 çeşit aşk vardır. Kısaca özetlememiz gerekirse;

1. Eros: Tutkulu aşk diyebileceğimiz, ilişkide tatminle ve ilişkinin sürmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen bir aşk tipidir. Eros tipi aşıklar ilişkide risk almaya, kendilerini olduğu gibi ilişkilerine adamaya meyillidirler. Bu nedenle güçlü bir benliğe sahip olmaları gerekir.

2. Ludus: Aşkı iki kişi arasında oynanan bir oyun olarak görür ve bu oyunun kuralları arasında monogami kesinlikle yoktur. Bu tür aşıklar için ilişkiler pek derin bir anlam taşımaz. Bu nedenle bu tip, ilişki tatminiyle ters orantı içindedir.

3. Storge: Ayakları yere basan bir aşk tipidir. Midedeki kelebeklerden çok arkadaşlığa önem verir. Bu nedenle aşkın gelişmesi için, Eros’un tersine, zamana ihtiyaç duyar.

4. Pragma: Aşka büyük ölçüde mantıksal olarak yaklaşır. Önemli olan, karşıdaki insanın nitelikleridir. Bu aşık tipleri için en önemli olan şey kafalarında tasarladıkları insanı bulabilmektir. Tutku gibi Eros’u hatırlatan özelliklere odaklanmazlar. Pragma tipi aşk, uzun süreli ilişkilerde tatmin ile ilişkilidir.

5. Mania: Bağımlı aşık tipine işaret eder. Öz güveni genelde düşük olduğundan karşıdaki insana büyük ölçüde bağımlılık geliştirir. Bu aşıklar ilişkide duygusal açılıma çok açıktırlar.

6. Agape: Karşılık beklemeyen, taleplerde bulunmayan aşık tipidir. Sadakat, özgecilik, idealizm gibi kavramlarla özdeşleştirilir. Partnerini kendisinin önüne koyar. “O mutlu olmadıkça ben mutlu olamam” ya da “O acı çekeceğine ben çekeyim daha iyi” gibi düşünce yapıları bu aşık tipine örnek gösterilebilir.

Bazılarımıza göre dünya aşk üzerine kurulu, bazılarımıza göre ise aşk bir saçmalık. Söyleyin bakalım nedir aşkınızın gerçeği?

Tutkulu mu? Mantıklı mı? Oyuncu mu? Arkadaşça mı? Karşılık beklemeyen mi? Bağımlı mı?

Hangi tür bir aşıksınız? Sevgililer günü gelmeden aşk türünüzü belirleyin.

Kalbinizin aşk ile enerji dolması dileğiyle…

Yayın tarihi: 08.02.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (6)

İnsanlar ne için yaşarlar ve çalışırlar. Öncelikle doymak için, aşk için, güç sahibi olmak için. Aşkın hayatımızda ne derece önemli olduğunu anlatmak açısından yazdım bunu.Kendimize soralım ne için yaşıyoruz diye. Yemek ve aşk olmasa nasıl bir yaşamımız olurdu:) Yine çok güzel bir yazı, emeğinize sağlık.

14.02.2012 00:40:47 Aynur Güven

artık terminolojisini ve tipolojisini irdeleyebildiğimize göre kalbimizin ve hayatımızın daha fazla aşk ile dolması dileği ile

6 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER