Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

MASALLARI BİR DAHA OKUYUN!

 YAZARI TAKİP ET X
Yıldız Dilek Ertürk’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Geçen hafta şiddet dolu gerçek dünyadan söz etmiştik. "Masallarda iyiler kazanmaya devam ederken, biz duyarsızlaştıkça, gerçek dünyada kazanan kötüler mi olacak?" diye sorarak bitirmiştik yazımızı. Bu arada masalların içindeki şiddeti atlamış olmayalım. Hem de klasik, en çok okunan ve bilinen masalları. Bunların bazıları, kıskançlık, komplo teorileri, kin, intikam, cinayet ve vahşet üzerine kurulmamış mı sizce de?

Kötü kalpli üvey anne avcıyı yanına çağırır.

“Pamuk Prenses’i ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.”

Küçük prenses ölmeli ve dünyanın en güzel kadını olarak sadece o kalmalıdır. Küçük bir cinayetin bu yolda mübah olduğu kaçınılmazdır.

Avcı Pamuk Prenses’i ormana götürür, bıçağını çeker fakat Pamuk Prenses’in ağladığını görünce onu öldürmeye kıyamaz. Onu vahşi ormanda yalnız bırakır. Pamuk Prenses ağaçların arasına dalıp gözden kaybolurken, “Ben yapamadım, ama hava kararıncaya kadar bir ayı veya bir kurt benim yapamadığımı yapar nasıl olsa” demiş. Yolda genç bir ceylan çıkmış avcının karşısına. O da hayvanı oracıkta öldürmüş, kalbiyle ciğerini söküp Kraliçe’ye götürmüş.

Kanlı mendili açarak içindeki kalbi kraliçeye göstermiş

“Emriniz yerine gelmiştir kraliçem”…

***
Kırmızı başlıklı kız sorar:

“Dişlerin neden bu kadar sivri?”

“Seni daha iyi yiyebilmek için,” demiş kurt.

Bunu söyledikten sonra kurt artık daha fazla kendine engel olamamış ve yorganı bir tarafa atarak yataktan fırladığı gibi Kırmızı Başlıklı Kız'ı bir lokmada yutuvermiş. Sonra da karnı doyduğu için keyfi yerine gelmiş ve uykuya dalmış.

Ama ne var ki kurt çok kötü horluyormuş. Evin önünden geçen bir avcı onun horultularını duymuş. "Büyükanneye kötü bir şey mi oldu acaba?" diyerek kulübeden içeri girmiş. İçeri girer girmez de orada neler olduğunu hemen anlamış.

“Aylardır senin peşindeyim pis yaratık,” diye bağırmış avcı ve kurdun kafasına elindeki baltanın sapıyla vurmuş. Karnını taşla keserek yarmış. Elini karnından içeri sokmuş, kanların içinden, önce Kırmızı Başlıklı Kız'ı, sonra da Büyükanneyi dikkatle çıkarmış. İkisi de sapasağlammış.

***

Üvey annenin baskısıyla çocuklarının evde sorun yarattığına inanan baba, Hansel ve Gratel isimli çocuklarını gezme bahanesiyle ormana götürür ve bırakır. Kaybolan iki kardeş, şeker ve çikolatadan yapılmış bir eve sığınır. Evin sahibi yaşlı kadın bir iki gün onlara iyi davrandıktan sonra, aslında kötü niyetini açıklar ve onları yemek istediğini söyleyerek, şişmanlamaları için beslemeye başlar. Çocuklar, kendilerini yemek için bekleyen ve onları şekerden yapılmış evine hapseden yamyam cadıdan kurtulmak için, yaşlı cadıyı fırının içine iterler ve arkasından fırının kapağını kapayarak kadını yanarak ölmeye bırakırlar. Cadının evinden kaçarken ceplerine doldurdukları altınlarla bir ömür boyu rahat yaşarlar.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Masallarda kötüler hep cezalarını çekmekte ancak, bu tür masalların çoğunda bu ceza ölüm olmakta. Ölüm ve adalet birbiriyle eşleştirilmekte.

Çocuk ve masal birbirine yapışmış iki kavram. Çocuk gelişiminde masallar önemli bir yer tutmakta. Dolaylı anlatımları ve verdikleri mesajlar ile masallar, çocukların dünyasında ayrıcalıklı bir hayal dünyası yaratmakta.

İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, gibi zıt kavramların kazanılmasında, arkadaşlık, paylaşma ve dürüstlük gibi olumlu kişilik özelliklerinin oluşmasında, sevgi, acıma, merhamet, gibi duygularının anlaşılmasında masalların önemi büyük.

Masallarda çocuklar başkalarını anlamayı ve onların görüşlerine saygı duymayı öğrenebilmekte. Bu olumlu katkıları bertaraf etmemek için, anne ve babaların, masallarının içeriklerini bilmesi, şiddet ya da korku öğeleri içermediğine dikkat etmesi gerekmektedir.

Hepimiz masallarla büyüdük. Kendi çocuklarımız olduğunda masallar dünyasına geri dönmekteyiz. Çocukluğumuzda bildiğimiz bu masalları tekrardan keşfederken, masalların içerikleri ile belki de tekrar yüzleşip, “Nasıl yani, ne bu şiddet, kan, nefret ?” demekteyiz.

Anne baba olmak dünyayı yeniden keşfetmek, başka bir gözlükle yaşamı tekrar anlamlandırma süreci olarakta adlandırılabilir. Bu süreç içinde masallarda kendi payına düşeni alacaktır tabii ki.

Çocuğumuza okuduğumuz masaldan, izlediği çizgi filimden v.b. sonra onunla sohbet etmek, konuyu ayrıntılı açıklamak, sorular sormak, kendi değerlerimizi onlara aktarabilmemizin ve onların bilinç süreçlerini aydınlatmanın en keyifli yanıdır.

Çocuklarının masallarında kendini tekrar keşfeden tüm yetişkinler için, gökten elmalar dökülüyor… Hadi ne duruyorsunuz? Aman sakın en kırmızı ve parlak olanı yemeyin. Zehirli olabilir :)

Ne demiştik?

Masalsız kalmayın, masalcı olmayın…

Yayın tarihi: 10.08.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Hemen her şeyde iyi ve kötünün savaşını görüyoruz. İyinin kazanması gerektiğini masallar yoluyla çocukluğumuzda öğretiyoruz. Kötülüğü ilk masallarla tanıyoruz belki, iyi olmamız gerektiğini de. Hayatta karşılaşacağımız kötülüklerin habercisi gibi masallar ama çocuklarımıza iyi ve kötü ayrımını yapabilmek çağımızda oldukça zorlaştı. Kavramlar gerçek anlamlarını yitiriyor ya da farklı kullanılıyor. Masalları farklı bir açıdan irdelemişsiniz emeğinize sağlık.

13.08.2011 00:20:41 Aynur Güven

Masallar bu dünyanın farklı bir gerçeği, önemli olan çocuklarımıza okuduğumuz masalların olumlu ve olumsuz yönlerini doğru açıklayabilmek. teşekkürler bizi yönlendirdiğiniz ve düşünmemimizi geliştirdiğiniz için

12.08.2011 12:55:15 HÜLYA ASALI
3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER