Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KARDELENLER FİLİZLENDİ, KIŞ UYKUSU BİTTİ

 YAZARI TAKİP ET X
Yıldız Dilek Ertürk’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Her yerde bir canlanma ve hareket. Sokaklar, yollar cıvıl cıvıl. Bir heyecan, kıpırtı var. İçlerde bir uyanış… Yeni aşklar, beklentiler, yaklaşan yaz…

Havaların değişkenliği bir yorgunluk bırakıyor üzerimizde bu günlerde. Bazı sabahlar kalkıyoruz ve kendimizi eli kolu kalkmaz, isteksiz, uyuşuk hissediyoruz. Oysa bahar heyecanlandırmamış mıydı bizi?

“Hayır, kalkmak istemiyorummm… Uykum var, beni rahat bırakın!” mı diyorsunuz yoksa? Ama baharın müjdecisi kardelenler uyandılar. Siz ne duruyorsunuz?

***

…Toprağın hemen altında, filizlerinin arasında uyuyan minik kardelen yavaşça gözlerini açıp kıpırdanmış.

- Neler oluyor, kim vuruyor toprağa?

- Ben minik çimenim dostum, uyan artık.

- Minik çimen mi? Sen uyandın mı?

- Elbette dostum. Uyan artık, uyku zamanı geçti.

- “Sen uyandıysan ben çok bile uyumuşum demektir” demiş kardelen.

Ve minik başını toprağın üzerine doğru uzatmaya başlamış. Zaten başını kaldırır kaldırmaz sabırsızlıkla kendini bekleyen minik çimenlerle karşılaşmış. Özlemle kucaklaşmışlar. Nemli topraktan başını çıkarması kolaymış. Ama üzerlerini kalın bir yorgan gibi kaplayan kar tabakasını nasıl delecek, yeryüzüne nasıl çıkacakmış? “Biliyorum sen cesur bir kardelensin,” demiş minik çimen. “Bizlerin, artık uyanan tüm bitkilerin de tek umudusun. Bunu başarabilirsin! Yapacağın tek şey, yılmadan gökyüzüne doğru yükselmek. Bu kar tabakasının artık çok kalın olduğunu sanmıyorum. Yukarıdaki güneşi hissedebiliyorum. Artık bizim zamanımız geliyor. İlkbahar geliyor, inan bana. Çıkıp bakman gerek. İlkbahar güneşinin gökyüzündeki yerini alıp almadığını öğrenmemiz gerek… Bunu da bir tek sen yapabilirsin.”

Kardelen fazla nazlanmamış. Derin bir nefes almış ve küçük vücudunu yukarıya doğru yükseltmeye başlamış. Gerçekten de hiç zor olmamış. Kısa bir süre sonra kardelen birden başının kar tabakasının üzerine çıktığını fark edivermiş. “Ne kadar güneşli burası” diye seslenmiş çimenciklere. “Gökyüzü ne kadar mavi.” Kardelenin sevinç çığlıklarını duyan yalnızca küçük çimenler değilmiş. Gökyüzünde bahar sıcağını çevresine yaymaya çalışan güneş de duymuş. Bu sevinç çığlıkları, artık kışın bittiğini, yeşil bitkilerin, renk renk çiçeklerin boy vereceği günlerin geldiğini de müjdeliyormuş. Güneş sesini duyduğu beyaz çiçekli minik kardelene gülümsemiş.

Güneş gülümseyince hava da ısınır, öyle değil mi? İşte kardelenin çevresindeki karlar bu yüzden hızla erimeye başlamış. Kısa bir süre sonra, erken uyanan iki küçük çimen kendilerini güneşin altında buluvermişler. Gökyüzündeki güneş onlara gülümsüyormuş. Kardelen de bembeyaz çiçeğiyle güneşi selamlıyormuş. Herkesin özlemle beklediği bahar işte böyle gelmiş.

***

Bahar geldi uyanın hadi. Baharla her şey canlanırken tıpkı kardelen gibi biz de sanki kabuğumuzu yırtmanın yorgunluğu ile ilk önce yatağa yapışıp sonra da tüm doğada olduğu gibi içimizde bir canlanma, neşe ve coşku hissetmeye başlayalım.

Kardelenin minicik yüreği bahar yorgunluğunun ve derin üzüntülerin etkisiyle çok yorgunmuş. Kardelen, henüz daha bahar aylarında olduğundan annesinin kollarından uyanamamış, canı hiçbir şey yapmak istememiş. Günler, haftalar aylar, boyunca hiç uyanmamış. Eğer çimen onu hareketlendirmese karı delip baharı müjdeleyemeyecekmiş.

Bazılarımız baharın yenilenen ve hareketlenen ruhuna geç adapte olur. Bahar bir yorgunluk bırakır üzerimize; yatağa yapışırız, canlanıp kalkamayız, yeşeremeyiz ve delip toprağın kalın kabuğunu, dağ fulyası gibi karları aşıp mavi gökyüzüne yükselemeyiz.

Hafif bir hüzün ve yorgunluk tüm bedenimizi kapsar. İşte bu noktada bahar depresyonu içine düşmüş olabiliriz. Baharın ilk günleriyle birlikte enerji azlığı, yorgunluk, odaklanma sorunları, mutsuzluk hissi, uyku bozuklukları ve iştah değişiklikleri sanki depresyonu tanımlar gibidir.

Baharla birlikte yeni bir ritme alışır bedenimiz. Belki biraz zaman alsa da kimyasal değişimler tıpkı doğal dengenin zamanla oturması gibi yerleşir bedenimize usulca…

Siz de delin hüznü ve çöküntü duygusunu. Uyanın baharla birlikte. Yavaşça yeryüzüne çıkın, dolaşın, eğlenin. Baharın ritmine bırakın kendinizi.

Unutmayalım, her çiçek hemen açamaz baharda; önce yer kabuğunu, sonra karı delmek ve çıkmak lazım yeşilliğe. Tıpkı dağ fulyası gibi. Onun için ona kardelen demişler, baharı müjdelediği ve kışın hüznüne boyun eğmeyip uyanmaya çalıştığı için.

Böylece karları delip yeryüzüne çıkabilen tek çiçek Kardelen olmuş. Karların ve Karlar Prensi'nin tek çiçeği. Kardelenle, Karlar Prensi birbirlerine hiç beklemedikleri bir anda kavuşmanın sevinci ile sonsuza dek büyük bir mutlulukla yaşamışlar.  

Yayın tarihi: 04.04.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (7)

Baharı seviyorum çünkü yazı müjdeliyor. Bahar yorgunluğu yaşamıyorum çünkü yapacak çok iş var. Baharla birlikte öyle bir koşturma içne girdim ki,ne rehavet çöküyor, ne de isteksizlik duyuyorum öyle bir lüksüm yok. Mücadele etmeyi sevdiğimden belki biraz kardelene benzettim kendimi. Her zorluğun sonrasında mutluluk ve başarmanın verdiği hazzını duymak çok güzel bir duygu. Yine çok güzel bir yazı. Emeğinize sağlık, sevgiler..

10.04.2012 02:55:08 Aynur Güven

Aynı kardelen çiçeği gibi, zorluklara-olumsuzluklara boyun eğmeyip direnç göstermeli ve sıkıntıların üstesinden gelmeliyiz. Her bir uyanış, beraberinde mutluluğu, yaşama sevincini ve heyecanı getirir.Kaleminize sağlık, en içten sevgilerle...

05.04.2012 09:42:44 Güven Büyükbaykal

Sayın Güven Büyükbakkal'a Çiçeği Burnunda doçentimizi tebrik ediyoruz:)Hürriyet aile

7 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER