Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

İKİ DİNLE, BİR KONUŞ

 YAZARI TAKİP ET X
Yıldız Dilek Ertürk’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

“Dur, dinle. Hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın” der bir kızılderili atasözü.

Konuşabilmek bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğimiz. Konuşmak kadar dinleyebilme yeteneğimizde insan olma özelliklerimizden.

Doğru dinlemeyi bilmek ise insan ilişkilerinin altın anahtarı. Dinlemek, karşımızdakine önemli ve değerli olduğunu hissettirmenin en etkili yolu. Hele ki dinlerken yargılamadan, kıyaslamadan, özdeşleştirmeden sadece anlatanın değer yargıları, inançları ve koşulları ile dinleyebiliyorsak bu bir iletişim mucizesi, bir öğreti ve geliştirilebilecek bir yetenek. 

Konuşma sırasında cümleler, yüzde 20 ile yüzde 50 arasında anlama kaybıyla karşı tarafa geçmekte. Zaten anlam kaybıyla gelen konuşma, içeriklerine yoğunlaşarak dinlemek her zaman kolay olmamakta. Dinleme becerileri konusunda yapılan bir araştırmaya göre; konuşan kişilerin sözlerini dinlerken söylediklerinin yarısını kaçırmakta ve iki ay sonrada dörtte birini anımsamaktayız.

***

Bazen dinliyormuş gibi görünürüz ama kendi düşüncelerimiz içinde bir geziye çıkmış olabiliriz. 

Bazen karşımızdakinin sözlerinden sadece duymak istediklerimizi süzgeçden geçirerek algılar, seçer ve duymak istediklerimizi duyarız. 

Bazen konuşulanların içinden bize bir saldırı yapıldığını algılayıp bir savunma içinde, kendi söyleyeceklerimizi aklımızdan geçiririz. Karşımızdakin düşüncelerini okur, konuşmanın ardındaki maksadı anlamak için çabalarız. 

Bazen konuşulanlara karşı arguman geliştirmekle o kadar meşgul olur ki, zihnimiz konuşmanın seyrini bir anda değiştirir ve kendi hücüm alanımızı yaratırız. Ön yargılarımız, söylenenleri duymamıza engel olur çoğu zaman. 

Bazen de kendimize göre tavsiyeler üretir, sıkıcı öğütlerimizi arka arkaya sıralarız. Karşımızdakini hatasız kul yapma isteğimizle, kendimize göre şekillendirmek isteriz. 

Aslında sadece dinlenmek ister konuşan. Kendini anlatmak ve anlaşıldığın hissetmek. Bu yüzden dinlemek kolay değil. Çünkü hepimiz konuşmak ve anlaşılmak istiyoruz ama önce sabırlı olmalı ve sırayla dinlemeliyiz birbirimizi.

***

Kocasının kendisini hiç dinlemediğinden yakınan kadın, terapisteine ne yapacağını bilmediğinden yakınmaktadır. Terapist kadının davranış şeklini sorguladığında, işten yorgun eve dönen kocasına, kadın kapıyı açar açmaz hemen evde olanları anlatığını ve tüm yemek boyunca, bütün gün yaşadığı yalnızlığını onunla paylaştığını söyler. Devamlı konuşmakta ve durmadan anlatmaktadır kocasını gördüğü anda.

Terapist “Tam size göre bir çözümüm var hanımefendi” der. “Kocanıza kapıyı açmadan önce sıcacık demlediğiniz çayınızdan bir yudum alın ve yemek vaktine kadar bu yudumu ağzınız içinde tutarak yavaş yavaş sıcaklığını alın ve sonra yutun. En az iki bardak çayı sıcak sıcak için kocanıza tek kelime etmeden.”

Kadın anlamsız gelen bu ödevi yapıp yapmayacaından şüpheli bir şekilde odadan çıkar. Bir sonraki seansa geldiğinde; “… evet oldu” der, “…ne önerdiniz tam bilmiyordum aslında anlayamamıştım. Bir haftanın sonunda, ağzımın içindeki çayı yutana kadar geçen sürede, kocam bana ’Merhaba hayatım çok yorgunum. Biraz dinlenip yemekten sonra seninle bir kahve içerken günümü anlatacağım. Beni dinlemen çok hoşuma gidiyor” dedi.

“Kulaklarıma inanamadım.” diyerek, şaşkınlıkla terapistine bakar.

Terapist kadına, “Gördünüz mü ağzınızı bir süre kapalı tutmak ne çok işinize yarıdı” der muzipçe gülümseyerek ve ekler: “DİNLENMEK İSTİYORSAK, ÖNCE DİNLEMEYİ BİLMELİYİZ”

***

Peki ama nasıl?

  • Önce dinlemek için hazır hale gelmek gerekiyor. Etkin dinleme yapamayacağımız durumlarda şuan dinlemeye hazır olmadığınızı nazikçe söyleyerek, aktif dinleme yapacağımız bir anı oluşturabiliriz.
  •  
  • Dinleme anında konuşan ile bağ kurmak önemlidir. Kafamızın içinde dönen iç sesi susturmayı başarıp sessiz kalmalı ve dikkatimizi karşı tarafın sözlerinde toplamaya yöneltmeliyiz. Konuşana odaklanabilmek, dikkat gerektirmekle beraber bağ kurmanın da ilk adımı.
  • Dinlediğimiz kişinin bakışı ile anlatılanları değerlendirmeye çalışmalıyız bu kabul, dinlediğimiz kişiye saygı duyduğumuzu hissettirmekte, ön yargılarımızı kontrol altına almamıza olanak sağlmakta. 
  • Dinlediğimiz kişiyi doğru anlayıp anlamdığımızı arasıra teyit etmemiz gerekmekte. Onun söylediklerini anladığımız kadarıyla kendi sözcüklerinize dökerek ifade etmeye çalışmalı ve paylaşılan duyguyu yakalayarak ortaya koymayı başarabilmemiz gerkmekte. 
  • Ara sıra aktarılanları toparlamak, “ben bu şekilde anladım doğru mu?” diye geribildirim almak, konuyu açmasını istemek ve açacak sorular yönlendirmek da dinleme sırasındaki odak noktayı saptamamıza yardımcı olmakta.

Kendini anlatan kişinin söylediklerin bir başkasının ağzından ayna yansımasıyla duyması, o kişide farkındalık yaratma sürecini geliştirmekte. Bu nedenle çocuklarımızı dinlememiz, hem onları anlamamıza hem de iyi bir dinleyici rol modeli olarak, dinleme tutumunu zaman içinde kazanmalarında onlara yardımcı olmakta.

Konuşmak ve dinlemek bir anlaşma aracı. İnsanın iki kulağının, bir ağızın var olduğu fiziksel gerçeği, atalarımızın “iki dinle, bir konuş” sözüyle anlaşmanın temelinde, dinlemenin ağırlığını bir kez daha ortaya koymakta. 

Yayın tarihi: 16.03.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Çok güzel bir yazı olmuş hocam.Kaleminize sağlık.Gerçekten bazen susmak,dinlemeyi öğrenmek o kadar önemli ki...

04.04.2013 16:17:04 yasin sever

harıka bi yazı hocam yazıdakı psıkatr da süpermıs yanı :))

26.03.2013 21:16:07 ebru kuloğlu öztürk
3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER