Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

DEPREM VE KORKULARIMIZ

 YAZARI TAKİP ET X
Yıldız Dilek Ertürk’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Büyük bir felaket daha yaşadık. Üst üste kaldırılamayacak kadar ağır bir travmaya daha şahit olduk. Yine ocaklar söndü, yaşamlar yarım kaldı. Bu sefer doğal bir felaketle sarsıldık.

İlk önce şok olduk. Sonrasında hepimiz farklı tepkiler göstermeye başladık. Birleştiğimiz tek nokta biran önce yardım edilmesi konusu idi.

Kaygımız telaşımız, korkularımız geri geldi. Hele o anı yaşadıysak, şahit olduysak...

Evimiz, barkımız yıkılmasa bile, yaşadıklarımız, gördüklerimiz gözünüzün önünden gitmedi. Her an tekrar deprem olacakmış gibi hissedip, korku duyar olduk.

Televizyondan gazetelerden gördüklerimiz, hem acıma ve yardım duygularımızı, hem de bilincimizin altına ittiğimiz korkularımızı geri getirdi.

Olan bitenlere inanmakta güçlük çekmeye başladık.

Allah korusun ya tekrar olursa…

***

Depremler genellikle kısa sürer. Ancak yaraları çok uzun sürede kapanır.

İlk önce deprem bölgesinde yaşayan insanlarımıza yardım etmemiz, yardım eden kuruluşlara destek olmamız gerekiyor. Paylaşmamız gereken büyük bir acı var. Bu öyle bir felaket ki bizim üzerimizdeki dolaylı etkileri de çok büyük.

Bizler gibi çocuklarımız da bu tür stres etkenlerinden etkileniyorlar. Yaşanılan travmanın süresi, ailemizin olaydan etkileniş biçimi, çocuğumuzun ruhunda kısa ve uzun vadede birçok iz bırakıyor.

Bir çocuğun ölüme tanıklık etmesi, ailesini kaybetmesi, evsiz barksız kalması, saatlerce kurtarılmayı beklemesi, kısaca travmayı yaşaması ayrı bir boyutta ele alınarak incelenmesi gereken bir durumdur.

Bugün bilmekteyiz ki çocuklarımız bizim kaygı ve korkularımızdan da çok etkilenmektedirler. Hepimiz için, belirgin stres etkeni olarak kabul edilecek olağan dışı bir olayın yaşadığı, yaşam tehdidi, ev ya da toplumun ani zarar görmesi, yıkımı, şiddetli ölüm, yaralanmaya tanık olma gibi durumlarda çocuklarımızı kaygı ve korkularımıza şahit bırakabiliyoruz.

Televizyondan, gazetelerden öğrendiğimiz, bu tür felaket haberlerine verdiğimiz tepkiler, korkularımızı ve kaygılarımızı çocuklarımıza aktarmamıza neden olabilmekte.

Bu tür beklenmeyen olaylardan sonra izlenen haber içerikleri ve tekrarlayan görüntülerden sonra, bu olaylar ve izleri psikolojik olarak çocuğu etkilemeye devam ediyor.

Örneğin; olay tekrar tekrar yeniden yaşanır, rüyalara girer; düşünce, duygu, yer ve durumlardan kaçınma, günlük aktivitelere azalmış ilgi, yalnız ve ayrı kalmışlık hissi, bellek bozukluğu, kazanılmış yeteneklerin kaybı, geleceğe yönelik umutsuzluk, psikolojik kaçış; uyku bozukluğu, huzursuzluk, öfke, dikkat eksikliği, yoğun kaygı durumunda artış... gibi.

Çocuklarımızı bu tür durumlarla ilgili bilgilendirmemiz hem travmanın etkilerini hem de korkuları gidermeye yardımcı olur.

Depremzedelere yapacağımız yardım çabalarına, çocuklarımızın da destek vermesini sağlamak, birlik beraberlik duygusu aşılamamıza yardımcı olacaktır.

Çocuklarımız kendilerini güvende hisetmelidir. Onları içten, şefkat dolu bir şekilde kucaklamak, üzüntülerini paylaşmak, güvende olduklarına yönelik rahatlamalarını destekleyen sözlerle yanlarında olduğumuzu hissettirmemiz gerekmektedir. Kendi kaygı ve korkularımızdan onları mümkün olduğunca uzak tutmak için yanlarında bu tür kaygılarımızı konuşmaktan çekinmeliyiz.

***

Geçmişten geleceğe kadar, yaşanmış ve yaşanacak olan tüm olayları tek bir an olarak kabul edersek, bundan sonra yaşayacaklarımızı ancak o an geldiğinde öğrenebileceğimizi kabul ederiz.

Ne kadar kaygılanırsak kaygılanalım yaşanacakları önleyebilmemiz çok zordur. Amacımız tehlikeleri uzaklaştıracak önlemleri alıp, yaşama devam etmektir.

Bir deprem bölgesinde yaşıyorsak, bunun önlemini almak evlerimizi, okullarımızı, iş yerlerimizi depreme karşı güçlendirmek, bundan sonraki felaketleri önleyebilmek için gereken teknik donanımı biran önce yaşamımıza sokmamız gerekmektedir.

Evrenin belli bir işleyiş şekli, yasaları vardır. Bizleri diğer canlı türlerinden ayıran en önemli özelliğimiz bu yasaları dikkate alarak seçimlerimizi gerçekleştirebilmemiz, yani özgür irademiz ile doğru ya da yanlış seçimler yapmamızdır.

Bu bize büyük bir sorumluluk vermektedir: Geleceğin sorumluluğu...

Korku ve kaygı ile yaşamak mı? Önlem alıp elimizden geleni yaparak, geleceğimize sahip çıkmak, çocuklarımızı kaygı ve korkudan uzak tutmak mı?

Lütfen bu uyarı son uyarı olsun. Ülkece doğal felaketlere ve ülkemizin birliğine yönelik tehditlerin, önlemlerinin alınabilmesi için, tek ses olalım. Bugün yarının belirleyicisidir.

Korku ile yaşanamaz.

Yayın tarihi: 25.10.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Ne güzel ifade etmişsiniz: Korku ile yaşanamaz. Oysaki bir korku sarmalında yaşıyoruz hayatın her alanında. sevilmeme... işini kaybetme... soyutlanma... başarısızlık... sosyal olduğu kadar politik korkular da tabii... ve daha binlercesi... Bir de her depremden sonra televizyonlarda boy gösteren deprem özel programları. yalnızca korku üreten ve çözüme erişmeyen saatler... panik atak vakalarında artık varsa son 10 yılda, deprem de bir etken olarak ölçülebilir sanırım. içtenlikler...

Kesinlikle haklısınız. Zaten işu sıralar çok doğru bir laf da dolanıyor yazılı,görsel medyada: Deprem öldürmez, bina öldürür. Biz kendi kanunlarımız uysak, denetimleri arttırsak ve bu konuda ödün verilmeden çalışılsa belki de hiç kimse ölmeyecekti Van depreminde. Herkes duyarlı olsun, kötü çarpık yapılaşmaya kimse izin vermesin, yeter artık. Bu milletin insanları bu kadar değersiz mi?

3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER