Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

YAŞLANMA TEORİLERİNDE SERBEST RADİKALLERİN ROLÜ

 YAZARI TAKİP ET X
Yasemin Fatih Amato’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Yaşlanmayı; "ilerleyen yıllar ile birlikte hücre, doku, organ ve vücut işleyişinde meydana gelen değişimleri ve geriye dönüşü olmayan süreci" tanımlamak için kullanırız. Yaşlanma, genel anlamda vücudumuzun yavaşlama evresine girmesidir. Bu noktadan sürece baktığımızda, yaşam süresinin değil “genç kalma” süresinin uzatılması sağlıklı ve uzun yaşam için önemli hale gelmektedir. Yıllar içinde çok farklı yaşlanma teorileri ortaya atılmıştır. İşte bunlardan bazıları…

YAŞLANMA TEORİLERİ

- DNA hasarı teorisi,

- Otoimmün teorisi,

- Endokrin teorisi,

-Serbest radikaller teorisi

DNA HASARI TEORİSİ

DNA ve RNA bizim özümüzü oluşturan şifreli yapıdır. Her hücre bölünmesinde DNA kendini tekrarladığı için telomer denilen yapılar kısalır. Kısalma sınırlı noktaya ulaştığında hücre bölünmesi durur ve yaşlanma ile ilgili mekanizmalar devreye girer. Kirli hava, endüstri atıkları, sigara ve alkol gibi maddeler hücreye ulaştıklarında doğrudan ya da dolaylı olarak DNA'da hasara yol açarlar. Vücutta biriken bu hasarlar zamanla genetik yapıyı bozar ve hücrelerin önce yaşlanmasına sonra ölümlerine sebep olur.

OTOİMMÜN TEORİSİ

Vücudun kendi hücrelerini tanımayıp, hücrelerine reaksiyon göstermemesi için self tolerans mekanizmasının çalışması gerekir. Bu işleyiş normal, beklenilen bir çalışma mekanizmasıdır. Ama otoimmün yaşlanma teorisine göre yaşlanma, bağışıklık sistemindeki gerilemeye bağlı olarak vücudun dış etkilere karşı kendini savunamamasıyla değil, bağışıklık sisteminin vücudun kendi hücrelerini tanıyamaz hale gelmesiyle ve devamında yok etmesiyle işleyen bir döngüdür. Normalde bedenin dışından gelen yabancı maddeler antijen olarak kabul edilip onlarla savaşa giren bağışıklık sistemi, savunma yapan hücreleri kendi bedenine yönelik bir saldırıya geçme şekli olarak algılar. İşte bu süreç insanda yaşlanma sürecini ortaya çıkarıp, hızlandıran bir etkiye sahiptir.

ENDOKRİN TEORİSİ

ENDOKRİN TEORİSİne göre yaşlanmanın nedeni, yaş ile birlikte hormonal düzeydeki azalmaya bağlı olarak bağışıklık sistemindeki zayıflamadır. Özellikle hücresel bağışıklık için çok önemli bir görevi olan timus bezinin, ergenlikten sonra fonksiyonlarında azalma meydana gelmesi bu süreci hızlandırıyor. Yaşlanma ile birlikte vücudumuzun hastalıklarla savaşan silahı olan bağışıklık sisteminin fonksiyonları da azalmakta, viral, bakteriyel ya da diğer hastalık yapıcı etkenlere giriş yolunu açmaktadır.

SERBEST RADİKAL TEORİSİ

Vücudumuz sürekli stres altında olan bir yapıya sahiptir. Havadan aldığımız oksijen, vücudumuza girdiğinde çiftlenmiş elektronu olmayan iki ayrı atoma ayrılır. Elektronlar doğal yapıları gereği çiftler halinde bulunmak isterler, bu nedenle serbest radikal denen bu atomlar, elektronlarını çiftleyebilecekleri atom bulmak için vücudun altını üstüne getirirler. İşte bu süreç sırasında hücrelere, proteinlere ve DNA’ya zarar verirler. Serbest radikaller bir kez oluştuğunda, zincirleme bir reaksiyon başlatma olasılıkları çok yüksektir. Teorik olarak ilk ortaya çıkan serbest radikal, bir molekülden elektron kapar, böylece molekülün yapısını bozarak onu da bir serbest radikale dönüştürür. Bu molekül de başka bir molekülden elektron kaparak, onun yapısını bozar ve o molekülü serbest radikale dönüştürür. Bu domino etkisi en sonunda tüm hücrenin yapısını bozarak, hücreye zarar verir seviyeye ulaşır.

Genel anlamda tüm teorilerin (az ya da çok) özünde yer alan ‘’serbest radikaller’’ bu yüzden vücut sistemimiz için önemlidir. İleri yaşına rağmen genç kalan insanların hayat tarzlarına bakıldığında sağlıklı beslenerek, yapay gıdalardan, toksinlerden, sigaradan uzak durarak, hareketli ve verimli bir yaşam sürdürdüklerini görebilirsiniz.

Yayın tarihi: 09.08.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.