Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BAŞKASI OLMA, KENDİN OL!

 YAZARI TAKİP ET X
Yasemin Fatih Amato’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Başkası olma, kendin ol! Böyle çok daha güzelsin... 

Söz ve müziği sevgili Sezen Aksu'ya ait, 1994 yılında Tarkan'ın seslendirdiği "Hepsi senin mi?" şarkısının giriş sözleridir. Bilmeyen neredeyse yok gibidir bu şarkıyı... Konumuz bugün bu şarkıyla başlayıp estetik kaygısı nedeniyle kendimize verdiğimiz zararlar olacak.

ESTETİK PEŞİNDE KENDİNİZİ KAYBETMEYİN

Başkası olma, kendin ol

İnsanın kendisine bakması, daha güzel görünmek için çaba göstermesi çok güzel bir şey. Kendimizi beğendikçe daha fazla severiz, sağlığımıza da tüm yaşamımıza da daha fazla özen gösteririz. Bu tutumumuz içimizden dışarıya taşar, daha güler yüzlü ve olumlu bir duygu yaymaya başlarız. Özsaygımız ve hayatımızın ekseni güçlenir, ilişkilerimiz vehimlerden arınır, netleşir, sevgiyle dolar, üretkenliğimiz ve yaratıcılığımız artar. Ama tabii ölçülü olmak ve hırslara yenilmemek kaydıyla! Ne yazık ki bazı insanlar estetik peşinde kendilerini kaybedebiliyorlar. Daha genç, daha da genç, daha da gergin, daha da dolgun derken donuk bir ifadeye bürünüyorlar. Bu tiplere dikkat ederseniz, içlerinin bir türlü huzur bulmadığını ve neticede estetikten yararlanamadıklarını açıkça fark edersiniz.

İNSANIN KENDİSİ OLMASI NE DEMEKTİR?

 Başkası olma, kendin ol  

Bazen kozmetik işlemleri çok abartıyoruz. Giderek bakımlı olan herkes birbirine benzemeye başladı. Bakıyorsunuz; sayısız insanda aynı burun modeli, gergin kaşlar, abartılı elmacık kemikleri, şişirilmiş gibi duran yanaklar, dudaklar ve ifadesi kaybolmuş çekik gözler, donuk yüzler! Oysa zaman da kalıtımla gelen biçiminiz de gerçektir, onları göz ardı edemeyiz.

Hiç kuşkusuz her birimiz farklı bir yüz kemik yapısıyla, farklı yüz hatlarıyla ve farklı bir ifadeyle dünya geliriz. Daha da önemlisi farklı duygular taşırız. Zaman içinde yaşadıklarımızla yoğrulur, yeniden şekilleniriz. Bunu reddederek güzelleşmek, hatta bir başka insan formu içine girmeye çalışmak, pek umutsuz bir çabadır. Çocukların yüzünü incelerseniz onların pürüzsüz cildinde bile mimiklerle bazı çizgilerin oluştuğunu görebilirsiniz. Doğrusunu isterseniz, tamamen gerilmiş bir alın hiç doğal olmadığı gibi insanı daha çekici bir hale de getirmiyor.

Dolgu yapan doktorların yüz anatomisini, kemik yapısını ve derinin kalınlığını çok iyi incelemeleri gerekir. Özel durumlar dışında, dolgudan esas beklentimiz yüzümüzdeki yorgun ifadeyi rahatlatmaktan ibarettir.

DENGELİ BİR MÜDAHALE ÖNEMLİDİR!

    Başkası olma, kendin ol     

Estetik yapacak olan doktorların uygulama sonucunda yüzde ne gibi değişikliklerin olacağını önceden saptayabilmeleri çok önemlidir. Yüzün belirli bir kısmı dolgudan sonra gayet güzel gerilmiş olabilir. Ama bu durum, yüzün diğer bir bölgesinin daha yaşlı görünmesine neden olabilir. Örneğin yanaklar ve burundan dudak kenarlarına doğru inen çizgiler fazla gerilirse daha önce dikkatinizi çekmeyen çeneniz çökmüş gibi görünmeye başlayabilir. Bu sonuç bizi amaçtan uzaklaştırmış olur. En önemli ölçüt, yüzünüzün bütünlük içinde olması ve dengelerin korunmasıdır. Örneğin alnı dar olan bir insanın kaşlarını botoks ile fazla kaldıramayız. Öte yandan çenesi küçük bir bayana büyük bir dudak yapamayız, yapmamalıyız.

SİZİ SİZ YAPAN ŞEYLER TAMAMEN DEĞİŞMEMELİDİR!

 estetik 

Dolgu ile büyük bir dudak yapılabilmesi için; burun –dudak-çene arasındaki mesafelerin buna uygun olması gerekir. Burun estetiği geçiren bir çok hastanın, burun - dudak mesafesi açılır. Bu kişilerin yüzündeki dengeyi geliştirmek için dudak dolguları çok uygundur.

Yüz gençleştirmek bir sanattır ve önemli olan standart yüzlerden kaçınmak, yüzün ahengini bozmamak, yüzdeki yorgun ifadeyi gidermek ve doğal, size ait, kendinizi ifade eden bir gençleşme ile yetinmektir.

Yayın tarihi: 26.10.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.