Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

SPOT IŞIKLARININ GERİSİNDE KALANLAR

 YAZARI TAKİP ET X
Yasemin Candemir’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Uzun zamandır cinsiyet eşitliği konuşuyor, şiddetin toplumun her seviyesinde farklı şekillerde kendini göstermesine karşı sivil toplum örgütü gibi çalışıyoruz.

Ama ilk olarak Amerika’da açılan sonrasında dünyanın pek çok ülkesine yayılan bir tartışma gösteriyor ki; kadının kadına gösterdiği duygusal şiddetin boyutları da hayli yüksek.

Tartışma şöyle başlıyor; Geçtiğimiz aylarda kadın sağlığı konusunda düzenlenen geniş katılımlı bir toplantıda; bir kadın, eski bir kadın çalışanından dert yanmaya başlıyor ve diyor ki “Hamileliğine çok odaklanmıştı. Beni çok rahatsız ediyordu. İşini yapabilecek kadar kararlı olacağını düşünmedim. O yüzden işten gitmesini istedim...” Ona hayretle bakan gözler arasında kadın konuşmasını sürdürdü; “Hamile kalınca kendilerini korunmaya alınmış hissediyorlar. Biz iş arkadaşlarının da sanki eşiymişiz gibi özel hissettirmesini bekliyorlar.”

Bu öznel yargının neresine katılıyorsunuz bilmiyorum ama kadınları desteklemek için kurulan inisiyatifler bile kadınların kadınlara yapabildikleri konusunda yetersiz kalıyor.

Bu aralar başta Google şirketinin kendisi de dahil, iş yerlerinde taciz ve ayrımcılıkla ilgili pek çok hikaye okuduk. Bu mücadelelere destek verdik ve tüm detayları okuduk. Ancak annelerin ve anne adaylarının iş yerlerinde yaşadıklarının spot ışıklarının dışında bırakılması konusunu atladık.

AYRIMCILIK VE ÖNYARGI

Geçtiğimiz yıl Londra’da bir kadın işveren, iki kadın işçisini haksız yere işten çıkardığı için hakim karşısına çıktığında “Çocuksuz kadınlarla çalışmayı tercih ediyorum” demiş ve ikisinin çocuklarının da aynı anda hastalandığını belirtip, işten çıkarırken tazminat vermeyi bile reddetmişti. Bu davayı elbette işçiler kazandı ama terfi etmesi gereken ama pek çok kadın çalışanda aynı “ayrımcılık” işliyor. Patron kadın ya da erkek olsun, haftada 50-60 saat çalışılması gereken bir göreve hala hak edeni değil, herhangi bir erkeği getirmeyi seçiyor.

Anneler ve anne adaylarına karşı yapılanlarda kadınların kadınlara karşı yaptığı ayrımcılığın en güçlü biçimlerinden biri. Anne olması muhtemel kadınlara teklif edilen maaşlar bile çocuksuz kadınlara göre hayli düşük. Oysa durum erkeklerde tam tersi. Eğer erkek ‘baba’ ise çocuksuz hemcinslerine göre hangi işi yapıyor olursa olsun daha fazla kazanıyor.

Geçtiğimiz şubat ayında dördüzlere hamile kalınca işten çıkarılan G. A.’nın örneği de konuyu açıklar türden. Patronun kadın olduğu bir dikiş atölyesinde çalışan G.A., hamileliğinin üçüncü ayında aldığı dördüz hamileliği haberini iş yerindekilerle paylaşıyor. Patronu o günden itibaren ayrılması yönünde telkinlere başlıyor. Çalışmaya ihtiyacı olan G. A. direniyor fakat yedinci ayda hamilelikle ilgili sağlık sorunları nedeniyle rapor alıp, işe gelemiyor. Patron çalışanını işten çıkarmak için bir gün bile beklemiyor. Raporlu olduğu halde kapı önüne koyuyor.

G. A.’nın açtığı ve gazetelerde geniş yankı bulan haberde, davayı kazandığını fakat eskiden arkadaşı olan patronunun bilerek ve isteyerek yaptığı ayrımcılıkla ilgili en ufak bir hicap duymadığını okuyoruz.

Bu durumda sorum şu: Hayatın her noktasında dozu gün geçtikçe artan şiddetin gözden kaçan noktası; kadının kadına gösterdiği ayrımcılık olabilir mi? 

Yayın tarihi: 04.12.2018
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.