Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

YALAN SÖYLEMİYOR MUSUNUZ? NE BÜYÜK YALAN!

 YAZARI TAKİP ET X
Umutsuz İş Kadını’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Efendim? Yalan söylemiyor musunuz? Ne büyük yalan!

“Hayatımda yalana yer yok” lafından hiç hoşlanmam. Böyle “büyük” cümleler kurmanın bir erdem göstergesi olarak kabul edilmesinden de.

Şahsen ben, eğer birisi bana hayatında hiç yalan söylemediğini söylüyorsa köşe bucak kaçarım ondan, zira hayatı yalandır o kişinin. Hatta tam o anda, tam orada bana yalan söylemektedir işte. Daha ne!

Şu “beyaz yalan” meselesi de her zaman komik gelmiştir bana. Nasıl yani? Rengi beyaz olunca sayılmıyor mu? Yok öyle şey baylar bayanlar. Hiç kendinizi kandırmayın boşuna. Beyazı da yalan, siyahı da. Hatta bu “beyaz yalan” meselesini de bence “Hayatımda yalana yer yok” deyip yalandan yine de vazgeçemeyen biri uyduruvermiştir.

Yazdıklarımı okuyup yalanı desteklediğim düşünülmesin; tabii ki iyi bir şey değil. Kimse söylemek istemez sanırım. Ama bazen de mecbur kalmıyor muyuz sizce? Daha doğrusu mecbur “bırakılmıyor muyuz” yalan söylemeye? Benim derdim biraz onunla işte. Yani sonuçla değil de sebeple.

Eh, bizim yalan söyleyen olarak hatamız büyük, kabul. (Çok mu şaşırdınız? Evet, ben de yalan söylüyorum -sizin gibi-) Ama bize o yalanı söyletenin, söylemek zorunda bırakanın hiç mi günahı yok?

Düşünsenize... Birlikte zaman geçirmekten hoşlanmadığımız birini çağırmadığımız bir toplantıyı o kişi duyduğunda... Bize sonradan, kendisinin neden çağrılmadığını sorduğunda... Aramadığımız halde “Ben seni aradım; telefonuna ulaşılamıyordu,” dediğimizde... Daha doğrusu bunu demek zorunda bırakıldığımızda... Karşımızdakinin hiç mi günahı yok? Gerçekten bilmiyor mu acaba onu “bile bile” çağırmadığımızı? (sözüm bile bile üsteleyenlere) Bizimle yüzleşmek istemekteki amacı ne? Bizi zor durumda bırakmak mı, yoksa istediği cevabı alıp “aslında istenilen biri olduğu yalanı”na kendini inandırarak hayatına devam etmek istemesi mi? İstenmediğini farkeden bir insan bunu neden yapar ki? Kendisiyle yüzleşemediği, kendini kandırmayı tercih ettiği için “yalanı azmettiren” olarak, söyleyen kadar kabahatli değil mi yani?

Peki neden söyletirler bize “Aaa, ne zaman aradın; hiç duymamışım,”ı? Ya da “Allah Allah, görmedim cevapsız çağrı falan,” cümlesini... Bal gibi bilmiyor mu telefonun sesini duyduğumuzu, ama telefonunu bilerek açmadığımızı?

Yolda son anda denk geliverdiğimiz, aslında burnumuzun dibinde bitivermese çoktan cep telefonumuzla oynamak ya da kafamızı diğer tarafa çevirmek hatta yön değiştirmek suretiyle görmezden geleceğimiz arkadaşımız neden savuruverir ki “Mutlaka görüşelim. Senin telefonunu kaybettim ben cep telefonumu değiştirince” yalanını... Aslında bal gibi silmemiş midir acaba bizim numaramızı? Ya da hiçbir zaman buluşulmayacağını bildiğimiz halde, neden gireriz o abuk subuk ayaküstü kandırmaca muhabbetlerine?

Bambaşka bir yaklaşımla ilişkilere dokunsak... Günlerdir şüphelendiğimiz sevgilimize neden geç kaldığını sorduğumuzda “Toplantı uzadı hayatım. Bugünlerde çok yoğun işler biliyorsun,” diyen hayatımızın aşkının ne gibi bir “yoğunluğu” olduğunu görmezden gelebilmek için onu yalan söylemeye mecbur bıraktığımız için daha mı mutlu oluruz? İç kemirmelerimiz biter mi gerçekten toplantıda olduğunu söylemesiyle? Yoksa sadece uzatmaları mı oynuyordur ilişkimiz? Her şeyin kötüye gittiğinin farkında olduğumuzu ama henüz onunla yüzleşecek gücü bulamadığımızı söylemek daha doğru olmaz mı?

Kim bilir buna benzer daha hangi sorular vardır aklınıza gelen...

İçten içe bildiğimiz ama yüzleşmeye cesaret edemediklerimiz... Karşızdakine cebren ve hile ile söyletmek suretiyle uzatmaları oynadığımız...

Unutmayın, ne uzatmalar sonsuz, ne de yalanın rengi beyaz.  

Yayın tarihi: 12.10.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Özü doğru olanın sözü de doğrudur..niyet önemlidir bence.insan 99 köyden kovulağını bilipte doğrudan şaşmamak..(zor olandır)mumunun yatsıda söneceğini bilipte anı kurtarmak(kolay olandır ama ileride dahada zorlanacağı durum)artık insanlarda göz kaçırma yutkunma vs.. hareketlerde ustalık derecesine ulaşmış..

Yazdıklarınız doğru tabii ama bunlar hep sözde kalan, genelde uygulamaya gelince yan çizdiğimiz durumlar sanki. Keşke hepimiz konuştuklarımızın en az yarısını yapabilsek.

12.10.2012 13:58:20 Umutsuz İş Kadını

Olay o zaten herkes kolay yolu seçiyor.yalandan ölen yok ama..doğru olan zor olandır.şahsıma övünmek gibi olacak ama kırıcıda olsam itici de olsam mümkün mertebe doğrucuyum.(çok zararını gördüm)bir vesileyle gaflete düşsem bile hemen nedenini açıklarım..ACIDA OLSA DOĞRUYU SÖYLEYİNİZ diye bir hadis çakılmış kafama...

3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER