Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ATEŞLE BARUT SADECE ARKADAŞ OLABİLİR Mİ?

 YAZARI TAKİP ET X
Umutsuz İş Kadını’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bayanlar, lütfen dürüst olun: Hayatınızda hiç duygusal ya da cinsel açıdan bir şey hissetmediğiniz ve onun da size karşı duyguları olmadığından emin olduğunuz yakın bir erkek arkadaşınız oldu mu? Yani sevgiliniz mertebesine erişememiş ama her şeyi paylaştığınız bir erkek arkadaşınız? Belki de en yakın erkek dostunuz demeliyim...

Hani birlikte gece gezmelerine çıktığınız, yemekler yediğiniz, başınız sıkıştığında acil aranabilecekler listenizde ilk sırada yer alan, iki eli kanda da olsa yardımınıza koşan, sizi çok iyi anlayan...

Yatağınız ve kalbiniz haricinde her şeyi, hatta belki varsa sevgilinizle yaşadığınız problemlerinizi bile paylaşıp fikrini aldığınız, ihtiyacınız olduğunda omzunda ağladığınız, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen bir erkek arkadaşınız...

Benim olmuştu... Üniversite yıllarımda.

Hatta bu dost, belki böyle bir arkadaşlık yaşamış olanlarınızdan çok daha önemli bir yer bile teşkil etmiş olabilir o zamanlar hayatımda. Zira yalnız yaşamak zordur. Özellikle de bir hatun için. Eve her gelişinizde kapıyı anahtarla açmak zorunda kalmak size ağır gelmeye başladığında... Birisi sizi karşılasa ya da ne bileyim evde birkaç kelime muhabbet edebileceğiniz biri olsa hayatın daha anlamlı olacağını düşündüğünüzde... Bir nefese, sohbet edecek bir sese ihtiyaç duyduğunuzda... Arayabileceğiniz birisinin olduğunu bilmek önemlidir. Ne olursa olsun sizi yalnız bırakmayacağından, yalnızlığınızı unutmanızı sağlayacağından emin olduğunuz birisinin hayatınızda olması...

Önemlidir.

İşte benim de tam bu özelliklere uyan, neredeyse tüm zamanımı birlikte geçirdiğim ama kendisine karşı duygusal anlamda hiçbir şey hissetmediğim çok samimi bir erkek arkadaşım vardı o yıllarda. Dostluğumuz başladıktan yaklaşık bir yıl kadar sonra, çok içip sarhoş olduğumuz gecelerden birinde bana olan aşkını ilan ettiği an anlamıştık artık aramızın eskisi gibi olamayacağını. Ertesi gün boyunca sürekli onunla ilişkimizi düşünmüştüm.

O ana kadar nasıl oldu da farkedemedim bana olan hislerini diye... Tekrar tekrar birlikte yaşadıklarımızı gözden geçirmiştim. O zaman farketmiştim aslında onun duygularından tamamen haberdar olduğumu. Sadece bunun gün yüzüne çıkmasını engellemek için elimden yapmıştım, o kadar. Kaçınılmaz olanı geciktirmeyi de ancak bir önceki geceye kadar sürdürebilmiştim. O benden hoşlanıp her anını benimle geçirmek isterken, ben ona karşı hislerim olmadığı halde onunla birlikte geçirdiğimiz her ânı değerlendiriyor, sadece yalnızlığımdan kaçmaya çabalıyordum. Dolayısıyla onu belki de kullandığımın farkında bile değildim. Ne de olsa benimle ilgilenmesi de hoş bir histi. Gururum okşanıyordu aslında içten içe her istediğim yapıldığında. Onun bana olan hislerinden faydalandığım aşikârdı.

Belki sizin de aynı yoğunlukta bir şeyler paylaştığınız, birlikte oldukça eğlenip her anından zevk aldığınız bir dostunuz var. Belki de kendinize bile henüz itiraf etmediniz ona karşı olan hislerinizi. Belki bir sevgilisi olmasın diye içten içe dua bile ediyorsunuz... Ya da tam tersi, benim yaptığım gibi hiçbir şey hissetmediğiniz halde durumdan faydalanıyorsunuz... Kim bilir...

Öyle ya da böyle bu soruyu hiç düşünmeden “Evet, ateşle barut arkadaş olabilir” diye yanıtlayabilmek için ya henüz çok genç ve deneyimsiz olmak ya da gerçekleri görmezden gelmeyi tercih etmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü ben bu tarz “dostluklara” pek inanmıyorum.

İnandığım, bu tür arkadaşlıkların başlama sebebinin bile en az bir tarafın diğer taraftan hoşlanması olduğu. Aradaki ilişki bir sonraki aşamada, iki kişinin birden karşılıklı birbirinden hoşlanıp hoşlanmamasına göre şekilleniyor o kadar. İki taraf da birbirinden etkileniyor, kartlarını da açık oynuyorsa o arkadaşlık kısa zamanda sevgililik boyutuna eriyor. Yok, sadece taraflardan biri diğerinden hoşlanıyorsa ilişki, bir taraf bunu sonlandırana ya da taraflardan birinin sevgilisi olana kadar devam ediyor.

Ama emin olduğum tek bir şey var, o da bu tarz ilişkilerin umulduğu gibi sonsuza kadar devam etmediği. Ediyorsa...

Mutlaka iki taraftan en az biri üç maymunu oynuyordur. Bence...

Var mı farklı fikri olan?

Yayın tarihi: 11.06.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (17)

Size katılmıyorum.Nadir olabilir yani bazen taraflardan birinin duygusal yönü vardır belki... Cansu’ya katılıyorum. Aynı evde kalıp, birlikte tatile çıktığım, hatta birimizin sevgilisi varken bile birlikte gezdiğim dostlarım var(ki bazıları 10 yıldan uzun süredir dostum). Ateş/barut konusu kısmen doğrudur, insanların hormonları bir nevi kimyasaldır ve alkol gibi bilinci etkiler. İstemediğiniz şeyleri düşünmenize/yapmanıza neden olabilir. Dediğiniz gibi bu sınırları iyi çizebilmek gerekir.

Kerem Bey merhaba, Katılmayabilirsiniz tabii. En doğal hakkınız. Lakin yorumunuza başlarken katılmıyorum demiş, sonlarına doğru bana hak vermişsiniz gibi... :o) Ben zaten genelleme yazdım; istisnalar olmuyor değil. Ama zaten adı üzerinde "istisna". Böyle bir dostluğunuz hep dostluk olarak kalırsa zaten şapka çıkartırım size de :o) Selamlar,

28.09.2012 20:49:54 Umutsuz İş Kadını

evet gerçekten de başta arkadaş gibi olunuyor fakat sonrasında tanıdıkça ister istemez duygusallık başlayabiliyor

Aşağı yukarı hemen hepimizin ortak düşüncesi bu gibi. Ama tabii aradaki bağı aynı şekliyle korumayı başarabilenler de var... Ki ben onlara şapka çıkartıyorum ;o) Sevgiler,

19.09.2012 13:11:28 Umutsuz İş Kadını
17 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER