Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇOCUĞUMLA MİZAÇLARIMIZ UYUMLU MU?

 YAZARI TAKİP ET X
Sinem Olcay Kademoğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Çocuk yetiştirmede ‘mizaçlar arası uygunluk derecesi’ olarak Türkçe’ye çevirebileceğiniz ‘Goodness of Fit Model of Temperament’ yaklaşımını çoğumuz ilk defa duyuyor olabiliriz. Ama eğer birden çok çocuğunuz varsa; henüz zihninizde bu yaklaşımın adını koyamamış olsanız da mutlak varlığından haberdar olduğunuza eminim. ‘Büyük çocuğum çok hareketliydi, ikincisi öyle sakin ki!’, ‘Büyük kızımı seyahate götürmek, ona doğum günü partisi yapmak, okula başlatmak her şeyi çok zor olmuştu, küçük kızım ise tam bir sosyal kelebek, her ortamda mutlu’, ‘Büyük oğlum bebekliğinden beri çok iyi uyurdu ama küçük bizi 5 yaşına kadar uyutmadı’…

Bunlar gibi kulağa oldukça tanıdık gelen ebeveyn ifadeleri aslında bireylerin doğumla gelen mizaç farklılıklarını ve bu farklılıklara bağlı olarak değişen ebeveynlik tecrübelerini anlatır. Çocuk mizacı ve çevresel koşullar arasındaki tamamlayıcı ya da bozucu/bölücü olma durumlarına da ‘mizaçlar arası uygunluk derecesi’ denir. Eğer çocuğun mizacı, becerileri ve çevrenin beklentileri, tepkileri arasında tamamlayıcılık varsa burada çocuk ve çevre arasında uyumdan bahsedebiliriz. Uyumun olduğu ortamda çocuğun başarılı olması ve yüksek bir özgüven geliştirmesi daha olasıdır. Araştırmalara göre, eğer mizaç ve çevre arasında uyum yakalanamadıysa depresyon, anksiyete ve akademik başarısızlık gibi önemli problemler dahil olmak üzere çocuk gelişiminde pek çok psiko-sosyal zorluğun yaşanma ihtimali yükselmektedir.

Örneğin, aktivite düzeyi yüksek bir çocuğun küçük bir apartman dairesinde, açık ve geniş alana çıkma fırsatı pek olmadan büyütüldüğünü düşünün. Bu çocuk kırsal alanda, müstakil bir evde büyüyor olsaydı hem ebeveyn hem çocuk için zorlanma miktarı azalırdı. Aynı şekilde bu çok hareketli, dürtüsel çocuğun katı kuralların olduğu, baskıcı, geleneksel bir eğitim sistemine dahil olması da sık sık kuralları bozması bekleneceğinden gelişimsel açıdan zorlayıcı olabilir.

Mizaç ve çevre bağlantısının bir boyutu olarak, çocuğun mizacı ve büyüdüğü çevredeki yetişkinlerin mizacı arasındaki ilişki de çocuğun çevre tarafından ne kadar kabul görüp, kendisinden ne derece memnun olunduğunu etkiler. Çocuğumuzun mizacı bizimkinden çok farklı ise onu anlamamız kolay olmayacaktır ve elbette ki çocuğumuzda anlam veremediğimiz davranışlara, tepkilere karşı sabırlı olmamız da çok beklenemez.

Örneğin, insanlarla bir araya gelmekten çok hoşlanan, sosyalleşmeye yoğun ihtiyaç duyan bir ebeveynin kalabalık bir ortama girmekte büyük zorluk yaşayan utangaç yapılı, adaptasyonu zaman alan, kapalı bir çocuğa sahip olması ebeveynlikte daha çok hayal kırıklığı yaşamasına sebep olabilir. Ya da hareketli bir ebeveynin fiziksel aktiviteden pek hoşlanmayan bir çocuğunun olması günlük hayatta çatışma yaşamalarına sebep olabilir.

Öyleyse, hem kendimizin hem çocuklarımızın mizaç özelliklerine dair farkındalık kazanmamız önemli gözükmektedir. Mizacın bazı boyutlarında çocuğumuzla benzer olmanın bazı boyutlarında da farklı olmanın faydalarını görebilirsiniz. Bunu daha iyi anlamak için araştırmalarla tespit edilmiş mizacın 7 boyutundan kısaca bahsedebiliriz. 

  •  Uyaran Duyarlılığı: Ses, koku, tat ve dokunuş gibi uyaranlara ne derece duyarlı olduğunuz. Yüksek bir sesten ne kadar rahatsız olursunuz, tolere edebilir misiniz?
  •  Aktivite Düzeyi: Günlük yaşamınızda ne kadar hareketlisiniz? Fiziksel aktiviteden hoşlanır mısınız yoksa oturma gerektiren işler size daha mı uygundur?
  •  Yoğunluk: Herhangi bir konuda tepkinizin yoğunluğu nasıldır? Örneğin, üzüldüğünüzde bu net şekilde anlaşılır mı yoksa başkalarının duygularınızı tahmin etmesi zor mudur?
  •  Düzenlilik: Özellikle yemek, uyku gibi biyolojik fonksiyonlar olmak üzere günlük yaşamınızda düzenli döngüler mi yoksa daha çok belirsizlik mi vardır?
  •  Uyumlanabilirlik: Değişiklikler karşısında tavrınız nasıldır? Yeni duruma hemen uyumlanır mısınız yoksa durumu değerlendirmek için geri çekilmeye ve zamana mı ihtiyaç duyarsınız?
  •  Kararlılık: Başladığınız bir işi ne derece sürdürebilirsiniz? Sürekli olarak bir aktiviteden başka bir aktiviteye geçmeye eğilimli misiniz? Yoksa ancak bir işi tamamladıktan sonra mı diğerine geçersiniz?
  •  Bölünebilirlik: Dikkat süreniz nasıldır? İlginiz çabuk dağılır mı?

Kendinizin ve çocuğunuzun mizacını anlamaya çalışırken, bazı mizaç boyutlarında uç noktalarda olduğunuzu bazılarında ise makul seviyelerde yer aldığınızı göreceksinizdir. Mizaç doğuştan getirdiğimiz, genellikle zaman ve eğitimle esnetilebilir ama tamamıyle değiştirilmesi pek mümkün olmayan özelliklerimizdir. Mizaç özellikleri kötü ya da iyi diye ayrıştırılamaz, madalyonun iki yüzü gibi her mizaç özelliğinin duruma göre olumlu ve olumsuz yanları olabilir. 

Ebeveynlikte, mizaç özellikleriyle ilgili rolümüz onların farkında olmaktır. Çünkü farkında olursak çocuk yetiştirmede nerelerde zorlanacağımızı ve neden zorlandığımızı daha iyi anlarız. 

Eğer uyaran duyarlılığı yüksek yani yüksek ses ve gürültüden fazla rahatsız olan bir ebeveynseniz, çok hareketli bir 4 yaş çocuğuna sahip olmak sizin için dengeli bir ebeveynlik yapmayı zorlaştırabilir. Bu noktada mizaç uyumuna dair farkındalık kazanarak, çocuğunuzun davranışlarının aslında normal olduğunu ve kendinizin de bu normal davranışlara mizacınız gereği gösterdiğiniz toleransın düşük olduğunu keşfedebilirsiniz. 

Evet, mizaç özelliklerini kolay kolay değiştiremiyoruz ama ebeveynlik tekniğimizi her zaman değiştirebiliriz. Çocuğunuzla ilişkinizde mizaç uyumunuza bağlı güçlü ve zayıf yönlerin farkında olmak, hem çocuğunuzun gelişimi hem de sizin ebeveynlikteki tatmininiz bakımından çok olumlu açılımlar sağlayabilir. 

Kendinizin ve çocuğunuzun özelliklerini dürüst bir şekilde keşfetmekten ve birinizden keyif almaya çalışmaktan asla vazgeçmeyin!

Yayın tarihi: 18.04.2018
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.