Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

YA OLURSA! ALARM ZİLLERİNİ KAPATIN

 YAZARI TAKİP ET X
Sibel Deniz Toledo’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Çağımızda biz şehirde yaşayan insanlar uyaran bombardımanı altında bulunduğumuz için kendimizi sürekli tehdit altında hissediyoruz. Üstelik çoğu zaman bu tehdit kendi çıkarımımızın oluşturduğu sanal bir tehdit oluyor. Ya bir şey olursa duygusu ile boğuşup duruyoruz. Elimizin altında her türlü bilgi ve iletişim aracı olduğu için bir şekilde kendimizi doğrulayacak ya da kaygımızı artıracak verilere de rahatlıkla ulaşıyoruz. Bedenimizde bir şey ters gittiğinde örneğin doktora sormadan önce internette araştırıyoruz ve çeşitli hastalıkları hemen kendimize kondurabiliyoruz ve tabii ki teşhisi koyduktan sonra dibine kadar hastalığı araştırmayı da ihmal etmiyoruz! Ya hastaysak değil mi? Olma ihtimali üzerine felaket senaryoları kurgulayıp üzülüp korkmayı ve sonuçta kendimizi ve çevremizi tüketmeyi başarmak konusunda ustayız.

Kişisel gelişim kitaplarının çoğu bu girdapta dönüp duran okuyanlarına ana odaklanmayı, henüz olmamış şeyler için üzülmemeyi, sakin olmayı, olumlu düşünmeyi, kendimize olumlu telkinler vermeyi öğütlüyor. Stres, kaygı, korku durumunda uzun süre kalmak pek çok psikolojik sorunun temelini oluşturuyor. Aynı zamanda kişinin gündelik yaşam kalitesini ve fiziksel sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Bu durumlarla baş edemediği zaman yaşadığı öfke ve gerginlik kişinin tüm ilişkilerine yansıyor, dışa vuramadığı zamanlarda ise somatizasyon dediğimiz fiziksel semptomlar şeklinde ortaya çıkıyor ve kişi fiziksel olarak sebebini bulamadığı bu semptomlar için doktor doktor geziyor.

Hamilelik ve doğum, kadının bu anlamda en hassas dönemini oluşturuyor. Fizyolojik ve psikolojik olarak çok özel bir dönem olduğu için kadın daha kırılgan bir hale geliyor. Sadece kendi için değil bebeği için de düşünüyor, araştırıyor, hayaller kuruyor kimi zaman da üzülüp kaygılanıyor. Normalde belki umursamayacağı şeyleri kafaya takar hale geliyor. Negatif şeylerden çok daha fazla etkilenebiliyor. Hamilelik öncesi baş edebildiği korkularla baş edemez hale gelebiliyor üstelik üzerine yeni korkular ve kaygılar ekleyebiliyor. Kafada bin tane sorunun cevabını bulmaya çalışıyor. Oysa her hamilelik bir kere yaşanan ve yaşanırken tadı çıkarılması gereken özel bir süreç. İşte o zamana kadar getirilen yerleşmiş kalıplar ve şemalar çoğu zaman kadının bu süreci huzur içinde yaşayıp tadını çıkarmasına izin vermiyor. Bu durum doğumda da oldukça etkili oluyor.

Peki mutlu, huzurlu bir gebelik geçirmek ve güzel bir doğum deneyimlemek için neler yapmak lazım?

  1. Her gebelik ve doğum özeldir. Başkalarının negatif hikayelerini dinlemeye hiç ihtiyacınız yok. O yüzden çevrenizi bu konuda uyarabilir ve negatif hikayeler dinlemek istemediğinizi en başından söyleyebilirsiniz. Sadece pozitif destek lütfen!
  2. Bu dönem kendinizi bol bol şımartmayı en çok hak ettiğiniz dönem. Bu hakkınızı kullanın.
  3. Bedeninizi dinleyin ve ihtiyaçlarınızı önemseyin. Kendi ihtiyacınızı en iyi siz anlayabilirsiniz. Bir şey yaparken zorlanıyorsanız ara verin dinlenin ardından tekrar deneyin. Olmuyorsa da bırakın. Hamilelikte de hayatın normal akışı içerisinde de bazen bırakmak gerekir.
  4. Kendinizi üzecek şeylerden özellikle bu hassas dönemde uzak durun. Onun yerine sizi rahatlatacak, keyif verecek şeylere yönelin.
  5. Kafanıza bir şey takıldığında, bir şeyin yolunda gitmediğini hissetiğinizde önce doktora danışın; internete, eşe dosta danışıp kafanızda bir şeyler kurmayın.
  6. Tıp alanının işini sağlıkçılara bırakın. Hamilelik ve doğuma dair riskleri, olabilecek ters şeyleri bilmek sizin işiniz değil. Yeteri bilgiden fazlasını bilmeye uğraşmayın. Zaten tıp böyle bir durumda sizin ve bebeğinizin iyi olması için tüm olanaklarıyla hazır bekliyor. Kendinize boş yere ya olursa endişesi yaratmanıza hiç gerek yok. Ki bu aslında gündelik hayatımız için de geçerli. Doktorculuk oynamaya meraklı olmaya hiç gerek yok. En güzeli bedenimizle teması kaybetmemek ve bir şeyin yolunda gitmediğini ve bunun sürdüğünü hissettiğimiz noktada doktora başvurmak.
  7. Doğumunuza fiziksel ve psikolojik olarak hazırlanın. Bu anlamda yeterli bilgi korkunun pam zehri olacaktır. Doğumdan korkuyu aldığımızda gerçekten bambaşka bir doğumun mümkün olduğunu göreceksiniz. Başka bir yerde dediğim gibi bir doğumda yaşanabilecek en büyük komplikasyon korku ve gerginliktir.
  8. Gerektiğinde destek istemekten çekinmeyin. Tek başına her şeyle mücadele etmek zorunda değilsiniz unutmayın.
  9. Doğumda ve hayatta ihtiyaçlarınıza sahip çıkın ve talep edin. Talep etmekten çekinmeyin. Talepleriniz karşı taraf tarafından duyulmuyorsa, umursanmıyorsa seçimlerinizi ve talep etme biçiminizi tekrar gözden geçirin. Bu doktor seçimi içinde, eş seçimi içinde başka seçimler içinde geçerli. İlişkinin temel kuralının aynı dili konuşmak olduğunu unutmayın. Sizinle aynı dili konuşan kişileri hayatınızın her alanında seçmeye çalışın.
Yayın tarihi: 04.05.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.