Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BİYOLOJİK İLAÇLAR GÜZEL OLDUĞU KADAR KÜSTAH DA OLABİLİR

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Torun’un YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Romatizmal hastalıklar denildiğinde pek çoğumuzun aklına ileri yaşlarda meydana gelen sorunlar geliyor. Oysa romatizmal hastalıklar iltihaplı (inflamatuvar) romatizmal hastalıklar ve iltihaplı olmayan romatizmal hastalıklar olarak iki büyük gruba ayrılıyor. Bu iki grup altında yer alan hastalıkların bazıları yaştan bağımsız olarak da görülebiliyor. Son yıllarda ilerleyen teknolojiyle romatizmal hastalıkların gerek tanı gerekse tedavisinde farklı yöntemler kullanılıyor. Tedavide kullanılan, vücudumuzda olan bir yapıyı hedef alan biyolojik ilaçlar ise ilgi çekiyor. Romatizmal hastalıklar ve biyolojik ilaçlar ile ilgili Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Karadağ ile merak edilenleri konuştum.

ROMATİZMAL HASTALIKLAR NEDİR?

Romatizma denildiğinde tek bir hastalık anlamına gelmiyor. Hareket etmemizi sağlayan kas, kemik, eklemler ve çevresindeki dokularda ağrı ve hareket kısıtlılığına, bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara, genel olarak romatizma diyoruz. Romatizmal hastalıkları iltihaplı romatizmal hastalıkları ve iltihaplı olmayan romatizmal hastalıklar olarak iki gruba ayırabiliriz.

İltihaplı romatizmal hastalıklar arasında romatoid artrit, ankilozan spondilit, sedef romatizması, bağ dokusu hastalıkları sayılabilir. Eklem kireçlenmesi (osteoartrit) ve mekanik bel ağrısı ve bel fıtığı (disk hernisi) iltihaplı olmayan romatizmal hastalıklara örnek olarak verilebilir.

Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar ise kas-iskelet sistemi dışında derimizi etkileyip kızarıklık veya döküntü sebep olabilir. Hastaların bir kısmında ise iç organlar (akciğer ve böbrek gibi) etkilendiğinde bunlara bağlı sorunlar görülebilir. Birçok romatolojik hastalığın genetik olarak yatkın kişilerde, enfeksiyon veya adı konamayan bir tetikleyiciye maruz kalınması sonrası hastalığın geliştiği düşünülmektedir. Her ne kadar romatizmanın nedenleri tamamen aydınlatılamamışsa da şişmanlık yani obezitenin dizlerde kireçlenmeyi arttırdığı aşikardır. İltihaplı romatizmal hastalıklar açısından en iyi bilinen çevresel etken, sigara kullanımıdır. Ailesinde romatoid artriti olan bireylerde sigara kullanımı hastalık gelişimi riskini belirgin şekilde arttırmaktadır.

ROMATİZMAL HASTALIKLARIN TANISINDA DİKKAT EDİLECEKLER HUSUSLAR NELERDİR?

En önemli kural, romatizmal şikâyeti olan hastaların hekim değerlendirmesinden sonra kan ve görüntüleme tetkiklerinin yapılmasıdır. Bu testler tarama testi olarak kullanılmaz. Şikâyeti olmayan kişiden istenmemelidir.

Romatolojide kas iskelet ultrasonografisi, iltihaplı eklem romatizmalarının erken tanısında faydalı olmasının yanı sıra eklem ve entezis bölgelerindeki iltihabın belirlenmesi ve takibi için de kullanışlıdır.

Yine artan sıklıkta kullandığımız İltihaplı bel romatizması (Ankilozan spondilit) için leğen kemiklerinin MR ile değerlendirilmesi (Sakroiliak MR) özellikle röntgende tanısı konulamayan hastalarda, hastalığın erken tanısı için oldukça kullanışlıdır.

ROMATOLOJİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Romatizmal hastalığı olan hasta için kişiye özel tedavi planı hazırlanmalıdır. Romatoid artrit ve sedef romatizması için hastaların tedavisinde hastalığın ilerlemesini önleyici, ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın şiddeti ve hastanın diğer olası problemlerini de göz önüne alarak bu ilaçlardan bir veya birkaçı aynı anda başlayıp takiplerle dozları düzenlenmektedir. Hastalara kısa süreli düşük dozlarda kortizon ve kortizon olmayan iltihap kurutucular de önerilmektedir.

Ankilozan spondilit ve erken dönemi olan spondilartritlerde kortizon olmayan iltihap kurutucular ilk aşamada önerilmektedir. Bu ilaçlar sadece ağrıyı kesmez, aynı zamanda hastalığın ilerlemesini de önleyici rolleri vardır. Ayak bileği, diz ve kalça gibi eklemlerinde tutulum olan hastalarda hastalık modifiye edici ilaçlar kullanılmaktadır.

Bugün için ülkemizde romatoid artrit, sedef romatizması (psöriatik artrit) ve ankilozan spondilit gibi birçok hastalıkta hastalık modifiye edici ilaçlara yanıt alamadığımız hastalarda ‘biyolojik ilaçları’ kullanıyoruz.

BİYOLOJİK İLAÇ NEDİR?

Teknolojik gelişmelere paralel olarak birçok hastalıkta, hastalıklarımızın vücudumuzda hangi şekilde iltihap ve harabiyete yol açtığı daha iyi anlaşılmıştır. Örneğin; Ankilozan spondilit hastalarının iltihabın en yoğun olduğu leğen kemikleri bölgesinden alınan dokuda TNF dediğimiz bir iltihap arttırıcı maddenin arttığı gösterilmiştir. Hastalarımızı tedavi etmek için TNF ye karşı antiTNF ilaç kullanılması, hastaların şikayetlerinde belirgin azalmaya yol açtığı belirlenmiştir. Yani hastalığa neden olan maddelere karşı veya bunların oluşumunu engellemek için vücudumuzda olan bir yapıyı hedef alan tedavilere ‘Biyolojik ilaç’ diyoruz. Aslında en fazla bilinen biyolojik ilaç şeker hastalarında kullanılan insülindir.

Biyolojik ilaçlar, yüksek teknoloji ürünü olması nedeniyle diğer ilaçlara kıyasla pahalı ilaçlardır.Tıpkı şeker hastalarının hepsine insülin önermediğimiz gibi romatizmal hastalıkların tedavisinde de hastaların tedavisini tamamen o hastanın mevcut durumuna hastalık özelliklerine ve birlikte olabilecek diğer hastalıklarına göre ayarlıyoruz. İlk aşamadaki ilaçlarla kontrol altına alınamayan durumlarda biyolojik ilaçlar gündeme gelmektedir.

“BİYOLOJİK İLAÇLAR GÜZEL OLDUĞU KADAR KÜSTAH DA OLABİLİR”

Biyolojik ilaçların olası yan etkilerini daha iyi anlayabilmek adına tekrar vücudumuzdaki TNF molekülü örneğine bakabiliriz. Tüberküloz yani verem hastalığı, günümüzde oldukça başarılı aşı ve tedavi politikalarıyla kontrol altına alınmıştır. Ancak bu mikrop, vücudumuzda normal sağlıklı bir kişide hastalık yapmadan da bulunabilmektedir. Bu duruma latent enfeksiyon diyoruz. Bu mikrobun vücudumuzda tabiri uygunsa hastalık oluşturmadan uykuda tutulmasında TNF molekülünün oldukça önemli rolü vardır.

Biyolojik ilaçların gerekli hazırlıklar yapılmadan ve koruyucu önlemler alınmadan kullanılması, latent enfeksiyonu olan hastalarda, tüberkülozun yeniden canlanmasına yol açabilir. Türk filmlerinin klasik repliğini kullanacak olursak ‘biyolojik ilaçlar güzel olduğu kadar küstah da olabilir’.

Bu nedenle İltihaplı romatizma hastalarında ilk aşamada kullanılacak ilaçlara yanıt alamadığımızda yani biyolojik tedaviye aday hastalarda ‘uykudaki’ tüberküloz ve viral hepatitler (Hepatit B) açısından tarama yapıyoruz. Bu testlerdeki pozitiflik hastaların aktif tüberküloz olduğu anlamına gelmiyor. Pozitiflik varsa hepatitler veya uykuda tüberküloz açısından koruyucu ilaç başladıktan sonra biyolojik ilaçları güvenle kullanabiliyoruz.

Yayın tarihi: 22.05.2019
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.