Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

TAKSİM GEZİ’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Günlerdir Taksim Gezi Park’ında yaşanan olaylar nedeniyle hepimiz gergin ve endişeliyiz. Tüm toplumu ilgilendiren önemli gelişmeler yaşanıyor. Hepimiz etkileniyoruz.

İlgili ve yetkililerin yatıştırıcı ve sakinleştirici olmasını beklediğimiz günlerde zaman zaman tansiyon yükseliyor, olaylar farklı noktalara sürükleniyor. Aslına bakarsanız Taksim Gezi Parkı’nda ağaçları korumak adına başlayan olaylar giderek yön değiştirerek siyasi boyutu da içine alan protestolara döndü. Canlar yandı, hiç istemediğimiz görüntülere tanık olduk. Konuyla ilgili olsun olmasın birçok kurumun olaylar hiç olmamış gibi tepkisiz kalması da gösteriye katılanların tepkisini çekti.

Bütün yaşananlar ne yazık ki hepimizi ilgilendiriyor. Zira ülke bizim, insanlar bizim. Protestoların yanında da yer alsanız karşısında da yer alsanız yaşananlar hepimizin canını yakıyor. Zarar görenler de zarar verenler de bizim vatandaşlarımız. Televizyonlarda izlediğimiz görüntüler çok üzücü, çok ürkütücü ve çok korkutucu.

Tüm bu kargaşa arasında gözden kaçırdığımız başka şeyler de var maalesef: Çocuklarımız! Çocuklar da bu olaylara tanık. Üstelik sadece görüntüleri izleyerek değil, yaşayarak da tanık oluyorlar. Gösteriye katılan anne babalar çocuklarını da götürüyorlar ve ortamda zaman zaman yaşanan şiddet ve kargaşa en çok onları etkiliyor. Onlara zarar veriyor. Bu açıdan çocuklar farklı açılardan da olumsuz etki altında kalıyorlar. Birincisi görerek ve büyüklerin anlattıklarından ya da yaşadıklarından duyarak, ikincisi anne babalarıyla protesto yürüyüşlerine katılıp doğrudan yaşarak, üçüncü olarak da eylemlerde yer alan diğer bireyler gibi ortamın olumsuz fiziki koşullarından etkilenerek.

Elbette ki katılmadığımız ya da karşı olduğumuz durum ve gelişmeleri protesto etmek demokratik bir haktır. Böyle bir eylemi haklı görebilir ya da haksız bulabilirsiniz. Bu tamamen bireysel özgürlük ve düşüncelerinizle ilgilidir. Ancak çocukların yaşayabileceği olumsuzluklar kişisel tercihlere göre değişebilen bir şey değildir. Dolayısıyla onların en az olumsuzluk yaşamaları konusunda hepimizin hassas olması ve hassas davranması gerekir.

Televizyonlarda birbirine saldıran, koşuşan, kaçan insanları ve onlarla karşı karşıya bulunan polis ve asker üniformalı insanları çocuklara anlatmak zor. Öncelikle neden bu kargaşanın yaşandığını açıklamak gerek. Çocuklarla konuşurken mümkün olduğunca kurumları ve kurumlar adına görev yapan yetkilileri karalamadan, hedef göstermeden durumu açıklamaya çalışmalı. Bu eyleme destek verseniz de karşı olsanız da herhangi bir anda polis ya da asker resmi görevlilere ihtiyaç duyabileceğimizi bilerek çocukların bu kişilere ve kurumlara olan güvenini sarsmamaya dikkat etmek gerekir.

Öncelikle her zaman olduğu gibi, özellikle küçük yaştaki çocukların şiddet içeren görüntüler izlemesinin önüne geçmek, protesto ve eylemleri sorduğunda da durumu anlayacağı kelimelerle açıklamak gerekir. Burada elbette aile olarak inandığınız şekilde konuşmalısınız ama asla çocuklara kin, nefret ve düşmanca söylemlerde bulunmamak gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim.

Bir parkta yapılacak bir düzenleme nedeniyle bu düzenlemeyi isteyen ve istemeyen gruplar arasında tartışma çıktığını ve bir türlü anlaşmaya varamadıklarını, olayların bazen kontrolden çıktığını, kalabalıklar halinde yüründüğü için çevreye de zarar verilmemesi açısından devletin güvenlik kuvvetleri tarafından önlenmeye, durdurulmaya çalışıldığını söyleyebilirsiniz. Ek olarak çocukların algı düzeyine ve sorularına göre açıklamayı bu çerçeveden çok çıkmadan genişletebilirsiniz. İlkokul ikinci kademe çocukları olayları ve gelişmeleri anlayıp takip edebilecek, yorum yapabilecek düzeyde olduklarından onlarla yine görüntüleri çok izletmemeye çalışarak daha ayrıntılı konuşmalar yapılabilir.

Önemli olan bu olaylar yatışıp her şey geçip gittiğinde çocuklarımızın kafasında korkunç kavramlar, kişiler ve kurumlar yer etmemiş olmasıdır.

Bu açıdan ülke yönetiminde söz sahibi olan siyasilere, yetkililere ve resmi görevlilere de büyük iş düşüyor. Hem temsil ettikleri kurumlar adına hem de ülke yönetimindeki ağırlıkları nedeniyle daha ılımlı, sakin ve yatıştırıcı rol oynamaları çok önemli. Hepimiz aynı gemide yol alan insanlarız. Gemi batarsa kimse kurtulamaz. Amaç birbirimize ve çevremize zarar vermek değil, demokratik hak kullanmaksa bu hakkı kullanırken ne kendimizin, ne çevremizin, ne de ülkemizin zarar görmemesi için tüm kurumlar ve bireyler olarak çok özenli davranmak zorunda olduğumuzu unutmamak gerek. 

Yayın tarihi: 10.06.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.