Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

NEYİ, NASIL ÖĞRENİYORUZ?

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bir adam, bir kartal yumurtası bulur ve yumurtayı tavuk kümesinin içine koyar. Yavru kartal, kümesteki diğer civcivlerle birlikte yumurtadan çıkar ve onlarla beraber büyür. Kümesteki civcivler gibi o da böcek ve solucan bulmak için toprağı eşelemeyi ve gıdaklamayı öğrenir ve her tavuk gibi kanatlarını açtığında yerden sadece birkaç metre havalanabilmektedir.

Yıllar geçer ve kartal iyice yaşlanır. Birgün masmavi gökyüzünde o güne kadar hiç görmediği kadar büyük bir kuş görür. Dev kuş altına benzeyen ve çok kuvvetli olduğu belli olan kanatlarının büyük hareketleriyle gökyüzünde rahatlıkla süzülebilmektedir. Yaşlı kartal, gökteki kuşu bir süre şaşkınlıkla izler ve “Bu da kim?” diye sorar yanındaki arkadaşına.

“O büyük göklerin kralıdır ve gökyüzüne aittir, biz tavuklarsa yeryüzüne” der arkadaşı. Yaşlı kartal bir süre daha hayranlıkla izler tepesinde süzülen hemcinsini.

Ve bir tavuk olduğunu düşündüğü için de bir tavuk olarak ölür...

Öğrenmek, insan olarak hem bilinçli hem de bilinçsiz olarak yaptığımız çok önemli bir işlevdir. Fark etmeden o kadar çok şey öğreniriz ki, nasıl öğrendiğimizi, nereden öğrendiğimizi bile bilmeyiz bazen. Bilinçsiz öğrenme dediğimiz, özel bir dikkat göstermeden, yani farkında olmadan öğrenme, psikolojide 'örtük öğrenme' ya da 'gizil öğrenme' olarak tanımlanır.

Öğrenmek çok önemlidir ve yaşama tutunmamızın önemli noktalarından biridir. Bir çok şeyi öğrenerek hayatımıza yerleştiririz.. Çocukken önce ayakta durmayı öğreniriz, sonra yürümeyi öğreniriz, okulda derslerimizi, yapmamız gerekenleri, kendi kendimize yetmeyi, yanlışlarımızdan dersler çıkarmayı, deneyimlerimizi kullanmayı öğreniriz. Öğrenmenin sonu yoktur, sınırsızdır.

'Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir' diyen Socrates, öğrenmeye duyduğumuz ihtiyacı ve öğrenmenin sınırsızlığını çok güzel ifade etmiştir.

Hep olumlu, hep güzel bir eylem olarak düşünürüz öğrenmeyi.

Oysa bakış açımızı değiştirmezsek, yanlışlarımızdan korkmayı da öğreniyoruz. Bir başarısızlığın ardından yeniden denememeyi ve bir daha yanlış yapma korkusuyla adım atmamayı. Olumsuzlukları da öğreniyoruz.

Özellikle bizim eğitim sistemimiz ve aile yapımız 'olumsuz motivasyon' üzerine kuruludur. Buna göre biz nasıl başarısız olduğumuz başımıza kakılarak büyütülür, okulda nasıl başarısız olduğumuz vurgulanarak eğitilir, toplum içinde nasıl başarısız bir birey olduğumuz söylene söylene sosyalleşiriz.

Bebeklik ve ilk çocukluk döneminden sonra, bize hep neleri yapamayacağımız anlatılır. Hayallerimiz bile kısıtlanır. 'Olmayacak duaya amin demek' şeklinde bir deyişimiz bile vardır. Dualarımız, dileklerimiz, heveslerimiz, hayallerimiz, aşklarımız hep yarım kalır. Çünkü asla yapamayacağımız, başaramayacağımız öğretilmiştir. O kadar inanır, o kadar sahipleniriz ki bu başarısızlık elbisesini, bir süre sonra denemekten, hatta düşünmekten bile vazgeçeriz.

Bazen öğrendiklerimiz yanlış olur. İşte bu öğrenme biçimi, bu koşullanma yanlış olandır. Hayat, ne geçmişte ne gelecekte, tam şu anda yaşanandır.

Lütfen hayatınıza, bakış açınıza, yapabileceklerinize, düşüncelerinize, hayallerinize kısıtlama getirmeyin. Kendi kendinize sınırlar koymayın. Çocukluğunuza dönün. Ya da en yakınınızdaki çocuğa bakın.

Bir çocuk, ilk adımlarını atmaya başladıktan sonra, defalarca düşer, canı yanar, ağlar, bazen yaralanır ama denemekten asla vazgeçmez. Çünkü o kendisini durdurmaya ve tutmaya çalışanlara inat, ayakta durmaya çalışır.

Ayakta durduğunda da vazgeçmez, yürümeye, koşmaya çalışır. Hep bir adım ileri, hep daha fazlası.

Siz de ayakta durun, kendi ayaklarınızın üzerinde dururken, sonraki adım için güç toplayın ama asla vazgeçmeyin.

Öğrenirken, neler yapamayacağınızı anlatanlara kulaklarınızı kapayın ve içinizdeki sesi dinleyin.

O sizi nereye götüreceğini bilir.

Sevgilerimle, yeni haftanız güzel geçsin...
 

Yayın tarihi: 14.06.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.