Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

İÇE DÖNÜK, İÇE KAPALI, ÇEKİNGEN!

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

865 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Sıklıkla kullandığımız içe kapanıklık, çekingenlik ve içe dönüklük kelimeleri aslında birbirine çok yakın tanımlar ama ince sınırlarla ayrılan anlamları var.

Birbirimizi tanımlarken ya da kişilik özelliklerimizi ifade ederken genellikle bu tanımlamaları kullanıyoruz ancak genellikle olumsuz anlamlar yüklüyoruz. O nedenle kelimeleri ve anlamlarını netleştirmek gerekiyor. 

İçe kapanık kişiler; toplum içerisinde ve sosyal ortamlarda bulunmak istemeyen, kalabalık ortamlardan kaçan, sadece yakınlık kurduğu belirli kişilerle ilişkide olan kişilerdir.

Çekingen kişiler; sosyal ortamlarda bulunmak isteyen ama derin korku ve endişe duyduğu için bu ortamlara giremeyen, insanlarla olan ilişkilerinde çekingen davranan kişilerdir. Motivasyon düşüklüğü yaşarlar.

İçe dönük kişiler; sosyal ilişki kurmakta sorun yaşamayan ancak yalnız kalmayı tercih eden, kalabalık ve sosyal ortamlarda bulunmaktan rahatsız olan, halk arasında ‘evcimen’ adıyla bahsettiğimiz kişilerdir.

İçe kapalı

Bu kavramları bir örnekle açıklamak gerekirse; bir şirketin çalışanlarının yemek ve eğlence amaçlı bir organizasyona davet edildiğini varsayalım. Burada bu 3 kişilik özelliğine sahip bireylerin tutumları şöyle olur:

İçe kapanık birey: Orada kimseyi tanımıyorum, yabancılık çekerim ya da yakınlık kurmakta zorlanırım. Bu yüzden gitmeyeceğim.

Çekingen tip: Aslında güzel bir organizasyon, ama ben tek başıma oraya gidemem. Yakın bir arkadaşım da gelirse belki gidebilirim.

İçe dönük tip: Aslında katılmak güzel olabilir ama muhtemelen ortam çok kalabalık olur. Kalabalık ortamları sevmem, evde kitap okumayı tercih ederim.

İÇE DÖNÜK KİŞİLER

  • Yalnız kalmak istedikleri için kalabalık ortamlarda bulunmazlar.
  • Kendilerini grubun bir parçası olarak görmezler ve gruba ait hissetmezler.
  • Sosyal kaygı duymazlar, herhangi bir durumdan kaçma amaçları yoktur.
  • Toplumun beklentisini önemsemezler, rahat ettikleri ortamlarda bulunmayı seçerler.

İÇE DÖNÜK KİŞİLERİN OLUMSUZ ÖZELLİKLERİ

İçe kapalı

Bilindiği gibi toplumsal ilişkilerin ön planda olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve bu ortamın da gerektirdiği birtakım özelliklere sahip olmamız gerekiyor.  Aile hayatı, arkadaş ilişkileri, evlilik, kariyer gibi birçok alanda içedönük bir yapıya sahip olmanın olumsuz etkileri görülebilir. 

Biz istesek de, istemesek de, sosyal ortamlara girmek, yakın ilişkiler kurmak ve toplumun bir parçası olarak bulunduğumuz ortama ayak uydurmak zorundayız.  Bu yüzden kişi yalnız kalmayı tercih ettiği zaman; hayatındaki problemler artış göstermekle birlikte, bu problemlerle başa çıkma kuvveti de bir o kadar azalır.

Aynı zamanda depresyon başta olmak üzere bazı psikolojik rahatsızlıkların, içe dönüklüğün ileriki aşamalarında görülme olasılığının yüksek olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur.

İÇE DÖNÜK KİŞİLERİN OLUMLU ÖZELLİKLERİ

İçe dönük

İçe dönüklüğün genel özelliklerine bakıldığında kişi için tamamen olumsuz olduğu düşünülse de, yapılan son araştırmalarla da birlikte olumlu etkilerinden de söz etmek mümkün. Dengeli bir içe dönüklük kişiye fayda sağlayabilir. 

  • Sahip oldukları arkadaş sayısı az olsa da, kurdukları ilişkiler sağlam ve uzun sürelidir.
  • Daha sakin, uzun soluklu düşünerek karar alırlar ve bu da onların daha bilinçli olmalarını sağlar.
  • Uzun süre yalnız kalabildikleri için, odaklanma ve tek başına çalışma yeteneklerine sahiptirler.
  • Gözlem ve analiz yapabilme konusunda başarılıdırlar.
  • Yakınlarına dinginlik ve derinlik sağlayabilirler.
  • Yeri ve zamanı gelince açıklama yapma ve kendi kendini eğitme konusunda da içe dönüklüğün kişiye olumlu etkileri vardır.

İÇE DÖNÜKLÜK - DIŞA DÖNÜKLÜK - DENGE

Çekingen

İçe dönüklük toplumda sık karşılaşılan bir kişilik yapısı fakat yine de dışa dönük kişilerin ağır bastığı bir toplumda bulundukları için hayat onları fazlasıyla zorluyor. Bu yüzdendir ki, hayat dışa dönük kişilerin odağında yaşandığı için içe dönüklüğün perde arkasındaki olumlu özellikleri pek az kişi tarafından biliniyor. 

Aslında onların varlığı, hayatın hareketli ve hızlı temposu içinde sakinlik ve denge unsuru olarak çok önemli.

Ancak diğer bir dikkat edilmesi gereken nokta, içe dönüklüğün ve dışa dönüklüğün sınırlarını netleştirmektir. Her zaman söylediğimiz gibi denge önemli. 

Dışa dönüklüğün de kendi içinde bazı olumsuz özellikleri olduğu gibi, içe dönüklüğün fazlası da yorucu ve zorlayıcı olabilir. Vurguladığımız temel şey, toplumun dışa dönük odaklı yaşadığı, içe dönüklüğün de olumlu özelliklerinin olabileceğinin farkında olması gerektiği, dolayısıyla içe dönük kişilerin toplumdan tamamen dışlanmaması gerektiğinin bilincine varılmasıdır.

NEDEN İÇE DÖNÜK?

İçe kapalı

Kişinin içe dönük veya dışa dönük bir kişiliğe sahip olması büyük ölçüde doğuştan gelen, mizaç denilen özelliklere dayanır. Doğumla birlikte çevresel etkenlerin de birleşimiyle gelişir ve yıllar içerisinde bir kişilik tutumu haline gelebilir.

Davranışların sebepleri incelendiğinde, her zaman olduğu gibi en başta anne baba tutumlarının öneminden bahsetmek gerekli. Anne babanın aşırı koruyucu ve baskıcı tutumu, çocuğun topluma katılmasına fırsat vermemesi, çocuğun küçüklükten itibaren yalnızlığı tercih etmesine sebep olabilir. Aynı zamanda, çocuğun sessiz olmasından dolayı anne baba tarafından azarlanması, dışa dönük olmaya zorlanması da bu durumu etkileyebilir. Anne baba, içe dönük çocuğun sosyal ortamlara girmesini sağlayarak azaltılabileceğini düşünse de, çoğu zaman bu düşünce tam ters etki yaratır. Çocuk bu zorlamalara direnir ve sosyal ortamlardan kaçınma davranışlarında ısrar edebilir.

Aynı zamanda, çocuğun sosyal ortamlara girdiği bazı gelişim dönemleri ve bu dönemlerde edindiği arkadaş çevresi içe dönüklüğü olumlu-olumsuz etkileyebilir. Özellikle günümüzde yaş ortalaması gittikçe düşen ergenlik döneminde (13-24 yaş) okul ve aile ortamındaki ilişkiler önemsenmelidir. Genellikle de bu dönemde veya ana okul-ilkokula başlanan yaşlarda içe dönüklüğün belirtileri görülebilir. Yanlış arkadaş ilişkileri, sosyal ortamlarda yaşanan aşağılanma duygusu (örneğin derste öğretmen tarafından azarlanma), akran zorbalığı gibi sebepleri de sayabiliriz.

AİLELER NE YAPMALI?

İçe dönük

Öncelikle çocuğunuzun davranışlarının çekingenlik, içe kapanıklık veya içe dönüklük kavramlarından hangisine ait olduğu konusunda farkındalık kazanılmalıdır. İçe dönüklük bir tercih sebebidir ve bunu değiştirmek ailelerin tahmin ettiği şekilde gerçekleşmez. İçe dönüklük kişinin hayatına tamamen olumsuz etki eden davranış biçimi değildir, bunun da farkında olmalı ve çocuğumuza da doğru yansıtmalıyız. Dışa dönük kişilere kıyasla sahip oldukları olumlu özelliklerini görmezden gelmek haksızlık olur. Sadece olumsuzu değil, başardığı ve üstesinden geldiği durumları da ona göstererek motive etmeli ve cesaretlendirmeliyiz. Eğer bu yapılamazsa istemeden de olsa toplumdan daha fazla uzaklaşmasına sebep olabileceğinizi unutmayın.

İçe kapanıklık bireyi toplumsal ilişkilerde, sosyal ortamlara girmekte zorlayabilir ancak bu bireyin sağlıklı ilişkiler kuramayacağı anlamına gelmez. Aksine içe kapalı bireyler daha seçici olmaları sebebiyle, daha az insanla daha kalıcı ilişkiler kurabilirler.
İçe dönük kişiler ise, sosyal ortamlara girme konusunda sıkıntı yaşamamalarına rağmen tamamen kişisel sebeplerle daha sakin ortamları tercih ettikleri için onları zorlamak ve istemedikleri ortamlara girme konusunda yönlendirmek kişisel ilişkilerine ciddi anlamda zarar verir.

Çekingen bireyler, toplumla olan ilişkilerde onları cesaretlendiren, destekleyen insanlara ihtiyaç duyarlar. Diğer bireylerle olan ilişkilerinde ilk adımı atan olmak istemezler, bir ilişkiyi başlatma konusunda daha ürkek davranırlar ancak ilk adım atıldıktan sonra gayet sağlıklı dostluklar geliştirebilirler. 

Toplumla bireyin, bireyle bireyin ilişkisini yorumlarken farklı olan her davranışın arkasında psikolojik bir sorun varmış gibi düşünmek yanlıştır. Aksine farklılıklar kişisel özelliklerimizdir ve bizi toplumun diğer bireylerinden ayıran zenginliğimizdir. Herkesin birbirine benzediği bir dünya, heyecanı ve sevinçleri azalmış bir hayat sunar bize. Birbirimizi tanımak ve yeni ilişkiler geliştirmek konusunda hevesimiz yok olur. Oysa hayat yeni ve farklı olanla tek düzeliğinden uzaklaşır. 

Çocuklarınızı ve diğer insanları bir takım tanımlarla etiketlemek yerine kişisel özellikleri olarak görmek, aynı şekilde kendimizi de sahip olduğumuz özelliklerimize sahip çıkarak kabul etmek hepimiz için hayatı kolaylaştıracak tutumlardır.

Yayın tarihi: 13.05.2016
865 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.