Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ELEKTROMANYETİK ALANLAR-TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Hep anlatılır, hep sıklıkla duyarız ama işin ciddiyetini bizzat yaşayınca anladım. Son zamanlarda 8 yaşındaki kızım ve ben anlamsız mide soırunları yaşıyoruz. Özellikle kızım neredeyse her gün ilaç kullanmaya başladı. Ardından ben, durup dururken ortaya çıkan mide bulantıları, halsizlik ve baş dönmeleri yaşamaya başladım. Üstelik ortada görünen herhangi bir sebep de yok. Önceleri, midemi üşüttüm ya da çok yoruldum ondandır diyerek geçiştirdiğim sorunlar, giderek sıklaşmaya başlayınca bir tuhaflık olduğunu fark ettim ama insan neye yoracağını da bilemiyor. Özellikle eve geldiğimde yaşadığım gerginlikler, durup dururken ortaya çıkan sinirlilik ve mutsuzluk hali, garip mide sorunları ve bozulan uyku düzenim konusunda dert yandığım bir hekim arkadaşım; “Acaba bilgisayar başında çok mu çalışıyorsun?” deyince beynimde bir şimşek çaktı. “Üstelik sadece bilgisayar değil, evdeki neredeyse tüm elektrikli aletler ve cep telefonları ciddi fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir, çünkü manyetik bir alan oluşturarak bütün bedeni olumsuz olarak etkilerler.” Şeklinde bir yorumla devam etti hekim arkadaşım. Daha önce bilgisayar ve internet bağımlılığı üzerine onlarca makale yazmış, defalarca televizyon programlarına katılıp bu konuyu vurgulamış bir insan olarak olayın psikolojik boyutunu anlatmıştım ama fiziksel rahatsızlıklar kısmını gözden kaçırmış olabilir miydim? Bilgisayarlar ya da başka teknolojik aletler nedeniyle fiziksel rahatsızlıklar olabilir miydi? Bu konu o kadar çok kafama takıldı ki küçük bir araştırma yapmak istedim.Çünkü gün içinde ofiste danışanlarımla görüşmekten bilgisayarla fazlaca haşır neşir olamıyorum ama eve gelince neredeyse gece yarılarına kadar bilgisayar başındayım. Yazmam gereken yazılar, farklı sitelerde cevaplamam gereken sorular nedeniyle uzunca bir süreyi bilgisayar başında geçiriyorum. Bir de telefon konuşmalarını hesaba katınca durum epeyce bir karışık hale geliyor.

Aynı gün akşamı yine bilgisayar başında bu kez manyetik alanlar ve etkileri üzerine bir araştırma yapıyorum ve öğrendiklerim karşısında neredeyse küçük dilimi yutacak hale geliyorum. Özellikle bir uzmanla yapılmış uzunca bir röportaja denk geliyorum. Bahsettiğim uzman uzun yıllar boyunca NASA’da çalışmış, Savunma Bakanlığı ve Tübitak’ta önemli görevler üstlenmiş Profesör Dr. Selim Şeker. Pek çok platformda elektomanyetik alanların insanlar üzerindeki biyolojik etkilerini anlatmış, bu konuda önemli projelerde bulunmuş. Anlattıkları tüyler ürpertici şeyler. Benim asıl korkum çocuklar üzerine oluyor. Çünkü malumunuz çocuklarımızın ödevleri de artık bilgisayarlar üzerinden yapılıyor. Hatta kızımı bir ders ve test sitesine üye yaptık elbirliğiyle. Bu sitede çocuklar üye olarak, okuldaki derslerine paralel olarak alıştırma testleri çözüp,eksiklerini tamamlıyorlar. Biz de mutlu oluyoruz, ’aman, ne güzel, şu mereti sadece oyun için değil, dersleri için de kullanıyorlar’ diye (!)

Bu durumu düşününce sinirlerim bozuluyor, çünkü Prof. Selim Şeker, evde bulunan tüm aletlerin elektomanyetik dalgalar yaydığını ve bu dalgalara uzun süre maruz kalmanın korkunç sonuçlarını uzun uzun anlatmış. Evlerimiz gerçekten de teknoloji üssü gibi. Mikrodalga fırınlardan, elektonik çamaşır, bulaşık makinelerine, en gelişmiş televizyonlardan, kablosuz video oynatıcılarına kadar hayatımızı kolaylaştıran bütün aletlerin aslında DNA’larımızı yani genlerimizi bozduğundan eminin pek çoğumuzun haberi yok. Hele son derece gelişmiş, neredeyse küçük birer mucize haline gelmiş cep telefonlarının verdiği zararlar akıl alacak gibi değil. En basitinden televizyonu düğmesinden değil de, uzaktan kumandadan kapatıp, tüm gece boyunca ‘stand by’ durumunda bırakmak, kolaylık gibi görünse de verdiği zararlar inanılmaz.

Profesör Selim Şeker’e göre; elektromanyetik alanlara aşırı hassasiyet sonucu fiziksel rahatsızlıklar da görülebiliyor. Yani baş ağrısı, halsizlik, stres, uyku bozukluğu, ciltte yanma ve batma hissi, acı, alerji, göz yanması, kalp ritim bozukluğu, denge kaybı, depresyon eğiliminde artış, konsantrasyon bozukluğu ve benzeri problemler oluşabilir. Gece uykusuzlukları yapabilir. Çünkü melatonin salgılanmasını azaltarak uyku ritmini bozabiliyor. İnsan beyninin elektriksel devrelerine etki ettiğinden nörolojik ve davranışsal rahatsızlıklara sebep olabilir. Örneğin beyin tümörü riskinin 5 kat arttığı yine bir bilimsel araştırmanın sonucudur. Elektromanyetik dalgalar aynı şekilde, beyin hücrelerinin ölümüne yol açar ve kan ile beyin arasındaki koruyucu duvara zarar verir. Dolayısıyla beyni dışarıdan gelen zararlı etkilere açık hale getirir. En üzücü durumlardan biri de çocuklarda kansere sebep olabilir. Çünkü çocuklar daha çok etkilenir. Bir yetişkine göre, rahatsızlanma olasılıkları daha yüksektir. Alzheimer hastalığına ve meme kanserine sebep olabilir. Sperm sayısını azaltabilir. Sayın Şeker, bu bulgulara ek olarak daha pek çok olası riski de eklemiş. Okuduğunuz her satır da tüyleriniz diken diken oluyor. Son yıllarda çok moda olan 3G iletişim teknolojisinin ve baz istasyonlarının zararları da anlatmakla bitmeyecek türden.

Aşağıda haberin bağlantısını veriyorum. Siz de okuyun ve tehlikenin farkına varın. Ben kendi adıma Profesör Şeker’in önerilerini olabildiğince uygulamaya başladım. Televizyonu düğmesinden kapatıyorum, bilgisayarla ve cep telefonuyla olan ilişkimi olabilecek en az düzeye indirdim. Zorunlu olmadıkça bilgisayarımı açık tutmuyorum, yattığımız odalarda televizyon, cep telefonu ve bilgisayar olmamasına özen gösteriyorum. Mümkün olduğunca sabit telefon kullanmaya çalışıyorum. Mikrodalga yerine normal fırın kullanmaya dikkat ediyorum. Lütfen siz de özellikle çocuklarınızın odasındaki tüm teknolojik aletleri kaldırın. Başka neler yapılabilir, neler yapılmalıdır, özellikle çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz konusunu ayrıca konuşalım.Yorumlarınızı bekliyorum.

Sağlıklı günler dileklerimle, sevgiler…

Profesör Selim Şeker’le yapılmış röportajı buradan okuyabilirsiniz.
 

Yayın tarihi: 13.03.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Merhaba,Serap Hn benimde 8 yaşında bir kızım var bizde dersleri ile ilgili bir siteye üye olduk.Esas sorunumuz öncelikle tv başında bıraksak sanırım hiç kalkmaz kavga gürültü kapatıyoruz.Sizden ricam bunu bir ebeveyn olarak kavga etmeden onun tüm çığlıkları zaten kısa sürüyor.Ben 25 yıllık çalışma hayatımı emekli olarak noktaladım,fakat çoğu zaman başetmekte gerçekten çok zorlanıyorum.Sizden ricam bu durumu kavgasız nasıl çözebilirim.Korumanın geçmişizdeki doğal çocukluk ortamında zannediyorum.

15.03.2012 18:32:07 Gül Başar

Daha çocuk sahibi değilim ama kara kara düşünüyorum çocuğum olduğu zaman en azından birkaç sene teknolojiden nasıl uzak tutarım ve doğal ortamda yetiştiririm diye. Günümüzde maalesef çok zor. Yazınız için teşekkürler, gerçekten bilmediğim şeyler öğrendim ve bu günden itibaren uygulamaya koyacağım.

13.03.2012 15:03:21 vildan gölbaşı
3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER