Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

CANLI YAYINDA BİR CİNAYETİN VE ÇOCUK TACİZİNİN İTİRAFI

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Türk televizyon programları arasında neredeyse bir kült program haline gelen ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’ programında dün bir ilk yaşandı ve bir süredir kayıp olan 3.5 yaşındaki Irmak’ın komşusu tarafından öldürüldüğünü milyonlarca insan canlı yayında öğrendik. Hem de katilinin ağzından.

Program sonrası ve kamera arkasında yaşananlar ise tam anlamıyla kan dondurucu bir trajediyi gözler önüne serdi. Irmak bazı sorunları nedeniyle ellerini sağlıklı kullanamıyor ve uzun süreli yürüyemiyordu. O minicik bir bebekti ve maalesef komşusu olan bir adam tarafından kandırılıp tacize uğrayarak hayatını kaybetti. Hepimiz ekranlar karşısında donduk kaldık. Üstelik küçük kızı arama çalışmaları sırasında mahalleden komşuları olan bazı insanlar cinayet zanlısı olan şahsı savunarak, onun katil ve tacizci olamayacağını savundular. Peki neye dayanarak? Bilemiyoruz. Bu güveni nasıl edindiklerini ve nasıl bu kadar savunabildiklerini o komşulara sormak lazım.

Öncelikle kabul etmek ve hakkını vermek gerekir ki, Müge Anlı’nın programı gerçek anlamda bir toplumsal görev üstlenmiş durumda.

Yıllarca aydınlatılamamış, açıklığa kavuşamamış pek çok olayı aydınlatarak, toplum yaşantımız içinde aksayan yönlerimizi göstermesi ve birçok insanı bir konu üzerinde bir araya getirebilmiş olması ciddi bir başarıdır.

Kimi zaman aile içerisinde yaşanan ve yıllardır süregelen sorunları çözüme kavuşturarak, kimi zaman faili meçhul cinayetleri gün yüzüne çıkarıp suçluların gereken cezaları almasını sağlayarak, kimi zaman kaybolan ve istemedikleri hayatlara sürüklenen bireyleri bulup ait oldukları yere getirerek aslında toplumsal yapının var olan sorunlarını çözme konusunda önemli bir misyon üstlenmiş durumda.
Bu anlamda programı ve başarısını kutluyorum.

Üstelik tüm bunları yaparken konu edilen tüm olaylar psikolojik, sosyolojik ve hukuki açılardan konunun uzmanları tarafından değerlendirilerek topluma ayna tutma görevini de ihmal etmiyor.

Cinayet, taciz, tecavüz, pedofili ne yazık ki ülkemizde çok sık görülüyor ve her geçen gün de bu oran artmaya devam ediyor. Suçlular ise kendilerince bir takım sebepler oluşturarak, yöntemler geliştirerek bunları gerçekleştirmeye devam ediyor. Kimisi çok pişman olduğunu söyleyip kısa sürede itirafta bulunurken, kimisi planlı bir yol izleyip olaya açıklık getirilmesini zorlaştırabiliyor. Böyle durumlarda halkın doğruyu ve yanlışı seçebilmesi, daha çok bilinçlenmesi açısından, yapılan bu program büyük bir fayda sağlıyor aslında.

Örneğin; Bir yakını cinayete kurban giden bir bireyin, olayın incelenme aşamalarına bizzat şahit olması, eğer katil yakınlarındaysa ve bu doğrulandıysa bundan sonraki hayatında çevresindeki insanlarla ilişki kurarken daha dikkatli davranması, yaşadığı bu zor süreçte doğruyu ve yanlışı tanıması açısından; hem doğrudan mağdur olan bireyin ya da yakınlarının hem de programı izleyen insanların bilinçlenmesini sağlayarak elde edilen faydanın tüm topluma dağılmasına da katkıda bulunuyor.

Dün yapılan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında, kız çocuğunun ve ailesinin komşusu olan H.A. yayın sırasında birbiriyle çelişkili yanıtlar vererek dikkatleri üzerine çekmişti. Daha sonra reklam arasında işlediği cinayeti itiraf ederek tutuklanmak üzere ekipler tarafından alındı. Türkiye’nin gündemine oturan bu haber, aslında topluma yönelik çok ciddi dersler içeriyor.

Bu olayla birlikte pedofilinin tehlikelerinden ve çocuk istismarlarında dikkat edilmesi gereken noktalardan bahsetmek istiyorum.

Çocuk istismarı, bir çocuğun bir yetişkin tarafından fiziksel, cinsel veya duygusal anlamda kullanılması, ona zarar veren davranışlarda bulunulmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü ise çocuk istismarını şöyle tanımlar: Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.

2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi´ne göre; "Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır". Bu yüzden yetişkinlerin, istismar konusunda yaş faktörünü dikkate alarak çocuklara gereğinden fazla sorumluluk yüklememeleri, onların birer çocuk olduğunu unutmamaları gerekir.

Çocuk istismarı derken genellikle cinsel istismar anlaşılıyor olsa da, fiziksel ve duygusal istismar da çocuk istismarının sıklıkla görülen diğer türleridir.

Cinsel istismar, çocukla cinsel haz amacıyla temas veya ilişki kurulmasıdır. Fiziksel temasın içerdiği ve içermediği bazı durumlar görülebilir:

  • Cinsel içerikli konuşmalar,
  • Pornografik filmler,
  • Çocuğun cinsel organına dokunulması ve kendisinden istismarcının cinsel organına dokunmasının istenmesi,
  • Teşhircilik, röntgencilik,
  • Tecavüz, ensest(aile içi cinsel taciz ya da tecavüz)

Duygusal istismar; çocukların ilgi, sevgi ve bakımdan yoksun bırakılarak, ihtiyaçları görmezden gelinerek psikolojik zarara uğratılmasıdır.
Sağlıklı bir aile ortamında büyümeyen çocuklarda ileriye dönük psikolojik rahatsızlıklar oluşmasının en önemli sebeplerinden birisi de budur.

Fiziksel istismar; ise, çocuğun vücudunda herhangi bir yerin kaza dışı yaralanması, örselenmesidir ve genellikle fiziksel şiddet uygulamak, dövmek, canını yakacak şekilde cezalandırmak sık görülen türleridir.

İstismara uğramış çocuklarda kısa ve uzun süreli bazı ruhsal problemler oluşabilir. Her çocukta görülmemekle birlikte, çocukların yaşa göre de verilen tepkiler değişebilir. Genel olarak aşağıdaki belirtilerden söz edebiliriz:

  • Yalnız kalma korkusu ve aileye daha fazla bağımlılık,
  • Ailede rol değişimi, erken olgunlaşma,
  • Yaşına uygun olmayan, uygunsuz yer ve zamanlarda cinsel içerikli konuşma veya davranışlarda bulunma,
  • Cinsellikle ilgili konularla eskisine göre daha fazla ilgili olma,
  • Dikkat eksikliği, okul ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar,
  • Öfke ve dürtü kontrol bozuklukları,
  • Kendine zarar verme davranışları,
  • Travma sonrası stres bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon gibi rahatsızlıklar görülebilir.
  • Kazanılmış becerilerde gerileme, altına kaçırma,
  • Uyku bozuklukları, kabuslar,
  • Bazı insanlara ya da yerlere karşı korku geliştirme,
  • Okuldan ya da evden kaçma,

Yaşanan bu travmalar içerisinde tanımlanması ve anlaşılması en zor olan ise, genellikle çocuğa yakın çevresindeki insanlar ve akrabaları tarafından yapılan istismara uğramış olmasıdır. Buna da günümüzde sıkça karşılaştığımız ensest adı veriliyor. Bu nedenle zarar gören, istismar edilen çocuğa ulaşmak çok zor olabiliyor. Çocuk kendisine yapılanı ya normal gibi görüyor ya da korkusundan kimseye anlatamıyor. Çocuk aile içinde en çok güvendiği ya da güvenmesi gereken kişi tarafından istismar edildiği için diğer herkes onun için doğal olarak güvenilmez oluyor.

Tüm bunların dışında istismara uğrayan çocuklar çoğunlukla yaşadıklarını aile büyüklerine ya da yakınlarına anlatamazlar veya uzun bir zaman sonra paylaşabilirler. Bunun birtakım sebepleri var:

  • İstismarcının tehdidinden korkabilir, içe çekilebilirler.
  • Nasıl anlatmaları gerektiğini bulamayıp, anlatmak istedikleri halde anlatamayabilirler.
  • Cinsel organlarına dokunulmasının yanlış olduğunu bilmeyebilirler.
  • Dışlanma ve suçlanma korkusu yaşayabilirler.
  • Anlattıktan sonra kendilerine inanılmayacağını veya zor duruma düşebileceklerini düşünebilirler.
  • Aile bireyleriyle ya da çevredeki otorite figürleriyle cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.
  • Cinsel içerikli konuları konuşmanın ayıp olduğu ve konuşulmaması gerektiği daha önce kendilerine söylenmiş olabilir.
  • İstismarcıya engel olamama nedeniyle suçluluk duyabilirler.
  • İstismarcının yaşı veya aile içindeki konumu sebebiyle ona itaat etmek gerektiğine inanabilirler.
  • Cinsel istismarı anlattıkları kişiler tarafından, tekrar istismara uğramaktan korkabilirler.
  • İstismarcı tarafından aile bireylerine ya da kendisine zarar verileceği korkusu yaşayabilirler. Bu şekilde tehdit edilmiş olabilirler.
  • Şiddet, cinsel şiddet, cinsellik hakkında yeterli bilgiye sahip olsalar dahi yaşadıklarını cinsel istismar olarak adlandırmaktan korkabilir, özellikle istismarcıları bir yakınları ise yaşadıklarından emin olmakta zorlanabilirler.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, çocuklarımıza küçük yaştan itibaren bedenlerini tanımalarını, hangi bölgelerinin özel olduğunu, kişisel sınırlarını öğretmemiz.

İyi dokunma ve kötü dokunmanın farkını bilmeleri, istismarla karşılaştıklarında daha bilinçli olmalarını ve bu durumu olabilecek en doğru şekilde atlatmalarını sağlar.

Peki, nedir bu iyi dokunma ve kötü dokunma? Çocuklarımıza bunu nasıl anlatabiliriz?

İyi dokunmayı çocuklarımıza anlatırken;

  • Sevdiğin kişiler sana dokunduğunda
  • Anne ve baban sana sarıldığında, öptüğünde
  • Sen kendini kötü hissetmediğinde ve mutlu olduğunda, bu iyi bir dokunmadır.

Kötü dokunmayı çocuklarımıza anlatırken;

  • Özel bölgelerine dokunulduğunda
  • Sana dokunulmasını istemediğinde
  • Sen rahatsız olduğunda ve kendini kötü hissettiğinde
  • Dokunan kişi sana sessiz kalmanı ve kimseye anlatmamanı söylediğinde
  • Seni korkuttuğunda ya da öfkelendirdiğinde
  • Kendisine de dokunmanı istediğinde, bu kötü bir dokunmadır.

Çocuk eğitiminde ilk adım ‘mahrem bölgeler ve mahremiyetin ne olduğu’nu anlatmak olmalıdır. Bunun için de çocuğun özel alanlarına saygı göstermek gerekiyor. Özellikle çocuk gelişimi açısından çocuklar 3 yaşına geldiklerinde kendi hemcinsi ebeveynine yakınlaşması ve cinsel anlamda ondan bazı bilgileri öğrenmesi yararlı olur. Her şeyin ötesinde özellikle 3 yaş altı çocuklarımızı sokaklara ve tanısak da tanımasak da kalabalık ortamlara uzun süreli bırakmamak çok önemli. Unutmayın çocukların tüm sorumluluğu ailelerine aittir.

Özel alan kavramının öğretilmesi de mahremiyetin oluşmasında çok önemli bir eşiktir.

Özel alan denilen alan, çocuk kollarını iki yana açtığında oluşan bölgedir. Çocuklara ‘Sana yakın olmayan, aile bireyleri dışında kalan insanlar bundan daha yakına gelmemelidir.’ şeklinde bilgi verilebilir. Mahrem alanı anlatmak için de ‘elbiselerinin ve özellikle çamaşırlarının altında kalan bölgedir ve hiç kimse bu bölgelere bakamaz, dokunamaz, öpemez’ şeklinde net bir sınır çizilebilir. Bu sınır önemlidir çünkü çocukların iyi ve kötü dokunma konusunda kafaları karışabilir ve net bir ayrım yapamayabilirler ama mahrem alan ve elbiselerinin altına dokunulamaz demek sınırları kesinleştirir. Çocuk kime nerede dur demesi gerektiğini bilir.

Hepsinin ötesinde bir de çocukları zorla öpmemek, yakın gördüğümüz kişilerin öpmesi içinde çocuğu zorlamamak gerekiyor. Kim olursa olsun çocuğu istemediği şeyleri yapmaya zorlamak da bir süre sonra çocuğun kendi beden bütünlüğüne saygısını yitirmesine hatta isteyen herkesin kendisini öpmesine, sarılmasına sessiz kalmasına yol açabilir.

Son yıllarda tüm dünyada, çocuklara küçük yaşlarda birtakım aktivitelerle ve oyunlarla istismara karşı bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor.
İstismar konusunda verilen eğitimlerde temel olarak bilinen 4 önemli adım var: Çocuklara kendisine hoşlanmadığı şekilde davrananlar olduğunda

  • Hayır demeyi
  • Uzaklaşmayı
  • Büyüklerine anlatmayı (öğretmen, anne baba, akraba, vb.)
  • Susmamayı ve anlatmaya devam etmeyi, bunun için de tehditlere, ödüllere, ve aramızda sır olacak şeklindeki sözlere inanmamayı, yani hiçbir şekilde kimseden korkmamayı öğretmek.

Tüm bu dikkat edilmesi gereken noktaları toparlarsak çocukların;

  • İyi dokunma ve kötü dokunmayı ayırt edebilmelerini sağlamak,
  • Vücutları ve gelişimleri hakkında bilgilendirmek,
  • Sır saklamanın ne olduğunu ve hangi durumlarda geçersiz olabileceğini anlatmak,
  • Duygu ve düşüncelerini her zaman paylaşabileceği bir aile ortamı sağlamak,
  • Bilinçlendirme konusunda gerekirse bir uzmana danışmak veya cinsel eğitim kitapları, yazılar okuyarak bilgilendirmek,
  • Çocuklarda davranış değişikliği görüldüğünde ihmal etmemek ve nedenlerini araştırmak çok önemli.

Eğer çocuğunuz istismara uğradıysa;

  • Sakin bir şekilde dinlemek
  • Sorgulamamak ve olayla ilgili ayrıntılı bilgi almaya çalışmamak
  • Öfke ve üzüntünüzü mümkün olduğunca belli etmeden onu anlamaya çalışmak
  • Çocuğun daha fazla olumsuz etkilenmemesi açısından soğukkanlılığınızı korumak
  • Ona güvendiğinizi, inandığınızı belirtmek
  • En kısa sürede ilgili yerlere başvurmak

Unutulmamalıdır ki pedofili, öncelikle yüksek oranda çocuğun ailesine yakın kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. Amca, dayı, komşu, aile dostu gibi bireylerin buna daha yatkın olduğu araştırmalarca kanıtlanmıştır. Ancak biz aileler, böyle olayları yakınlarımıza konduramamakta, onlarla çocuklarımız arasındaki mesafeyi gözetmemekte, şüphe duysak dahi çevre tarafından duyulmaması için elimizden gelen çabayı göstermekte ısrar ediyoruz bazen.

Bununla birlikte, çocuklarımıza güvenli bir oyun ortamı oluşturmak, girdikleri arkadaş ortamlarından haberdar olmak, arkadaşlarının ailelerini tanımaya çalışmak, fiziksel temas sınırlarını yani mahremiyet duygusunu oluşturmaları için zemin hazırlamak da bu konuda verilecek tavsiyelerden birkaçı. Yazının başında belirttiğim gibi, televizyondan izlediğimiz ve başımıza gelmesini istemediğimiz olaylardan kendimize ders çıkarmak da bir tür sorumluluktur. Böylelikle yalnızca kendi ailemize değil, başka ailelere de ışık tutmamız mümkün. Bunu sağlayan her türlü medya organına, sosyal sorumluluk projelerine destek vererek ve önemseyerek üzerimize düşen görevi yerine getirmek zorundayız. 

Yayın tarihi: 21.10.2016
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.