Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BİR CİNAYETİN ARDINDAN...

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ekranların gülen yüzü olarak bilinen sunucu ve oyuncu Vatan Şaşmaz’ın bir kadın arkadaşı tarafından vurularak ölmesi ve vuran kişinin de intihar etmesi hem ülkenin hem de magazin dünyasının gündemini sarstı. Buna benzer olaylar maalesef zaman zaman duyduğumuz olaylar haline geldi ancak olaya konu olan kişinin tanınan bir ekran yüzü olması olayın farklı boyutlarını gündeme taşıdı.

 

Olayın gerçekleştiği andan itibaren yazılı ve görsel medyaya akan bilgilerden anlıyoruz ki, öldürülen ve öldüren kişiler geçmişten gelen bir tanışıklık yaşıyorlar ve anlatılanlara göre öldüren taraf saplantılı bir bağlılık geliştirmiş.

Olayın psikolojik ve hukuki yönü tam aydınlanmadan ve bireylerin içinde bulundukları psikolojik durumu sağlıklı bir biçimde anlamadan kesin ve net yorumlar mümkün olamıyor maalesef. Ancak bu olayın gündeme getirdiği bazı tanımlamaları yeniden gözden geçirmek ve benzer durumlara düşülmesi halinde olayın bu kadar kötü sonuçlanmaması için neler yapılabileceğinden bahsetmek gerek.

DUYGU DURUM BOZUKLUĞU NEDİR?

Öncelikle saplantı ya da takıntı dediğimiz durum bir duygu durum bozukluğu olarak bilinir ve kişiler bir eşyaya, bir kişiye ya da bir eylemi tekrarlama aşırı şekilde takılırlar.

Örneğin düzen takıntısında kişi eşyalarını belirli bir düzende yerleştirmeye dikkat eder, hatta tüm enerjisini bu eylemi yapmaya harcar ve hayat kalitesi hem kendisi hem de yakınları için de ciddi anlamda bozulabilir. Aynı şekilde bir eşyaya aşırı düşkünlük geliştirebilir ve o eşya olmadan hareket edemez, bir yere gidemez hale gelebilir.

Bazen de bu takıntı kişilere yönelik olabilir. Bu durumda birey saplantı geliştirdiği kişiyi kendisinden ayrı, bağımsız bir birey olarak düşünemez ve her anını, her davranışını bilmek ve hatta yönlendirmek ister. Bu tip kişiler geçmişte ilişki yaşadığı kişilere bağlanabileceği gibi, hiç tanımadığı insanlara karşı da bu türden bir takıntı geliştirebilirler.

Zaman zaman hayranları tarafından tacize ya da saldırıya uğrayan pek çok ünlü haberini okuduk geçmişte. Saplantı yaşayan kişiler genellikle bu durumun ipuçlarını ortaya koyacak duygu ve davranışlar sergileyebilirler. Yakın çevresindekiler takıntılı bireyin bağlandığı kişiyle ilgili olarak abartılı konuşmalarına ya da merak duygusuna genellikle tanık olmuşlardır ve olumsuz bir olaydan sonra bu saplantıyı ‘ona çok bağlandığını, sevdiğini biliyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk’ şeklinde ifade ederler.

OLAYIN ÇOK YÖNLÜ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR

Psikolojik olarak bazı sorunlar yaşayan her bireyin takıntılı davranışlar geliştireceğini ya da takıntıları olan her insanın başkalarına zarar vereceğini söylemek son derece yanlış bir yargı olur. O nedenle olayın çok yönlü değerlendirilmesi gerekir.

Kaldı ki bir insanın canını almaya gidecek kadar ya da taciz ederek hayatını bir kabusa çevirecek kadar saplantı geliştirmiş her insan için de sadece ‘psikolojik sorunları vardı’ diyerek işin içinden çıkamayız. O zaman suç unsurunu yok saymış ve durumu normalleştirmiş oluruz. Bu anlamda caydırıcı cezaların olması, taciz edilen kişinin sözlü beyanının bile mutlaka ciddiye alınarak taciz eden tarafın mağdurdan uzak tutulması ve eylemin kesinlikle bir suç olarak görülmesi gerekir. Mutlaka fiziki bir saldırı olmasının beklenmesi telafisi imkansız kayıplara yol açabilir.

Bireylerin bir başka insana yönelik fiziki ya da psikolojik şiddetinin altında illa farklı psikolojik sorunlarının bulunduğu şeklinde bir yargıda bulunmak yanlış olur. Her şiddet olayında olayın altında psikolojik sorunlar aramak doğru değil. Birçok olayda hiçbir psikolojik sorun yokken de zarar verici davranışlara yönelen insanlar görüyoruz.

PARANOYAK ŞİZOFREN TANISI KONMASI ÇOK ÜZÜCÜ

Ek olarak bu olayda bazı medya kuruluşlarında ve canlı yayında saldırıyı gerçekleştiren kişi hakkında alenen ‘Paranoyak Şizofren’ tanısı konması ise ayrıca çok üzücü. 

Kişileri tanımadan, geçmişlerini ve bu noktaya geliş sebeplerini bilmeden yargıda bulunmak son derece yanlış. Gerçekten psikolojik sorunları olabilir ancak bir hastalığı, işaret ederek etiketlemek hem hayatını kaybeden kişilere ve onların yakınlarına hem de adı geçen hastalıkla mücadele eden, tedavi gören kişilere büyük bir haksızlıktır.

ŞİZOFRENİ NEDİR?

Şizofreni, bireyin gerçekle gerçek olmayan arasındaki dengeyi kaybettiği, aradaki bağlantıyı kuramadığı zihinsel bir hastalıktır. Bireylerde aniden ortaya çıkan kişilik değişiklikleri görülebilir ve bu duruma Psikotik Epizod denir.

Şizofreni’nin;

• Paranoid Şizofreni,
• Hebefrenik Şizofreni,
• Katatonik Şizofreni,
• Ayrışmamış Şizofreni,
• Rezidüel(Kalıntı) Şizofreni gibi farklı türleri vardır.

ŞİZOFRENİ SEBEBLERİ NELERDİR?

Şizofreninin sebepleri kesin olarak bilinmemekle beraber, tamamen biyolojik bir hastalıktır ve farklı etkenlerden dolayı ortaya çıkabileceği düşünülmektedir. Sağlıksız anne baba tutumlarının ya da kişilik özelliklerinin doğrudan etkisi olduğuna dair bir bulgu yoktur.
Genetik kalıtım, çevresel etkenler, beynin kimyasal yapısı ya da beyindeki anormal yapı ve işlevlerin şizofreniyi ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Şizofreni ilaçlı tedavi ve psikoterapi ile tedavi edilen ve bazen bir ömür boyu takip gerektiren bir hastalıktır.

BİR KİŞİYE ŞİZOFRENİ TANISI KOYMAK CİDDİ BİR TANI SÜRECİ GEREKTİRİR

Dolayısıyla bir insana şizofreni tanısı koymak ciddi bir tanı süreci gerektirir. Bir şiddet olayını mutlaka psikolojik sorunlara bağlamak, hele hele bunu bazı hastalıklarla tanımlamak doğru değildir ve özellikle toplum açısından da olumsuz bir takım yargılara yol açabilir.

Sonuç olarak bu tip olaylarda olayı gerçekleştiren kişi ile öldürülen kişinin geçmişlerini ve onları bu noktaya getiren olayları bilmeden kesin yargılarda bulunmak topluma ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına daha fazla zarar vermekten başka bir işe yaramaz.

Olayın boyutlarını önümüzdeki günlerde daha net görmek mümkün olacaktır diye düşünüyorum.

Hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum. 

Yayın tarihi: 28.08.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.