Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ALERJİK DEPRESYON NEDİR?

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Depresyon günümüzde neredeyse herkesin içine düştüğü bir duygu durum bozukluğu. Farklı türleri var. Mevsime göre ya da kişisel duruma göre değişiyor, zaman zaman yoğunluğu artıyor, azalıyor hatta yön değiştiriyor.

Depresyonla ilgili olarak bugüne kadar neredeyse her şey yazıldı, konuşuldu, anlatıldı. Depresyona girsek de girmesek de ne olduğunu, kimleri nasıl etkilediğini artık hepimiz biliyoruz. En azından yakınımızdaki insanlardan görüyor, tanıyoruz. Günümüzün en bilinen, en sık rastlanan iki problemi var: Biri depresyon, diğeri stres.

Ancak son zamanlarda depresyonla ilgili farklı gelişmeler ve tanımlamalar yapılmaya başlandı hatta farklı araştırmalara konu oldu.

Sonuçta da ilginç bulgulara ulaşılmış durumda.

İngiliz Gazetesi The Guardian’da geçtiğimiz haftalarda yayımlanan haberde farklı üniversitelerde yapılan araştırmalara yer veriliyor ve bu araştırmaların sonuçlarına göre depresyon hakkında bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Californiya Üniversitesi'nde depresyon konusunda çalışmalar yapan Klinik Psikolog George Slavich: "Depresyon artık sadece psikolojik bir durum değil. Psikolojiyle ilişkili ama aynı derecede biyolojik ve fiziksel sağlıkla da ilişkili." diyor ve depresyonu diğer fiziksel hastalıklarla birlikte değerlendirmek gerektiğini ifade ediyor.

Slavich’e göre; ‘Nasıl ki insan hastalanınca kendisini kötü hisseder, bitkin düşer ve yataktan çıkmak istemezse, aynı şekilde insan depresyona girdiğinde de kendisini kötü hisseder, bitkin ve halsiz düşer. Bu aslında vücudun hastalıklarla savaşma dürtüsüdür.

Dolayısıyla bedensel hastalıklarla depresyonun insana yaşattığı sıkıntılar neredeyse birebir aynı. Bu durumda ikisi arasında ortak noktalar olmalıdır’ diyor ve birçok başka uzmanla beraber bu ortak noktayı ‘İltihaplanma’ olarak açıklıyorlar.

Yani bağışıklık sistemi, yaraları kapatmak ve sistemin diğer kısımlarını harekete geçirmek için, adeta bir hırsız alarmı gibi devreye giriyor ve Sitokin denilen protein ailesi vücutta iltihaplanmayı devreye sokuyor, bu da beyni hastalık moduna geçiriyor.

Depresyon dönemlerinde sitokinlerin ve iltihaplanmanın büyük bir artış kaydettiği görülmüş. Çift kutuplu (bipolar) rahatsızlık çekenlerde, hastalığın hafiflediği dönemlerde sitokin ve iltihap düzeyi de düşüyor.

Sağlıklı insanlar da, iltihabı artıran bir aşı yapıldığında, geçici bir süre için bunalıma, evhamlı bir döneme girebiliyor.

Tifo aşısı yapılan insanların beyin görüntüleri, bu duruma, beyinde ödüllendirme ve cezalandırma işlemlerinin yapıldığı bölgedeki değişimin yol açabildiği sonucunu ortaya çıkardı.

Romatizmal eklem iltihabı yaşayan insanlar, ortalamanın üzerinde oranda depresyondan muzdarip. Bu tür veriler arttıkça, vücutta iltihaba neyin yol açtığı konusu daha fazla dikkat çeker oldu.

New York'taki Stony Brook Üniversitesi'nde görev yapan Turhan Canlı, enfeksiyonların en büyük neden olduğu kanısında ve hatta depresyonu, "bulaşıcı olmayan bir enfeksiyon hastalığı" olarak, yeniden tanımlamamız gerektiğini belirtiyor.

Ancak diğer uzmanlar enfeksiyonun sebebinin sadece iltihaplanma olmadığını ve sağlıksız beslenmenin, özellikle de obezitenin enfeksiyonlara yol açabildiğini söylüyorlar. Bir de günümüzde pek çoğumuzun içine düştüğü sosyal dışlanma, yalnızlık ve yoğun stresin de iltihaplanmalara yol açtığını eklersek depresyonun tanımlarına, alerjik depresyon da eklenecek gibi görünüyor.

Kısacası her gün yeni bilgiler ışığında depresyona karşı yeni kazanımlar elde ediliyor. Ancak her şeyin öncesinde aslolan kişinin kendi kendine yardım edebilmesidir. Bunun için de iyi düşünmek, hayatın güzel ve olumlu taraflarına odaklanmak, sahip olmadıklarımıza hayıflanmak yerine sahip olduklarımızın kıymetini bilmek en önemli adım.

Psikolojide en temel kural; ‘Kişiye rağmen kişiye yardımcı olunamaz.’ Yani siz kendinize yardımcı olmak istemiyorsanız, kimse size yardım edemez.

O nedenle önce siz iyi düşünmeli, iyi şeyler üretmeli ve mutlaka hayatın içinde yer almalısınız.

Hipokrat’ın dediği gibi: Hastalık yoktur, hasta vardır! Her şeyi değiştirecek olan yine ‘SİZSİNİZ!

Konuyla ilgili ayrıntıları okumak isteyenler, buradan okuyabilirler.

Yayın tarihi: 03.03.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.