Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ALDATMA VE ALDATILMANIN PSİKOLOJİSİ

 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

70 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Son yıllarda artan bir sıklıkla birbirini aldatan eşlerin haberlerini duyuyoruz. Ekonomik krizlerin de bu birbirini aldatma konusunda etkili olduğunu düşündüren gelişmeler mevcut. İşini kaybeden ve gelir düzeyi düşen insanların kendilerine daha iyi bir hayat sunacağını düşündükleri insanlara yönelmeleri bilinen bir durum.

Ancak aldatma pek çok farklı kavramı da içinde barındıran bir eylem olarak bütün sosyolojik, psikolojik ve biyolojik konuların en başında yer almayı sürdürüyor. Aldatma bir kadının ya da bir erkeğin birlikte olduğu insanın dışında bir başkasıyla beraber olması biçiminde tanımlanabilir ancak olay o kadar basit değildir. Toplumun sosyal değerleri ve daha pek çok faktör bu aldatma olayını daha farklı yerlere taşımaktadır.

Genellikle aldatan tarafın erkek olduğu görülse ve öyle olduğu sanılsa da durumun çok da öyle olmadığı yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmış durumda. Kadınlar da en az erkekler kadar aldatıyor. Hatta bazı araştırma sonuçlarına göre evli olan kadınların neredeyse yarısı eşlerini aldatıyor. Böyle rakamlarla bakınca durum gerçekten vahim.

Bu kadınlar niye aldatıyorlar diye sorduğumuzda cevaplar da ilginç aslında. Büyük bölümü eşinin de zamanında kendisini aldattığını ve bunu hak ettiğini söylüyor ama bu gerçeği yansıtmıyor; sadece yapılan yanlışa bir kılıf uydurma çabasından ibaret. Evet, eşlerin aldatması ilk sıralarda yer alıyor. Sonra cinsel uyumsuzluk ve şiddete uğramak neredeyse başa baş yanıtlar arasında. Eşin kaba davranması, saygısızlığı ve evlilikte araya giren yıllar aldatmaya zemin hazırlayan şeyler. Zamanla çocukların da büyümesi ve kendi hayatlarını kurmaya başlamasıyla beraber baş gösteren 'Eyvah! Yaşlanıyor muyum?' paniği. Yaşlanmadığını ve hala güzel olduğunu ya da hala ilgi gördüğünü önce kendisine ispat etme ihtiyacı. Bir iki buluşmadan, hafif bir flörtten ne zarar gelebilir ki? Ne zarar gelebilir ki diye başlayan arkadaşlık romantik bir ilişkiye dönüştüğünde iş işten geçiyor.

Bu tip aldatmalar genellikle uzun yıllardan sonra artık heyecanı kalmamış evliliklerde görülse de aldatma her yaş için geçerli bir eylemdir. Yaşı daha genç evliliklerde de aldatma yaşanıyor. Tuhaf ama gerekçeler neredeyse heyecanı bitmiş evliliklerdekiyle aynı. 'Kaba davranıyor, onu sevmediğimi fark ettim. Onunla evlenmekle hata etmişim. Evlilik bana göre değil. Gerçek aşkımı buldum' vs. vs. vs.

Aldatma üzerine bir Alman dergisinin yaptığı araştırma ilginç sonuçlar koyuyor ortaya: Eşlerini aldatan insanlar yaşadıkları heyecanın yerini başka hiçbir şeyin tutmadığını söylüyorlar. Eğer kendileri aldatılılarsa yaşayacakları acının da çok büyük olacağını belirtiyorlar. Kadınlar, eşlerini aldattıkları partnerlerini yakın arkadaş çevrelerinden seçiyorlar ve yaklaşık % 70'i bir defalık bir ilişki yaşıyor ama geri kalan % 30'luk grup daha uzun süreli ilişkiler yaşıyor. Erkekler eşlerini genellikle tesadüfen tanıştıkları insanlarla aldatıyorlar ve genellikle de eşlerinin hamileliği sırasında aldatmaya başlıyorlar. Ancak her üç erkekten biri kendi işyerinden bir kadınla ilişki yaşıyorlar ve bu daha uzun süreli bir ilişki oluyor. Araştırma yapılan grubun %57'si öpüşmeyi aldatma olarak kabul ediyor, % 20'si ise el ele tutuşmaya aldatma olarak bakıyor. Ortaya çıkan bir diğer sonuç ise her iki kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kere aldatılmış olduğu. Bütün bunlar bir takım araştırmalar sonucu elde edilen istatistiksel değerler.

Ancak böyle bir durumla karşı karşıya kalan insanlar için olay çok acı verici. Burada insanların acısını hafifletir mi bilinmez ama bilim adamlarının aldatmaya getirdiği açıklamaları da belirtmekte fayda var.

Bazı bilim adamları insanların tek eşli olarak programlanmış bir varlık olmadığını ve bunun evrimden bu yana böyle olduğunu iddia ediyorlar. Onlara göre insan biyolojisinde ve genlerinde çok eşlilik var. Kadınların aldatmalarının ardında evrimden bu yana DNA'larına kodlanmış doğru genlere sahip erkekleri bulmak yatıyor.

Kadınlara göre bunun nedeni eşlerinden sevgi ve ilgi görememek ya da cinsel sorunlar olarak öne sürülse de aslında bu aldatmanın görünen kısmı. Bilinç altında yatan neden doğru erkeği bulmak. Erkek için de aynı şey geçerli; kaliteli genlere sahip kadınlardan üremenin devamı yoluyla soyun sürdürülmesi...

Bilim adamlarına göre aldatmanın can yakıcı olmasının sebebi ise kıskançlık. Kıskançlık da aslında bu uğurda savaşarak neslimizin devamını sağlıyor.

Bütün ilişkilerimizde, insanlarla girdiğimiz diyaloglarda, sağlığımızda, işimizde, kısacası hayatımızın genelinde etkili olan yegane şey hormonlar, yani cinsellikte de söz sahibi olan hormonlarımız bu aldatma meselesinde de görev alıyor. Ve hiçbir kadın ya da erkek sadece el ele tutuşmak ya da göz göze bakışmak için eşini aldatmıyor. Aldatmanın kendisi doğrudan cinsel amaç taşıyor. İşte bu cinsellik nedeniyle aldatmak affedilmez bir eylem olarak görülüyor. Çünkü aldatılan eş de, toplumun diğer bireyleri de aldatma deyince işin temelinde cinsel birliktelik olduğunu bildiği için, eylemin kendisi aldatılan taraf için çok büyük bir aşağılanma ve yetersizlik duygusuna yol açıyor.

Kadınlar aldattıkları zaman bunu kimseye anlatmıyorlar. Sadece eğer aşık olurlarsa yakın arkadaşlarıyla paylaşıyorlar. Erkekler ise olayı bir kişisel ve cinsel üstünlük gösterisi olarak düşünüp arkadaşlarıyla paylaşmakta bir sakınca görmüyorlar. Dolayısıyla toplumlarda kadınların bu ser verip sır vermeyen yapılarına karşılık erkeklerin anlatmaları nedeniyle kadınlar aldatmaz, erkekler aldatır gibi bir genel kanı oluşmuş durumda. Elbette yetiştirilme tarzı ve çevresel etkenlerin de bağlılık ve aldatma üzerinde önemli etkileri var.

Bilim aldatmaya mantıklı açıklamalar getirse de gerçekte olay çok yaralayıcı olabiliyor. Hem ilişkiler, hem de insanlar açısından. İlişkiler tamiri zor yaralar alıyor, aldatılan taraf kırılıyor, utanç duyuyor ve aşağılık duygusuna kapılıyor; 'Onda bende olmayan ne buldu?' sorularıyla boğuşuyor. En çok öfke ve kızgınlık duyuyor ve intikam almak istiyor.

Ama aldatmanın intikamı nasıl alınır? Aldatarak alınacağını düşünenlerin sayısı bir hayli fazla ancak böyle bir davranışı kendilerine yakıştıramadıklarından bunu yapmayacakları için intikam yöntemleri çok acımasızca olabiliyor. Kendilerinin yaşadığı acıyı yaşatabilecek ne varsa yapmak istiyorlar.

Aldatılan taraf erkekse çok büyük bir kısmı sonu ölümle bile sonuçlanabilen şiddete başvuruyor ve maalesef toplum da bunu hoş görebiliyor. Yazılı olmayan yasalara göre görmezden gelinebiliyor, hatta haklı görülebiliyor.

Eğer aldatılan taraf kadınsa yine geleneklere göre ağırlıklı olarak eğilim affetmesinden yana. Kadının en azından bir defa affetmesi, eşine ikinci bir şans vermesi bekleniyor. Kadınlar durumu kabullenmeseler bile yine bu yazılı olmayan yasalara ve geleneksel öğretilere göre kabullenmek zorunda kalıyorlar.

Aldatma, bazı durumlarda aldatan kişinin kişilik sorunlarından bazen de her iki tarafın ilişkilerini hafife almalarından, aradaki saygıyı yitirmelerinden ya da eşlerinin gözünde vazgeçilmez olduklarını düşünmelerinden kaynaklanır. Sebebi her ne olursa olsun aslında bu kişinin kendisine, yaşadığı ilişkiye ve karşısındaki insana açık saygısızlığıdır.

Bir şeyler yürümüyorsa ve düzeltmek de mümkün görünmüyorsa incinmeden ve incitmeden bitirmek en doğrusudur.

Yayın tarihi: 15.05.2012
70 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

incinmemek mümkün değil malesef........

16.05.2012 18:22:17 reyhan kiraz