Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ZEYTİN TEPE’NİN MAĞDUR OLMAYAN KADINLARI

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Cunda sokaklarının tarih kokan taşları arasından fışkıran yeşiller (yosun tutan taşlar gibi sokaklar), taş evlerin renkli vitray camlarından süzülen loş odalar, yağhaneler, şarap mahzenleri, zeytinlikler, tepeler, vadiler ve kokusu ekrandan içeri taşan Ege Denizi…

Zeytin Tepe ilk başta gecekondu-lüks siteler, yalılar ve konaklar çatışmasından doğan bir metropol hikayesi olmadığı için hemen ayrışıyor. Sanmayın ki anlatı çiçek böcek, dağ, tepe üzerinden ilerliyor… Anlatı başlar başlamaz entrikalar sarmalı iç içe geçiyor ve en az beş bölümlük sürprizli gelişmenin ardı arkası kesilmiyor. Tüm şok bombardımanı dizinin duygusunu zerre azaltmadığı gibi seyirciyi sürekli yemleyerek kendisine tek bölümle bağımlı kılmayı başarıyor. Çünkü içinde gerçekten tempo var. Uzun uzun bakıp derinlere dalarak ve fona nostaljik bir parça döşeyerek en az 10 dakikasını kurtarma derdine düşülmüyor.

Her biri farklı ve kendi içinde değerli mücadeleleri olan karakterlerin bambaşka yaşam arayışları ve savunmaları şaşırtıyor. Deniz ve Tarık’ın nefrete dönüşen çok tutkulu büyük aşkının arkasında cinayetle ölen bir baba, kayıp bir anne, iktidar savaşları, korkunç kıskançlık nöbetleri, alacak verecek hesapları, üçüncü aşık şahıslar, kardeş kavgaları ve koskocaman araziler ve muhteşem zeytin ağaçları... Yani önde zeytin ağaçları, arkasında yar…

Mentollü bir Ege havasında bütün olaylar üç aile üzerinden gelişiyor. İp uçları verilen ancak nasıl ilerleyeceği sonraki bölümlere bırakılan yeni sorular ve sorunların her biri anlatıyı tamamlarken ayrıntılar yama ya da eklektik durmuyor.

Kısacası gerçekten özgün, keskin, hızlı ve mesajları enteresan bir dizi son sürat tek bölümle ilerlemektedir. Sanırım ilk bölüm gibi devam ederse birkaç bölüm sonra izlediğinizde tek özetle her konuya vakıf olunamayacak kadar detaycı bir çalışma hazırlanmıştır. Dolayısıyla Zeytin Tepe seyirciye zeytin dalı uzatıp TV ekranıyla barıştıracak güçlü bir başlangıç yaparak heyecanlandırmıştır.

Anlatının iyi kalpli prensesi Deniz, evin ahlak bekçiliğini yapan Suna, tüm dayatmaları hiç umursamayan ve birilerinin kapatması olduğunu egemen bakışla dillendirip dalga geçen Yıldız ve kol kanat germeye çalışırken pek çok kalp kırdığı anlaşılan dert ve sır küpü anneanneden oluşan aile oldukça renkli çatışmalarla dolu. Ailelerin sadece birbirleriyle değil kendi içlerindeki esaslı savaşları da içeriği güçlü ve inandırıcı kılıyor. Üç kız kardeş ve anneannenin bir masa etrafında toplanıp bir şeyler yemekten çok birbirlerini yedikleri sahne pek çok kardeş kavgasına örnek temsil edecek nitelikler taşıyor. Yıldız’ın ahlak dersi veren Suna’ya ‘Ah be Suna, ailenin bütün kadınlarının günahlarını gizlemeye çalışacağına biraz da kendin günah işlesen, belki çok rahatlayacaksın!’ demesi Deniz’i gülümsetirken anneanneyi çileden çıkartıyor.

Deniz isminin de müjdelediği gibi ailenin özgür, asi, doğrudan yana ve bir kadın karakter için alışıldık olmayacak kadar güçlü, inatçı ve dik bir karakter. Kot pantolon ve üzerinde uzun gömleklerle bir açıdan da son derece cici bir kız.

Suna millet ne der endişesi içinde kıvranan ve galiba kendisini değil ailesinin eylemlerinin izlerini, etkilerini yaşayan etek bluzlu bir karakter. Kendi aksiyonu diğerleri üzerinden gerçekleştiği için sinirli, mutsuz ve sıkıcı. Döpiyes benzeri kılıklarla ve kafasındaki dar kalıplarla günah işleyemedikleri için bütün dünyaya düşman sistem savunucularını mükemmel örneklendiriyor. Gerçi iç isyanlarının sinyallerini verse de korkusu diğerlerini de korkutuyor. Anneannenin en sadık torunudur şüphesiz, bu açıdan iki kadın geleneksel görüşün temsilini ev içinde ayakta tutmaya çalışıyorlar. Kol kırılır yen içinde kalır, aman kimseler duymasın da ne olursa olsun zihniyetindeler.

Yıldız ise yıldız yani hakikaten… Diğerleri gibi kadınlığını örten değil ilan eden kılık kıyafet ve söylemleriyle büyülüyor. Yani hem yapıyor hem de saklamıyor. İnanılır gibi değil, değil mi? Kader mağduru olup anlayış ve vicdan beklemek yerine kendi seçimlerinin arkasında durması çok sık karşılanan bir durum değil elbette.

Biz ne iktidarlar, koca koca Fatihler, hocalar gördük mağduruz diye ağlayan…

Yayın tarihi: 12.02.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.