Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

TURABİ 10, NURİ BİLGE CEYLAN:0

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

(Uyarı: Yazar taraf tutmamak için yer yer Nuri Bilge Ceylan’a, yer yer yönetmeni haber yapmayan medyaya verip veriştirmiştir. Yani yazı da bir dengesizlik veya akılda bir bozukluk söz konusu değildir. Sadece objektif ve tarafsızlık konusunda sınır tanımayan bir yazıdır bu! Ayrıca aslolan Turabi’dir. Şimdi yazıyı saygıyla okuyabilirsiniz)

Türkiye sinema ve dizi dünyası kış uykusundan kalkıp şahlanırken, televizyon kanal yönetimleri ve habercilik anlayışı resmen büyük bir gerileme içinde her gün başka türlü sekteye uğrayarak seviyeyi düşürdükçe düşürüyor. Ya da öyle ilerledi ki özgürlükler tapınağı medyaya ulaşıp mesajı almak imkansızlaşıyor. Kolay izlenen, izleyiciye sıkıntılarını unutturan ve toplumsal, siyasi, ekonomik dertlerinden uzaklaştıran yapı yaygınlaşan narsisizmi besliyor. Bu narsisizmden payını alamayan Nuri Bilge Ceylan ekrana giremiyorken Turabi gibi narsisizmin kitabına imza atan değerler ekrandan çıkmıyorlar doğal olarak.

Geçen hafta ülkede onlarca yara bere, dert ve bela girdabı yetmezmiş gibi yüzümüzü iyice düşüren bir sanat olayı yaşandı. Ta 1982 yılında Yılmaz Güney’in aldığı ama ödülüyle yurduna dönemediği ödülü bu yıl Nuri Bilge Ceylan tekrar kazandı. Yönetmen, büyük ödül Altın Palmiye’yi Uma Thurman ve Quentin Tarantino elinden alırken durumun ilgilileri gelişmeleri twitter veya yabancı kanallardan takip etti. Ödül töreni naklen izlenemedi yani! Ne de olsa bizim siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel, sanatsal ve iletişimsel coğrafyamızın tüm ekranlarında izlenebilir özneler olabilmek için bir takım ciddi edimler aranıyor. Örneğin, bugünlerimize ışık olan bir Turabi örneği gibi. Siyasi öznelere girip nefes kesmeye ve çıtayı yükselterek Nuri Bilge’yi biraz daha rencide etmeye gerek yok.

Yayıncılık anlayışı penguencilik ilkesiyle tökezleyen kanallar kasıtlı bir inkar içinde değillerdi elbette. Yani Nuri Bilge’ye gıcık olduklarından değil ancak ucuz reyting hesaplarıyla giderek yozlaşmadıkları için canlı yayına gerek duymamışlardı. Çünkü hakikaten değerli, önemli, anlamlı habercilik anlayışından ödün veremezlerdi. Tabii haksız bir eleştiri yağmuru, isyan çığlıkları ve sinir krizleri içinde tepki aldılar ve seyircinin izleyemediği ödül sevinci biraz gölgelendi ama hiç azalmadı.

Neredeyse bin tane TV kanalı olan bir ülkede ödülün canlı yayından izlenememesi belki de sadece küçük bir kitleye dert oldu ama bir kez daha görüldü ki ülke televizyonlarının hepsi bir şekilde ana akıma aittir. Ana akıma alternatif oldukları iddiasıyla yayın yapan kanalların da alternatif bakış açıları ne yazık ki alternatif değil veya adam gibi yayın yapabilecek güce, kapasiteye ulaşamamışlar. Sonuçta kumanda seyircinin elinde olduğuna ve pek çok kanal bulunduğuna göre, güya seçme özgürlüğü olan seyirci neyi seçse aynı şeyi bulmaktaysa hikmetinden sual edilemez kutsal medya mitinin ta ağzından öpülür. Pekiyi kanalların para yatırdığı ve zamanını pazarladığı yayınların içeriğinde ne vardı da vazgeçilemedi doğal yayın akışından? Diğer ülkelerde flaş haber olarak anons edilen büyük ödüle ilgisiz kalan kanalların çok daha yoğun bir gündemleri mi vardı? Vardı tabii!

Ne de olsa o saatlerde her birinin ertelenemez programları ve o programların birbirinden değerli ekran özneleri arzı endam ediyorlardı. Tabii ki Şampiyonlar Ligi maçı, miting alanlarından yapılan yayınlar ve diziler gibi asla ertelenemeyecek ciddi ve vazgeçilemez bir akışın değişmesi mümkün değildi. Ayrıca Nuri Bilge Ceylan’da kusuru kendinde aramalıydı artık. Ekranda izlenebilir bir özne olabilmek için biraz edilgen ve bolca bilinçten arındırılmış ancak yine de çok erdemli takılabilirdi biraz.

Sadece alt yazı olarak geçmeyi başarabilen bu haber gösterdi ki Turabi ve türevleri yine daha çok ilgi çekiyor, reyting yapıyor. Bu durumda Nuri Bilge’nin de şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Neden bu kadar başarılı bir yönetmen Acun Ilıcalı’yla işbirliğine girip kendini geliştirmez ve bir ekran yüzü olabilmek için azıcık çabalamaz anlamak imkansız. Eğer seyirci Nuri Bilge Ceylan’a değil Turabi gibi değerli genç sporcu filozofların söylemlerine tabi tutuluyorsa acilen kendisini izlenebilir kılması gerekiyor. Belki Turabi’yle tanışsa beraber televizyona çıkma şansı bulur ve böylece halkın hem bilgisi, görgüsü artar hem de akıl ve ruh dünyası zenginleşir.

(Not: Ben bir gidip intihar edeyim!) 

Yayın tarihi: 28.05.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.