Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

NARİN VE BARAN’IN NAMUSUNA TOZ DEĞDİ!

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Karagül dizisinin erkekleri evin kadınlarını ve kendi zavallı dünyalarını namus sandıkları ve ne olduğunu tam olarak kimsenin bilmediği yasaklar silsilesiyle zehirlemiş ve hapsetmişler. Elbette bunun farkında değiller ama kadınlar ayrı acı çekiyor, erkekler ayrı! Kazananı olmayan bir namus anlayışı nedeniyle herkes aile bağları içinde birbirine tutsak, aile dışındaki tüm dünya herkese ama en çok kadınlara yasak ve doğal olarak herkes birbirinin gardiyanı, polisi ve baş düşmanı kesilerek yaşamaya çalışıyor. Kendi üzerlerinde hissettikleri sonsuz baskı ve dayatmayı tüm bireyler acımasız bir kin ve öfkeyle birbirlerine uyguluyorlar. Dizi de pek çok karakter sevenlere düşman çünkü tümü namus bekçisi ve kendi yakalayamadığı aşka, sevgiye, mutluluğa tahammül edemeyecek kadar tıka basa baskılar altında nefes alamıyor ve aldırtmıyor.

Narin, bunlar içinde keskin ve hayatı boyunca hiç yaşam belirtisi gösteremeyen ve kendisine ait tek bir anısı olmayan çalıntı bir ömür içinde hayalet gibi herkesin ve en fazla da doğal olarak en yakınındaki oğlunun üzerinde hortluyor. Narin pek çok erkek annesinin yaptığını yapıp oğlunun aşık olduğu kızı, oğlunu ayartmakla suçlamıştı. Ada’yı ise aşık olduğu çocukla gezdiği için ayıplamış, küçümsemiş, dışlamıştı. Ama çok bilmiş kaskatı yüreği birisi için çarpmaya başladığında ne yapması gerektiğini bilememiş ve kendi öğretileri içinde çırpınmaya başlamıştı epeyidir. Aslında neredeyse hiç olmamış hayali bir evlilik geçmişine sığınmak, kumasıyla yaşamak zorunda kaldığı sidik yarışında didişmek yerine gözlerine sevgiyle ve ilgiyle bakan bir çift gözle karşılaşınca dünyasını şaşırdı. Ama sevse oğlunu aldatmış olacak, hiç olmayan kocasına ihanetle suçlanacak, ailesinin adını lekeleyecek, ağabeyi ve tüm akrabalarını rezil etmiş olacaktı. Oldu da!

Son bölümde Narin bir erkekle oturup karşılıklı sohbet ettiği için kıyamet koptu. Önce oğlu Baran (en azından Baran öyle biliyor) sonra Kendal, daha sonra tüm ev halkı ve koskoca dünya Narin’in başına yıkıldı. Çünkü başta Narin’in kendisi kendi yaptığıyla tam olarak barışamadığı ve kendine hak görmediği için utançtan yerin dibine girdi. Açıkçası bu bölüme kadar yaptıklarından sonra seyirci Narin’e acımak yerine ‘oh olsun’ dedirtilip rahatlatılıyor. ‘sen küçücük liseli kızlara olmadık yakıştırmalar yapar ve onları hafiflikle suçlayıp ucu açık ve çirkin imalarda bulunursan, bir erkekle oturup çay filan içtiğinde kıyamet kopar tabii!’ tadında bir tatmin hediye ediliyor bu bölümde. Üstelik yaşamadığı bir evliliğe ömür boyu sadık kalmak ve olmayan kocasının tüm ailesiyle yaşamak zorundalığı kendisine de normal gelen olağan bir durumdu. Zaten dizinin ilk bölümünden bu yana namus abidesi bir ikon gibi gururla salınırken yüzü düştü, boynu büküldü ve utançla kimsenin yüzüne bakamadı. İyi de sadece bir erkekle çay içmişti eni konu! Ama milletin neler diyeceğini en iyi kendinden biliyordu ve herkesten çok o kendine kızdı tabi.

Karagül’ün Narin üzerinden yaptığı kadının iç çelişkilerine uzanan zorlu yolculuk gerçekten izlenesi bir rehber gibi. Hiç sevilmeyen, sarılmayan, saygı duyulmayan ve birey olarak ayrı bir varlık değeri görmeyen Narin’in tüm dünyaya ve en fazla aşklara, aşıklara olana nefreti gayet kolay anlaşılır bir durum. Bu örnek üzerinden namus cinayetlerinin arkasındaki Narin gibi nefret dolu erkek annelerinin izleri görülebilir. Oğluyla gezen kızı sevgisinden dolayı namussuzlukla suçlayan anneler yetiştirmiyor mu bu katilleri? Kocalarından göremedikleri sevgiyi, aşkı, saygıyı ve itibarı oğlu üzerinden kazanmak isteyen kaynanalar gelinlerinin hayatlarını dar etmiyorlar mı? Yaşatılmamış ergenlikler, genç kızlık duyguları ve bir an önce kocaya verilmiş hayatların tatmini zehirli ve kendine bağımlı erkek çocuklar yetiştirilerek dallanıp budaklanmıyor mu?

Sonuçta dizilerdeki etek boyu yüzünden cinayete teşvik olan bir ülkede birilerinin Narin ve benzerlerini mezar anıta dönen evlerden çıkartıp oğullarını da bu anıt mezar bekçiliğinden kurtarması lazım! Haydi Narin aşık olsun, evlensin lütfen. Oğlu Baran da bunu hazmetsin bir zahmet! Bir ara bu köşede ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin Cemilesi öpüşsün yazdım diye çok kızan olmuştu ve Cemile’nin öpüşebilmesi için üç sezon alt yapı hazırlanmış ve her türlü koşulda bin tane cevapla haklı çıkması sağlanmıştı. Bu sefer Narin bir kere de itiraf etse aşkını ve evlense ne güzel olur! Bakalım yıkılır mı memleket?

Yayın tarihi: 07.05.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.