Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KIRGIN ÇİÇEKLER’İN KEMAL’İ DELİ ETTİ YAZ GÜNÜ!

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ah Kemal ah, bu kadar da kötü olunmaz ki? Ama senin de suçun yok, ‘Sinek kadar kocam olsun başım da olsun’ diyen kadın mantığından kurtulmadıkça daha sana ekmek çok. Aynen çalıyorlar ama çalışıyorlar gibi. ‘En kötü devlet bile devletsizlikten evladır’ anlayışının küçük bir örneği gibi. Kadın başına bir iş yapılmaması, sokağa çıkılmaması hatta seçilip meclise gitse bile hanım hanımcık oturması ve kolay kolay konuşmaması normalmiş gibi. Bu yüzden Kemal ne kadar taciz, tecavüz, hırsızlık ederse etsin, iftira atarsa atsın fark etmez! Erkeğin elinin kiridir, erkek evin direğidir yeter ki karısının başında bulunsun. Kısacası kadının var olma izin kağıdıdır. Kemal çirkin düzenin berbat bir erk/iktidar/baba/devlet örneği olarak seyircinin bilinçaltında yer bulan türlü haksızlığın kodlarının neredeyse tümünü taşıyan bir simgedir. Dolayısıyla diziye temel işlevsellik kazandıran karakterdir.

Kırgın Çiçekler’in merkezdeki aşk hikayeleri, sahipsiz çocukların dramatik mücadelesi, her biri kahraman olma yolundaki karakterlerin yolculuğunda ümit veren ipuçları metni destekleyen yan konular olarak diziyi renklendirmektedir. Ancak asıl mesele kötü kalpli kocaya teslim olan, her yalanına inanmak için ağzının içine bakan edilgen karısının ne zaman ve nasıl uyanacağı? Mesude’yi çirkin, aptal ve çapsız hissettiren kocasına ne zaman başkaldıracağı ya da bunu başarıp başarmayacağı aslında metni merkezden sürükleyen temel mevzudur. Bu yüzden Kemal’in daha ne yapsa yeridir…

Eylül ise tacize, haksızlığa, iftira ve tehditlere karşın hiç suçu olmayan masum bir genç kızken herkes tarafından zan altında bırakılan ikinci ana konudur. Arkadaşlarına, annesine, sevdiği gence ve öğretmenlerine karşı hep borçlu hisseder çünkü öyle hissettirilir. Masumiyetinin karşılığında devamlı suçlanmaya ve çamur atılmaya mahkum edilmiş zavallı, sahipsiz güzel bir kız ama asla mutlu değildir elbette ve zaten olmaması gerekir. Eylül’ün en yakın arkadaşı bile kendisinden yardım isterken rica etmez, alacaklı ve buyurgan bir dille kendi istediğini yapması gerektiğinde bastırır. Zamanında Eylül için hapse girmeyi göze aldığını hatırlatır ama suç ortağı olduğunu unutur mesela. Annesinin gözünde de yalancı ve potansiyel bir dert kaynağıdır. Var olduğu için borçlu, suçlu ve doğuştan yorgun milyonlarca sahipsiz ülke vatandaşı gibi bocalayan milyonların temsili olarak görülebilir. 

Kemal, karısı ve üvey kızı üzerinden tüm metne nüfus eden zehirli iktidarında varlığını sağlamlaştırır. Baba olarak temsil ettiği erkek iktidar gereği karısı Mesude’yi kadın olarak yetersiz hissettirerek, üvey kızı Eylül’ü ise fazlasıyla kadın hissettirerek kirletir. Üzerlerine atılan kirden arınmaya çalışan anne ve kız çırpındıkça çamur dağılır ve Kemal’i suçlamak yerine birbirlerine düşman olurlar. Kardeş halkların birbirine düşürülmesi ve etin tırnaktan ayrılması halinde çekilen korkunç acıdan sonra tedaviye ümidin kalmaması gibi!
Metindeki kadınların sadece gardiyanlarına aşık olması yetmez ve sistemin küçük birer hizmetlisine dönüşür hatta bundan keyif alırlar çünkü başka türlü var olma yolları kilitlidir. Kısacası birey olamayan kahramanların her biri kapitalizme eklemlenen bir damarda sadece tükenen tüketicilerdir. Yurttaki kızların neredeyse her biri aslında zengin bir evde ve ailede büyümesi gereken ve dolayısıyla eninde sonunda refaha yani doyasıya tüketeceği günlere yaklaştıkları işaretleriyle oyalanan tutsaklardır. Haliyle sevgisiz ve adaletsiz ilişkiler ağından daha büyük haksızlık, şiddet, nefret doğar ve sürekli kılınır. Öyle ki Kemal gitse şefkat, merhamet veya sevgi dolu bir yaşam beklenemez olur ve metin çöker, dizi biter… Çünkü organizma anaerkil ve ataerkil değer/siz/lerin mikrobik virüsleriyle nefes almaktadır. Bu kozadan sağlıklı ve mutlu bir yaşam çıkmaz. Ve sadece üvey babalar değil tüm erk iddiasındaki kutsal babalar zihniyetinden sadece Kemal ve türevleri beslenirler.

Aaahhhhhhhh Allah kahretsin seni Kemal, sinir hastası ettin yaz günü! (Bak yine Mesude’ye kızan yok!)  

Yayın tarihi: 26.08.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.