Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

HOŞ GELDİN SULTAN'IM

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bazı oyuncuların star aurası bambaşka bir seyir keyfi sunar. Nurgül Yeşilçay işte onlardan biri. ‘Sultan’ adlı dizide hem oyunculuğuyla hem de starlara özgü ışığıyla ekranlarda.

Dizi Diyarbakır’da geçiyor. Belki Diyarbakır’ın tanıtımı olur ve turizme katkı sağlar diye Diyarbakırlılar heyecan ve ümit dolu bekliyorlarmış…

Yöreye özgü renkler, desenler, özellikle iç mekanlar için seçilmiş objeler otantik bir hava yaratsa da sokaklardaki yoksulluk ve keşmekeş göze batıyor. Kamera itinayla tarihi ve doğal güzelliklere odaklanırken sonuçta renkli ve farklı bir dünyayı resmediyor. Güzelliğinden öte farklılığı ön plana çıkıyor ister istemez. Gelelim diziye!

Nurgül Yeşilçay başlı başına üç beş kişilik iş çıkartıyor. Son derece zor bir şive olan yöre ağzını başarıyla canlandırıyor. Bazı diyaloglarda şivesinde bir kayma hissedilse de kulağı tırmalayan ve bütünlüğü bozan hatalar yapmıyor. Kadro çok başarılı oyuncularla dolu ancak bazı ismini vermeye kıyamadığım yılların oyuncularından korkunç performanslarla anlatının yerle bir olduğu anlar da var maalesef. Yanlış sözcük öbeklerine yapılan vurgular, inandırıcılığı tamamen öldüren yabancı bir ses perdesi ve bırakın Diyarbakırlıları, dizinin diğer oyuncularıyla bile uyumsuz bir ağızla hayal kırıklığı diziye yabancılaştırıyor izleyiciyi. Oysa çocuk oyuncular usta isimlerin bazılarından çok daha başarılı ve sempatik.

Nurgül Yeşilçay bir ömür yapılan haksızlıklar sonunda başkaldırıyı seçen veya seçmek zorunda kalan aşık genç bir kadını canlandırıyor. Hem baba evinden hem koca evinden olunca kendi hayatını kurmayı seçiyor. Tabii Batılı bir genç kadının akıl ve yol göstermesi sayesinde kendine güvenmesi düşündürücü klişedir aslında. Keşke böyle bir karakter yine bölgeden başka bir kadın tarafından desteklenseydi, ya da kendi kararını verebilseydi. Batılı kurtarıcı, uzaktan gelen aydın aklın yardımı olmadan da Sultan ayakları üzerinde durma mücadelesine kalkışsaydı. Sanki daha icatçı ve heyecan verici olurdu.

Batı sineması bu kesin tavrı doğulu karakterlere uygular, biz de kendi doğumuza! Onlar çok duygusaldır ancak mantıksız ve ilkel insanlardır mitini en azından doğu kendi içinde aşabilse ve kendine inansa ne güzel olurdu.

Her neyse! Yine de ülke koşullarında ve üstelik Diyarbakır’da kendi işini ve evini kurma kararı alan iki genç ve güzel kadının öyküsü şimdiden mutluluk ve ümit verici. Sultan başkaldırıyor, yaşasın! Kocasının, babasının, kayınvalide ve kayınpederinin yanından geçip kendi kiraladığı dükkana yürüyor. Tabii büyük şok! Aslında en büyük korku ve şok Sultan’ın hafif ökçeli ayakkabılarının içinde pır pır atan yüreğinde. Benzer baskılar altında ezilmiş ve yok olmuş kadın izleyicinin belki de fantezisini kurduğu bir rüya ekranda gerçek oluyor. Çünkü artık Sultan kimseye bel bağlamamaya ant içiyor. Herhangi bir erkin boyunduruğundaki sahte mutluluğa ‘hayır’ dediği için Sultan’ın çok hayırlı bir dizi olduğuna inanıyorum.

Yürü be Sultan, seni kim tutar! Özellikle çıkış yolu bulmakta zorlanan, kendini hiçbir çözümün kaynağı olarak göremeyen, pasif ve sığıntı yaşamlara mahkum edilen kadınlarımız için çözümün kendilerinde olduklarını görmeleri açısından ilaç gibi gelebilir bu yapım.

Yayın tarihi: 30.05.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (33)

yürü be şenay hanım sizi kim tutar:)) biraz fazla anlam yüklemişsiniz gibi gelse de yazınızı çok sevdim.

Sel gibi yağmur yağarken adam bahçede oturup uzaklara dalıyor. Yok artık, komik oluyor. Bu kadar da arabesk olunmaz ki, pes:))

03.06.2012 23:21:01 Gül Kutlu
33 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER