Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

DENİZ AKKAYA’NIN ACI SONLARI, SAMANTHA FOX’UN CICIKLARI…

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Medyada kullanılan cinsiyetçi dilin yoz, sığ ve dayatmacı formlarla düzeleceğine içine yeni ve tehlikeli şiddet damarlarının çoğaldığı TV program yapısına odaklı çalışmalar yapayım istiyorum. Hani bunu maksat spor olsun, entel dostlar okusun diye değil ‘medya okur yazarlığının’ okuma yazma seferberliği gibi acilen ihtiyaç olduğuna inanarak…

Günlük TV programlarında kullanılan iktidar dilinin tahakküm etmesinden ve itaati iyi vatandaş, ahlaklı insan olmak gibi dayatan ve bilinçaltımızın başına çok çorap hatta külotlu çorap ören programları göstermek istiyorum. İşleyişi örnekleyeyim diyorum ve hatta acil kan lazım anonsları gibi acilen çokça analiz yapmamız lazım iddiasıyla bağırayım istiyorum. AMA, ANCAK, FAKAT, GEL GÖR Kİ GERÇEKLER HİÇBİR GERÇEĞE İZİN VERMİYOR. Çünkü o kadar ilkel bir yapı ve kaba bir tahakküm söz konusu ki donakalıyorum.

Sanki lüks bir sitenin önünde kendiliğinden biterek peyzajı bozan akşam sefası gibi tek başıma hissediyorum. Hatta sil baştan yeniden doğmak falan istiyorum. (Zaten kan gölüne dönmüş bir memlekette gündelik akışın komple yalan, eksik ve çarpıtmayla dolu olduğuna hiç girmeyeyim! Sürekli birbirini öldüren bir halkın buna alışması ‘şok haber’ veya ‘son dakika’ gelişmesi bile olmuyor çoktandır. Bu parantez kapanmaz, hep kanar… )

Cinsiyetçi dillere dil uzatayım derken beni lal eden mevzuya geliyorum. Efendim beni benden alıp da beni bana bırakmayan olay şu:

Magazinciler oturmuşlar Deniz Akkaya’ya verip veriştiriyorlar. Sebep mi? Deniz Akkaya eski sevgilisiyle ilgili olarak darp edildiğini söylediği için! Öyle bir suçluyorlar ki ağzım açık, gözlerim fal taşı, kulaklarım çın çın ve eteklerimin zilleri tüm ülke kadınları için çalmaya, tencere tava dövmeye ve ellerim saçımı başımı yolmaya başlıyor.

Üstelik bunu birkaç kanal birden tartışma konusu yapıp sabah saatlerinin gündemine yerleştiriyor. Ha bu arada Deniz Akkaya’yı döven adam, ilk karısına maddi yardım ettiği için çok iyi bir insan ilan ediliyor. Ve böyle bir adam dövdüyse oturup bir düşünmek gerekiyor haliyle…

deniz akkaya

Mesela çok reytingli bir tanesinde şöyle bir muhabbet dönüyor;

Deniz’in bütün ilişkilerinin şiddetle bitmesi tesadüf mü? (E hak ediyor yani, kaşınıyor demek ki! Vah zavallı adamlar nasıl deliriyorlarsa dövmek zorunda kalıyorlar!)
Dayak yedi diye karakola gitmesi her şeyi ortalığa dökmesi doğru mu? (Kol kırılır yen içinde kalır. Kan kusup kızılcık şerbeti içtim denilir. Aile içinde olan aile içinde kalır. Erkek döver de sever de! )
Oya Aydoğan söze şöyle giriyor ‘ben olsam dayak yer otururum ama karakola gitmem…’. (Artık buna saygı duymak gerekir, kadın dediğin erkeğinin ayıbını ortaya dökmez… )

Sonra duaya geçiliyor:

Kadınlar şiddet görmesin! Şehitlerimize rahmet eylesin. Gani gani! İşler güçler açılsın, paralar gelsin… Amin, amiiiin aminnn!

Hep beraber öbür dünyayı ve bugünü Allah’ın destekli gücüyle garantiye aldıktan sonra program devam ediyor. 

samanta

Şimdi seksi şarkıcı Samantha Fox’un, Cemal Hünal’ı utandırdığı anlara geçiyoruz.

Görüntülerden sonra yorumlar devam ediyor.

Valla Samantha Fox’un cıcıkları meşhurdu zamanında! Zaten boyu kısa ve bir de cıcıklar büyük olunca olmuyor vallahi, hiç sevmem… Neyse Türkiye’ye gelmiş, şeref vermiş!’ (Yorumsuz artık!) 

Sözde televizyonun egemen dilinin toplumsal güç bölüşümünden ve iktidar ideolojisinin hedeflerini yeniden yarattığı programlardan örnekler vermek istiyordum. Hangi kanalın sadece kullandığı dil aracılığıyla adil olmayan bölüşümü tekelinde tutmak için magazin ve yemek tarifleri dahil her programda nasıl işlediğini aktaracaktım.
Ama olmadı! Beynim aktı, dilim bozuldu, cıcıklarıma kadar uyuz oldum…
 

Yayın tarihi: 08.10.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.