Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇALIKUŞU SEZONU AÇILDI!

 YAZARI TAKİP ET X
Şenay Tanrıvermiş’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

TVkolog Yrd. Doç. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ah Feride ah, ben de çok sevdim. Ben de her genç kız gibi daha lisedeyken okumuştum ve Aydan Şener-Kenan Kalav versiyonuyla ne dipsiz hayallere, ne romantik depresyonlara ve nasıl tarifsiz kederlere düşmüştüm. Tabii herkes gibi!

O dönem Kenan Kalav’ın resimlerini dolabına yapıştırmayan genç kız var mıydı? Sadri Alışık’ı unutan olabilir mi? Dahası Mine Çayıroğlu’nun müthiş performansı onun ömür boyu Munise olarak kalmasına neden olmadı mı? Tabii ki Çalıkuşu okunduktan sonra kimse aynı kalmadı… Yani Çalıkuşu’nun kalıcı izler bıraktığı örneğin erken yaşlarda okuyanlar da aşkta aşırı gurur yapmaktan arızaya sebebiyet verdiği de kesinlikle doğrudur. Ve daha ne arızalar…

calıkuşu

Kimilerine göre Çalıkuşu’nu okuyan kızlar iflah olmazmış! Olmazsa olmasın vallahi! Hatta efsaneye göre Atatürk, kitabı eline alınca bırakamamış, bir gün boyunca kitabı okumuş ve Büyük Taarruz sabahı arkadaşlarına romanı özetlemiştir. Ben ölmüşüm bitmişim çok mu? Yani biraz sadakat, inat, gurur, masumiyet kaldıysa Feride’liktendir mutlaka!

O zamanlar öyleydi! Aşk hemen geçmiyordu ve genelde bir kere oluyordu. Böylesine masum, tertemiz, karşılıksız ve romantik bir aşkı ilk kez Çalıkuşu’nda görmüştük, tabii bir de Yeşilçam filmlerin de. Zaten Yeşilçam’da Reşat Nuri Güntekin kaleminin gölgesinde ve etkisinde değil miydi? Tabii böyle başucu bir klasik olunca balesi, dizisi, romanı, fotoromanı defalarca yapılsa da bıkılmadı, doyulmadı. Hatta Sezen Aksu’nun bir zamanlar foto romanında oynadığını öğrenince de şaşırmadım. Hepimizin içinde bir dönem Feride vardı; aşktan ölmeyi ama söylememeyi ve karşılıksız bile olsa ömür boyu sevmeyi, sonsuz sadakati daha gençken öğrenmiştik.

Ayrılığın da sevdaya dahil olduğu o güzel Atilla İlhan şiirini en çok Feride’ye ve ülkedeki tüm Feride’lere yakıştırırım bu yüzden ve daha pek çok Feridelik yüzünden.

Dolayısıyla insanlık aya tatile çıksa da, 3 boyutlu sinemalar her mahallede açılsa da, bugünler de aşk acısı Bebek’te üç beş tur atınca geçse de bazıları hep Feride kalır. Çalıkuşu’nun tadı aranır, insanoğlu böyle aşklara inanmak ister çünkü gerçek aşkın modası geçmez…

Şimdi sıra Fahriye Evcen’in Feride’sinde ve üstelik role öyle yakışmış ki ilk bölümden mest etti doğrusu. Burak Özçivit belki de hiçbir role bu kadar cuk oturmamıştır. Ve iyi ki yine özgün müzikten vazgeçmemişler. Esin Engin’in müziği kadar insanın ruhuna işleyen ve eserin kendisini neredeyse bir daha yazanı azdır. Olursa bir boşluk her eksiği, hatayı ve sapmayı çok uzun süre dolduracak kadar müthiş bir eser. Bir kere dinleyince ömür boyu unutamayacağınız ve ne zaman içinizde melankolik bir durum olsa kendiliğinden çalacak kadar ruha, bedene, hafızaya nüfus eden bir başyapıt. Müziği bile yetti!

çalıkuşu

Eseri herkes bilince, herkes sevince, herkes bekleyince daha dizi başlamadan dedikodusu aldı yürüdü. İlk bölüm yayınlanmadan oyuncuları karakterlere yakıştıramayanlar az değildi. Ne var ki ilk bölüm son derece dokunaklı, tempolu, eserin ruhuna uygun, dönemin rengine, zevkine, dokusuna denk ve dozunda olunca bir kez daha Çalıkuşu sezonu açılmıştır. Duymayana duyurulur, Çalıkuşu izlemeyen kalmasın bu memlekette! Üstelik çok güzel başladı yenisi de! Ne de olsa Çağan Irmak yönetimindeki işler seyirciyi hemen kucaklayacak kurgu, dekor, kostüm, mekan ve oyuncu seçimiyle direkt hedef kitleye ulaşır zaten.

Elbette beğenmeyenler ve adaptasyonun yetersizliğinden ve birebir olmamasından şikayet edenler olacaktır. Hatta oldu bile! Yazılı bir eseri birebir sinemaya ya da diziye uyarlamak aslında eseri bir daha yorumlamak hatta yeniden yazmak, yaratmaktır. Her yorum kendine has dokunuşlarla ister istemez bir şeyler kazandırır ve eksiltir. Ancak Çağan Irmak eğer Yaprak Dökümü gibi uzatmaya kalkmazsa çok başarılı olacağını müjdelemiştir. Öyle ki ilk bölümü defalarca izlediğini söyleyen seyirci sayısı hiç de az değil!

Yaşasın ‘sen bir parça da olsa benimdin, bense tüm kalbimle senin’ diyemeyip günlük tutan Ferideler, yaşasın sadece günlüklere yazılan gizli aşklar, yaşasın sonsuz aşklar ve yaşasın geçici aşklar! Yaşasın aşk!

Şu kadarını söyleyeyim gülbeşekeri ben de çok sevdim…

Yayın tarihi: 02.10.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.