Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BİR KÜÇÜCÜK KARA PARÇASI VE BANA YAŞATTIKLARI

 YAZARI TAKİP ET X
Sema Tezer’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Sadece İnsan Profesyonel Koç ve NLP Uzmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bir tepede durmuş etrafıma bakıyorum…

Bedenim istemsizce kendi etrafında dönüyor, tutamıyorum.

Gözlerimin baktığı her yerde deniz…

Ayaklarım bir kara parçasında çabasızca yere basıyor… Gözlerim her yönde denizle, gözlerim karşımda batan şeftali renkli güneşle, güneşin cömert bir ressam gibi çılgınca renkleri saçarak bir tuvale dönüştürdüğü gökyüzüyle buluşuyor…

Bir kara parçasındayım, dört bir tarafı sularla çevrili… Bir elin sanki rastgele ama tutkuyla milyonlarca yıldızı gökyüzüne savurduğu, yıldızlarla donanmış bu gök kubbenin ilk kez bu kadar net biçimde başımın üstünde uzandığı…

Bir minik adadayım, güneşin en masum ve en asil tavrını takınarak denizin derinliklerine daldığı… Rüzgarın tüm azmi ve kudretiyle estiği, tenime değdiği, tenimi delip içimden geçtiği…

Bir adadayım, içinde insanlar olan…  İNSAN olan, insana her an, her koşulda insanlığı hatırlatan… Bu bir ada; Nihal Anneanne’nin yaşadığı… 81 yaşında bir GENÇ…

Saf çocuk coşkusu, merak, tutku, yaşam sevinci, insan sevgisi ve tüm yaşanmışlıkların derin bilgelik dolu deneyimleri ile Nihal Anneanne anlatıyor, ben dinliyorum;

“Ben hayatımda hiç günlere gitmedim, dedikodu etmedim. İnsanlara hizmet etmek önemlidir benim için. Hayatım hizmetle geçti.”

“Paylaşmayı severim. Rabbena hep bana olmaz. Bende varsa herkesle paylaşırım. Biz ailece böyleyiz.”

“Hergün en azından 15 sayfa kitap okurum. Bugün yorgunum deyip okumadan yatmam.”

“Hergün mutlaka günlüğümü yazarım. Yazarken, ne yaşadım, ne öğrendim daha iyi anlıyorum çünkü.”

“Burada otururken gelene geçene mutlaka selam veririm. İnsanların selamlaşması önemlidir. Ülkemizde şimdilerde kimse kimseye selam vermez oldu. Ben bunu elimden geldiğince gençlere hatırlatmaya çalışıyorum.”

“Benim için önemli olan para pul değil. İnsanlarla olan muhabbetlerden sonra kalan sevgi dolu bakışlar. Ben bunları götüreceğim giderken.”

“İki ay önce torunum benimle voleybol oynamak istedi. Oynarken düştüm kolumu kırdım. Ama Allah beni koruyor, sadece kolum kırıldı. Daha da kötü olabilirdim değil mi?”

“Benim ömrümde yarım saat bile gayesiz geçmedi. Hep bir amacım, gayem oldu.”

“İnsan ayrımı yapmam kesinlikle. Maddi varlıkla ya da yoklukla, ırkla, milletle değildir İNSAN OLMAK. İnsanlık insanın içindedir içinde…”

Adanın rüzgarının içime işleyerek tüylerimi ürperttiği bir gece dinledim tüm bunları Nihal Anneanne’den.

Tüylerimi ürperten rüzgar mıydı, yoksa anneannenin sözleri miydi, şu an artık emin değilim. Onu dinlerken pek bir şey düşünmeden, sadece çok konsantre olmuş bir biçimde dinlediğimi hatırlıyorum. Tek aklımda olan şey, bunların benim için önemli olduğu ve tek bir satırı ve örneği unutmamam gerektiği idi. 

Odama gider gitmez defterimi ve kalemimi alıp anneannenin tüm söylediklerini not etmeye başladım. Bir an yazarken şunu fark ettim ve gülümsedim: Tıpkı anneannenin dediği gibi ben de yaşadıklarımın anlamını ve onlardan öğrendiklerimi yazarken daha iyi anlıyorum. Onunla sohbetin ve bana anlattıklarının neden bu kadar önemli olduğunu yazarken keşfettim.

81 yaşındaki Nihal Anneanne’nin neşesi ve çocuksu coşkusu, tıpkı adada denize batan güneşin bana hissettirdiği gibi; umuttu. Kendime dair, dünyaya dair, doğaya dair, insana dair “UMUT”.

Tıpkı rüzgarın yönünü hiç değiştirmeden, aynı delici kudretiyle esişi ve eserken çıkardığı içime işleyen mistik sesi gibi, “ADANMIŞLIK ve KARARLILIK“ın ne demek olabileceğinin hissini derinden yaşadım, ondan dinlediklerimi not ederken. Şimdi onun bunları bana anlatan hali, yüzü, sesi, onca yılı ve yaşanmışlığı kendinde biriktirmiş bedeni canlanıyor gözümde… Ve yaşama bağlılığı, adanmışlığı, kararlılığı yine hissediyorum onun gözlerinde.

Sayfalar dolusu yazabilirim aslında, bir hafta içinde ondan öğrendiklerim, onu izleyerek keşfettiklerim, hatırladıklarım ve hissettiklerim hakkında. Ancak üçüncü ve en önemli olan şeyi yazacağım sadece.

Söyleyebileceğim sayfalar dolusu cümleyi ve belki de her şeyi bir satırda içine alan, kapsayan şey. İnsana tüm çoşkuyu, neşeyi, azmi, kararlılığı, umudu getiren güneş.

Tüm tortularımızı üstümüzden silip süpürerek, yaratma - üretme istek ve gücümüzü ortaya çıkaran rüzgar. Her birimizin damlalar gibi tek tek dursak da birbirimize bağlı ve birlikte tek ve bütün olduğumuzu ve bunun sorumluluğunu gözler önüne seren deniz. Ve yaşamı, dünyayı içindeki her şeyle, tüm olanlarla ve yaşananlarla, tüm duygularla ve deneyimlerle, seyretmesi muhteşem bir manzaraya dönüştüren gökyüzü;

SEVGİ…

İnsan sevgisi

Doğa sevgisi,

Yaşama ve onun içinde olan tüm varoluşa dair derin, koşulsuz bir SEVGİ…

Siz yaşamda koşulsuz ve derinden neleri seviyorsunuz? Şu an elinizde bir defter ve kalem olsaydı, SEVGİ hakkında neler yazmak ve paylaşmak isterdiniz?


Sevgili Nihal Anneanneciğim öncelikle sana ve herkese en derin ve sonsuz sevgilerimle...

Yayın tarihi: 05.09.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (12)

Sevgi kaybettiğimiz değerlerimiz değil öğretemediğimiz ya da öğrenmekten kaçtığımız karşılık beklemeden verebileceğimiz tek gerçek olarak yaradılışımızdan yaşadığımız ana kadar ömrümüz boyunca belirlediğmiz hedeflerimizin tek kaynağı ışığımız olmasaydı eğer SEVGİSİZ bir hiç olurduk diye düşünüyorum yüreğine emeğine kalemine sağlık sevgili SEMA KESER ...

12.09.2011 22:34:27 Emine AKAY

'bakmak var görmek var.Kurban olayım baktığını gören göze'diyen bir ulu eren gibi biz de senin o baktığını gören gözüne yüreğine sağlık diyoruz...İlk göz ağrımız kalemine sağlık. Annen-Baban

07.09.2011 01:59:50 Lütfü Keser
12 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER