Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KÜÇÜK PRENS FİLMİ VE HAYATIN GERÇEKLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Sarı Şeker Sema’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Eylül ayında "Küçük Prens" filminin galasına Işık ateşli bir enfeksiyon geçirdiği için gidememiştik. Geçen hafta anne-oğul kendimize ayırdığımız bir günde filmi izlemeye gittik. Filmde çocuklardan çok ebeveynlere mesajlar var. Bu sebeple bu önemli mesajlara değinmek istedim.

Bildiğiniz gibi Küçük Prens 1943 tarihinde yayınlanan Antoine de Saint-Exupéry'nin kitabı ve aradan bunca yıl geçmesine rağmen hala en çok satan kitaplar arasında yer alır. Çocuk kitabı olarak geçer ama çocukken anlamak biraz zor olduğundan büyüklerin de başucu kitaplarından biridir, hatta büyüdükçe değeri anlaşılan bir kitaptır, çünkü insan büyüdükçe yalnızlaşır ve Küçük Prens'i anlamaya başlar.

Filme gelince adı Küçük Prens ama aslında kitaptan çok az bir uyarlama var ve konusu bambaşka. Ufak bir kız çocuğu ve onun çok zor öğrenci kabul eden bir koleje girmesi çalışan annesiyle başlayan hikaye bu küçük kızın dakika dakika hayatını planlayan sistemden biraz çıkması ve kendine bir arkadaş bulmasını anlatıyor. Bulduğu arkadaşı ona kendi yazdığı hikayeyi veriyor ve Küçük Prens de bu şekilde dahil oluyor filme. 

küçük prens

Işık henüz 3.5 yaşında ve dikkat süresi çok uzun değil. Filmi izlerken ara sıra dikkati dağılıp havalandırmalara, acil çıkış kapılarına, projeksiyon makinesinden gelen ışığa sardı ve sorular sorarak filmden koptu, hatta ilk yarı sona erip çıktığımızda tekrar girmek istemedi ama bir şekilde ikna edip filme devam edebildim. Çünkü sonunu ben merak ediyordum. Öyle böyle filmi tamamladık. Filmden bir kaç gün sonra bir arkadaşım özel bir kolejde okuyan oğlundan bahsederken filmdeki konu tekrar canlandı zihnimde. Çocukları sınavlara çok sıkı hazırlayan bir kolejden bahsediyoruz ve 18:00' da eve gelip yatış saati olan 21:30'a kadar ödev yapan bir oğlu var arkadaşımın. Kendisi de oğlunun bu haline üzüldüğünü söylüyor. Geçenlerde okul çıkışı dışarıda yemek yemişler ve o gün ödevlere biraz geç başladığı için yetiştirememiş ve uyku saati sarkmış. Böyle hayat mı olur ya? Zaten günümüz çocuklarının bizim gibi sokaklarda özgürce oynayamamasından yakınıyoruz bir de bunları görünce ne kadar üzülüyorum anlatamam. İşte Küçük Prens filminde de anne öyle bir hayat planı çıkarıyor ki yemek süreleri bile dakikalarla sınırlı ve arkadaşa ayrılabilecek zaman ancak bir yıl sonra ve yine çok sınırlı bir zaman. Filmdeki annenin amacı kızının büyüyünce mükemmel bir insan olması! Peki ya mutlu bir insan olması hiç önemli değil mi?

Çocuklarımıza iyi bir gelecek sağlamaya çalışırken dünya para döktüğümüz özel kolejlerde çocukluklarını yaşayamadan yetişmelerine şahit oluyoruz. Onlara geleceği armağan etmeye çalışırken bu günlerinden çalıyoruz. Oysa büyüyünce hepimiz "an"ı yaşamak için çabalıyor olmadı sosyal medyadan özlü sözler paylaşıyz.

Oğlumun ilkokula başlamasına henüz 2 ya da 3 sene var ama ben şimdiden kara kara düşünmeye başladım bile. Hem iyi eğitim alacağı hem de çocukluğunu yaşayabileceği bir formül bulabilir miyim bilmiyorum. Kısmet olur da o günleri görürsek yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım. 

GÜLBEN ERGEN'E BİR KIZ ÇOCUK YAKIŞMAZ MI?

Gülben Ergen geçen hafta radyo programıma telefon bağlantısı ile katıldı. Albümdeki şarkılardan bahsettik bol bol.Arada özel sorular sormayı da ihmal etmedim.

 gülben ergen 

İzel-Çelik-Ercan'ın ilk albümünde yer alan Özledim şarkısını seslendiren Gülben Ergen şarkıda Ercan Saatçi ve İzel'in vokali olup da Çelik'in vokali olmamasına bir açıklık getirdi. "Ercan'ın söylediğine göre şarkının orjinal kaydında da Çelik'in vokali yokmuş. Çelik sadece şarkının klibinde var" dedi. Bunun üzerine ben de "O zaman Çelik'ten de belki "Kızımız Olacaktı" okursunuz. Hem size bir kız da yakışır ne dersiniz?" diye sordum. "Yakışmaya yakışır ona ne şüphe ama benim kadro çok kalabalık ya. İyiyiz böyle galiba" cevabını verdi. "Hiç niyetiniz yok mu bu evliliğinizde, çocuk düşünmüyor musunuz?" soruma "Bu işler niyet meselesi değil biliyorsunuz, Allah'ın izniyle olur çocuk. Elbette böyle sorduğunuz zaman "bu evliliğe bir çocuk" dediğiniz zaman kilitleniyorum. Kısmet diyelim. Çocuk bakmak çok zor, çok büyük sorumluluk. Hele ki şimdi okulları başladı. Büyüyünce rahatlarsın diyorlardı, her gün biraz daha zorlaşıyor." şeklinde cevap verdi.

Yayın tarihi: 02.11.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.