Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇİÇEKLER SOLMADAN...

 YAZARI TAKİP ET X
Sarı Şeker Sema’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ne güzel bir gündü 8 Mart! Birbirinden güzel sözler havada uçuşuyordu. Bütün kadınlar çiçekti, kadınlar el üstünde tutulmalıydı, kadının eli öpülmeliydi, kadına kalkan eller kırılsındı! Dünya toz pembe, yarınlar umut doluydu. Sonra?

Sonra, 8 Mart bitti ve tam 3 gün sonra Çağlayan Adliyesi'nde bir kadın öz oğlu tarafından vuruldu. Berkin Elvan'ı 15 yaşında kaybettiğimiz gün 20 yaşında, hayatının baharında bir genç de anne katili oldu!

Daha söylenen sözlerin üstü soğumamış, 8 Mart'ta her köşe başında, çeşitli parti çalışanları tarafından dağıtılan çiçekler solmamıştı bile... Üstelik koruması bile koruyamadı onu, kadına kalkan el kırılmadı ama kadını korumaya çalışan el kırıldı.

Oğlundan bir zarar geleceğini düşünmemişti belki de kadın, öz oğlunun kendisini vuracak değildi ya, belki bu yüzden korumasının ardına sığınmamıştı. Oğluydu o, 9 ay karnında taşıdığı, hastalandığında başında beklediği, yemeyip yedirdiği oğlu... Neden zarar versin ki? En fazla babasıyla barışması için bir kez daha ikna etmeye uğraşacaktı ama beklediği gibi olmadı, oğlunun kurşunuyla 43 yaşında hayata veda etti.

Geçen haftaki yazımı bitirirken, '8 Mart'ta söylenecek afili sözlerin ardından kalanlara bakalım' demiştim ama bu kadar kısa sürede böyle bir haber alacağımızı tahmin etmemiştim.

Ne oldu peki o güzel sözlere? Hangi güzel söz koruyabilirdi o kadını?

Annesini bile vurabilecek zihniyette olan bir çocuğun kadınlara bakış açısını tahmin etmemiz de zor değil. Yarın bir gün ondan bundan ceza indirimleriyle tekrar sokağa çıktığında belki de evlendirecekler onu, 'Yalnız yaşanmaz, senin de bir yuvan olsun' diye. Ne kadar sağlıklı bir yuva kuracağını varın siz düşünün.

Bunlar bir tek kişiyi düzeltmekle düzelecek kadar küçük çaplı olaylar değil ki... Bizim toplumca terapiye ihtiyacımız var. Hepimizi uyutup çocukluğumuza inmeleri ve oradaki arızaları düzeltmeleri gerek. 'Zaten hepimizi uyutuyorlar' derseniz haklısınız, uyutuyorlar. Bakın uyuduğumuzun kanıtı: Kadınlar Günü'nün ardından kadınlarımıza bir de güzel hediye verdiler ve kürtaj yasaklandı! Şimdi gel de bu ülkede kadın haklarından, kadın kollarından, kadın mutluluğundan bahset.

Burada en büyük görev annelere düşüyor, en çok da erkek annelerine. Lütfen vicdanlı çocuklar yetiştirin. Çocuklarınızı sevgiden mahrum etmeyin, hayattaki duruşlarında yalnız bırakmayın onları. Sevgiyi, şefkati öğretmeden büyütmeyin ki, ne size ne eşlerine ne de karşılaştıkları diğer kadınlara zarar versinler. Kadını erkeği olmaz insanlığın, önce insan olmayı öğrenmeli ve çocuklarımıza öğretmeliyiz.

İnsanca yaşayacağımız günlere yürümek dileğiyle... 

Yayın tarihi: 14.03.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.