Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

KEKEMELİK

 YAZARI TAKİP ET X
Sabri Yurdakul’un YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Kekemelik denilen durum konuşma akıcılığının bozulduğu, bir takım ses ve hecelerin tekrar edildiği, seslerin uzatıldığı bir konuşma bozukluğu olup bunlara dudak şapırdatma, boğaz temizleme davranışlarının da eklenmesiyle kompleks bir bozukluk haline gelmektedir. Bunların yanı sıra kişi, çıkaramayacağını düşündüğü seslerle ilgili kelimeleri kullanmak istememekte ve konuyu anlatmakta zorlanmaktadır. Her zaman aynı düzeyde gitmeyen kekemelik kimi zaman azalıp kimi zaman çoğalmakta, kişi strese girdiğinde iyice artmakla birlikte, rahat olduğu ortamlarda konuşurken ya da şarkı söylerken kaybolabilmektedir.

Kekemelik en çok çocukluk çağlarının hastalığı olup erişkinlerde ortaya çıkıyorsa bu çocukluk çağlarındaki kekemeliğin kronik bir hal alması ile gözlenebilmektedir. En çok ortaya çıktığı yaşlar 2,5 - 3 yaşları olup tedavi edilemediğinde %20 oranında ileri yaşlarda da devam edebilmektedir. 5 yaş altı çocuklarda %2,5 oranında görülen kekemelik erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 2 ile 5 kat daha sık gözlenmektedir.

Kekemelik bazı çocuklarda genetik olup ailede de kekemelik öyküsü saptanabilmektedir. Bunun yanında doğum travmaları, zeka gelişimindeki yetersizlikler, kardeş doğumu, korkma, aşırı üzüntü ve diğer stres dolu yaşantılar da o güne kadar olan sorunsuz konuşma akışkanlığını bozabilmektedir.

Sol beyinde bulunan işitme merkezinin faaliyetinin azalması, beyin faaliyetlerini düzenleyen ve beyin hücrelerinin arasında iletişimi sağlayan dopamin maddesinin artması kekemeliğe neden olabilmektedir. Aynı şekilde konuşmayı sağlayan ses tellerinin kaygı ile kasılması ve spazmı sonucunda yeterince gevşeyip farklı sesleri çıkaramaması, bir sesten öbür sese geçişi zorlaştırması sonucunda tekrarlar oluşmakta ve kelime tam olarak söylenemediği gibi o kelimeden sonraki kelimeye geçiş de zorlaşmaktadır. Bu durum konuşmanın akıcılığını bozduğu gibi bunu aşabilmek için kişi bir takım tikler geliştirmekte, bu tikler de var olan durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Kekelemeye başlamadan önce çok fazla sorun yaşamayan çocukların konuşmada zorlanmaları ile birlikte konuşamadıkları zaman öfkelendikleri, başlarda gayret edip konuşmalarını düzeltmeye çalıştıkları halde sonraları konuşmak istemedikleri, kendilerine güvenlerini kaybettikleri, arkadaşlarının arasına girmedikleri, mümkün olduğu kadar konuşmaktan kaçındıkları ve sorulanlara en az kelime ile cevap verip konuşmaktan uzaklaşabildikleri görülmektedir. Bu çocuklar sınıfta kalkıp söz almak istememekte, söz verilirse de konuşmayı kısa tutmaya çalışmaktadırlar. Konuşmaları bozuldukça sıkıntıları artmakta, sıkıntı arttıkça konuşmaları bozulmakta ve bu kısır döngü içinde konuşma onlar için kabus haline gelebilmektedir. Sosyal ortamlara girmekten kaçınmakta, bu sebeple televizyon ve bilgisayara daha çok düşmekte, konuşma gerekmeyen ortamlarda bulunmak istemektedirler. Arkadaşları alay ettiği için okula gitmek istememekte, gitseler de dikkat çekmemeye çalışmakta, kendilerine yakınlık gösteren bir iki arkadaş bulup onlarla birlikte zaman geçirmeye çalışmaktadır. Moralleri bozulduğunda bu onların akademik hayatını da etkilemekte, ders çalışmak istememekte böyle olunca da dersleri süratle bozulabilmektedir.

Küçük yaşlarda bu sorunu yaşayanlar ise her şeye öfke ile cevap vermekte, konuşmaya çalışıp konuşmayı başaramayınca denemekten vazgeçerek içlerine kapanabilmektedirler.

Aile bireylerinin çocukları kekelemeye başladığındaki davranışları da önemli olup kekemeliğin artış ya da azalışını etkilemektedir. Çocuğunun kekelemesini düzeltmeye çalışan, “Yavaş konuş” diye müdahale eden, konuşamadığı zaman sinirlenip tepki veren ya da her şeyden kötüsü çocuklarının bu durumundan utanan aileler onları olumsuz olarak etkilemekte ve hassas olan psikolojilerini daha da bozarak kekemeliğinin artmasına neden olmaktadırlar. Konuşurken sabırlı dinlemek, müdahale etmemek, cümlesini bitirmesine izin vermek, söylediklerini anlamaya çalışmak ailelerin yapması gereken en önemli davranışlardır.

Kekemelik eğitim hayatını da etkilemekte, arkadaşları alay ettiği için okula gitmek istememekte, yaşadığı moral bozukluğu derslerine yansımakta ve çalışsa da özgüveni azaldığı için bunu gösterememekte, kalkıp bildiklerini söyleyememekte ve bütün bunlar onun okul başarısını olumsuz etkilemektedir. Arkadaşlarının arasına katılamadığı ve onlar konuşmasını taklit ettikleri için sosyal etkinliklere de katılmamakta böylelikle daha çok stres yaşamakta ve zaten stresten kaynaklanan kekemelik daha üst boyutlara varmaktadır.

Kekemelik tedavisinde temel amaç stresin ve gerginliğin azaltılması ve konuşmadaki akıcılığın sağlanmasıdır. Bu nedenle gerek konuşma terapileri ile gerekse hafif dozda ilaçla bu durumun ortadan kaldırılıp konuşmanın rahatlaması sağlanmaya çalışılmaktadır. Rahat olduklarında, hayvanlarla konuştuklarında ya da şarkı söylediklerinde kekemeliği yaşamamaları nedeniyle psikolojik olduğu kabul edilen kekemelik tedavisinde öz güvenin sağlanması, konuşmanın kontrol edilmesi yerine spontan hale gelmesine çalışılmaktadır. Konuşma hızının yavaşlatılması, kelimelerin bir seferde söylenmeye çalışılması, nefes kontrolü özellikle diyaframdan nefes alıp verme çalışmalarının yapılması, konuşmayı rahatlatmakta ve kekemeliğin giderek azalarak kaybolmasını sağlamaktadır.

Geçmiş zamanlarda geçerli bir tedavi olan günümüzde artık geçerli olmadığına inanılan halk arasındaki yanlış inanışla dil bağının kesilmesinin kekemelik tedavisinde bir faydasının olmadığı anlaşılmış ve bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Berard adı verilen işitsel algı eğitimi yöntemi de kekemelik tedavisinde faydalı olup kulaklıkla belli modülasyonda bir müziğin dinlenerek beynin işitme merkezinin eğitimine yönelik bir sistemdir. Bu sistemin esası sağ ve sol beyindeki işitme merkezlerine gelen sesler arasındaki senkronizasyonun sağlanması, böylelikle beynin eğitilip işittiklerini algılamasının sağlanmasıdır. Böylelikle beyin doğru yönde eğitildiğinde konuşma ile ilgili merkezler de eğitilmekte ve beynin algılama ve algıladığını anlamlandırma yeteneği artırılıp konuşma tedavisine katkıda bulunmaktadır.

Sonuç olarak, kekemelik tedavisi olan bir hastalıktır. Önemli olan telaşlanmadan ve korkuya kapılmadan tedavi yoluna başvurmak, gerek terapist gerekse psikiyatristlerden yardım almaktır. Çünkü sadece konuşma terapisi değil, hafif dozda ve kısa süre ilaç tedavileri de stresin atılıp konuşma akıcılığının sağlanarak kekemeliğin tedavisinde faydalanılan yöntemlerdir.  

Yayın tarihi: 10.04.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.