Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

DİNÇER GÜNER İLE ASTRO ANNELİK

 YAZARI TAKİP ET X
Pemra Uğural’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bu yazıyı okuyorsanız ya burçlarla ilgileniyorsunuz ya da burçlara meraklısınız demektir. O halde şu sözleri kaç kez söylediğinizi veya duyduğunuzu bir düşünün:

- Nee? Balık burcu muymuş? Aman direk kaç derim, balık erkekleri yanar döner olur, hem çok hayalperesttirler. Hiç sana göre değil...

- Belli oldu ana-kız neden çok iyi anlaştığınız. İkizlerle kova süper uyumludur.

- Akrep kadını süperdir ama bir hatada bitersin. Kaç tanesiyle birlikte oldum, feci kinciler oğlum...

- Bu kadar insan seven bir aileyiz, gel gör ki benim oğlan anormal içine kapanık. Ne yapsam olmuyor. Oğlak işte…

Hepimiz kendimize has karakteristik özelliklerle, kişiye özel tasarlanmış bir kader çizgisi ve algıyla doğarız. Öyle sıkı sıkıya içimize işlemiştir ki bazı özelliklerimiz, ne yapsak veya ne yaşasak da bizimle birlikte bir ömür seyahat ederler. Bu bizi biz yapan karakterimizi, duygularımızı, algılarımızı, yaşamaya meyilli olduklarımızı, kişilerle ilişkilerimizi ve yeteneklerimizi ölçmek için sadece burcumuzun genel özelliklerine sığınmamız ise pek de yeterli ve doğru değildir.

Astroloji, insanoğlunu sadece doğduğu tarihe ait olan burcu ile incelemez. Her insanın özel olduğunu varsayarak ona özel hazırlanmış astrolojik haritasını anlatır, ona sunulan verileri ve neyi neden yaşadığını sembollerle açıklığa kavuşturur. Bir girişimde bulunmadan evvel rüzgarı önden değil de arkadan alarak kişinin doğru zaman dilimini yakalamasına yardımcı olur. Ona takdim edilen verileri en iyi şekilde kullanıp yönlendirirken, hayatı akışında yaşamaya teşvik eder.

Birçoğumuzun bilmediği veya bildiğini sandığı burçlarla ilgili gerçekleri konuşmak, astrolojiyi doğru kullanarak sevdiklerimizle ve çocuklarımızla daha sağlıklı ilişkiler kurmak adına Astrolog Dinçer Güner ile harika bir akşamüstü geçirdim.

Satış rekorları kıran '2014 Senin Yılın Burçlar' kitabının yazarı Dinçer Güner, aynı zamanda birçok televizyon programında haftalık ve aylık olarak beklenilen gelişmeleri, ruh hallerini, gökyüzünde meydana gelen değişimlerin burçları nasıl etkilediğini bizlerle paylaşmaya devam ediyor. Değiştirmek veya zorlamak yerine törpülemenin, olduğu gibi kabul edebilmek için önce bilmenin ve farkında olmanın önemini bir kez daha anladığım bu eğitici sohbeti sizlere aynı heyecanımla aktarıyorum.

Kişinin burcu tek başına neyi ifade eder?

Pek de fazla bir şey ifade etmez açıkçası. Yani sonuçta 12 tane burç var ve dünya üzerinde 12 tane insan çeşidi yok. Kişinin burcu dediğimiz şey güneşin bulunduğu burç demektir. Güneş ise astrolojide kişinin kendini en iyi ifade ettiği alanı, babayla ilişkilerini, kariyerini ve hayat amacını sembolize eder. Kişiyi sadece burcuna göre değil, kişisel astrolojik haritasına bakarak tanımlamak doğru olur. Örneğin denir ki balıklar çok duygusaldır. Ben son derece katı, soğuk, bazılarının nerdeyse duygusuz bile diyebileceği balıklar tanıdım. Ya da bütün başaklar içlerine domestos kaçmış temizlik tanrısı değildirler. Gayet dağınık, temizlikle işi olmayan başaklar da biliyorum. Hepiniz biliyorsunuzdur. Burada kişinin doğum haritasının etkilerinin devreye girdiğini unutmamak lazım.

Yine de ana burcumuzun olmasının bir sebebi var, öyle değil mi?

Var tabii ki. Doğum haritasında hayatın farklı alanlarını gösteren bölmelerimiz, evlerimiz var. Doğum haritasında güneş nereye düşüyorsa kişinin burcunun önemi orada ortaya çıkar. Atıyorum; güneş beşinci evinizdedir, bu da hayatınızın odak noktasını 'çocuklar' yapar. Birinin yedinci evinde ise odak noktası 'partner'dir. Güneşin bir burçta olması aslında kişinin nasıl davrandığını gösterir. Ben başak burcuyum diyelim ve haritamda güneşim 7.evimde. Demek ki ben ortaklık ve evliliklerimde detaycı davranan biriyim. Ama sadece orada, her alanda değil. Bütün hayatını böyle geçirecek demek değildir.

Peki ya yükselen burcumuz?

Doğum anı ile birlikte gökyüzündeki ufuk çizgisinin hangi takım yıldızından geçtiğini gösterir yükselen burç. Bir nevi kader yolunuzu oluşturur. Sağlığınız, yetenekleriz, en önemli motivasyonlarınız, sosyal maskeniz, insanları nasıl algıladığınız veya şansınız gibi unsurları hayatınızda devreye sokar.

"30 yaşından sonra yükselen burç devreye girer" söylentisinin kaynağı nedir o halde?

O bir bilginin yanlış bir şekilde dillendirilmesinden, aktarılmasından kaynaklanır. Yükselen burç doğduğumuz andan itibaren geçerlidir, sadece 30 yaşından sonra devreye girmez. Astrolojide kullandığımız bazı harita çeşitleri vardır. Mesela bunlardan bir tanesi 'progress' haritalardır. İlerletilmiş harita deriz biz buna. Örneğin, 30 yaşındaysanız kişinin haritasını ilerleterek o dönemlerde neler yaşabileceği hakkında bilgi sahibi oluruz. Tabii 30 gün ilerlettiğiniz için harita kaymaya başlar, o yüzden ben yükselenimin etkisindeyim diye algılanır. Bu da yanlış bir bilginin yanlış bir şekilde harmanlanarak servis edilmesinden kaynaklanan bir anlayışı doğurmuştur.

Bir de ay burcumuz var ki onun da anneyle derdi bitmez. Nedir bunun altında yatan?

Ay astrolojide bizim duygusal motivasyonumuz, güdülerimiz kısacası bizim bilinçsiz olarak yaptığımız her şeyi simgeler. Bunların yanısıra anneyle ilişkimizi temsil eder. Daha doğrusu bir çocuğun annesini algılayış şeklini belirler. İki kardeş düşünün. Birinin ay burcu koç, diğerinin ay burcu terazi. Ay burcu koç olan çocuk anneyi daha girişken, daha öz güven aşılayan, daha tuttuğunu koparan bir kadınmış gibi görürken; ay burcu terazi olan kişi ise anneyi birleştirici, uzlaştırıcı bir kişiymiş gibi algılayacaktır. Tabii ki temel bir anne modeli görüyorlar ama içselleştirdikleri vakit algıları değişiyor. Şu olmuyordur elbet : Biri anneyi agresif ve sert görürken, diğeri benim annem dünyanın en yumuşak annesidir demiyor tabii ki. Bu daha çok bir annenin o çocuk üzerinde bıraktığı etkiyi anlatır.

'İkisini de aynı yetiştiriyorum, aynı şeyleri yapıyorum ama bana yaklaşımları çok farklı' buradan mı kaynaklanıyor o halde?

Bunu en iyi şu örnekle açıklayabilirim. Biri ay burcu yengeç, diğeri ay burcu oğlak iki kardeş alalım ele. Ay yengeç duygusal anlamda kendini güvence altında hissetmek isteyen bir yapıya sahip olduğundan annesi tarafından devamlı sevilmek, korunmak ve kollanmak isterken, ay oğlak olan kişinin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur. Ay oğlak realisttir, daha mesafelidir. Bu yapıda iki çocuğu olan anne muhtemelen zaten ayı yengeç olana daha çok vakit ayırmıştır. Annenin ayı oğlakta olan çocuğa ayıracak çok vakti yoktur zaten, çünkü ay oğlak anneyi uğraşacak çok şeyi varmış gibi görür, talepte bulunmaz. Ay yengeç anneden sürekli bir şey almak ister, talepkardır.

Bu yüzden de anne bir çocuğu ile zorlanırken, diğeri ile sorunsuz geçişler sağlar. Annenin ne yaptığından ziyade çocuğun algısı daha ön planda bu durumda...

Aynen öyle. Ay oğlak anneden bir şey isterken, anne 'şu an bulaşıkları yıkıyorum, birazcık bekle' mesajı verir. Çocuk tamam der odasına gider. Aynı tepki ay yengece verildiği takdirde o bozulur ve bekler. Duygusallığı yüzünden daha talepkar olmaya başlar, bu sefer anne ya ona daha çok ilgi gösterir, ya da daha kızar; duygusal bir tepki verir. Bu arada ay oğlak zamanını bekler ve anneyi şöyle görür : Annemin işi var… Burada anne çocuklarını ayrı ayrı çok iyi tanıyarak nabza göre şerbet vermeyi bilmelidir. Bir anne için çocuklarının ay burcunu bilmesi bu açıdan faydalıdır. 

Bir annenin anneliğini de etkiler mi ay burcu?

Biz biraz da annemizden ne görmüşsek çocuklarımıza da onu yansıtmaya meyilliyizdir. Evet biraz etkisi vardir. Ancak anneliğimizi esas Venüs temsil eder. Venüs; sevgi, değer duygusu, sevgiyi veriş ve alış şeklimizdir. Anne çocuk arasındaki en temel ilişki sevgiye dayalı ise annenin Venüs'ünün nerede olduğu önemli olacaktır. Örneğin çocuğun Venüs'ü aslanda ve annenin de Venüs'ü aslandaysa, anne çocuğuna adeta tapar. İki tarafın da Venüs'ü aynı burçtaysa birbirlerini çok iyi anlarlar, belli noktalarda müthiş bir uyumdur bu.

İki burcun aynı yerde olması hep uyum mudur peki?

Birbirlerini anlama anlamında evet ama tabi bu hangi burçların olduğu ile alakalıdır. Bazen kötülüklerin de uyumu olabilir. Örneğin, annenin ve çocuğunun Venüs'ünün akrepte olması ikisine de zarar verir. Çok tutkulu bir şekilde birbirlerini severler, beklentiler karşılıklı artar, arzular hırpalayıcı bir sevgiye dönüşür. Venüs'ü akrep olan bir çocuğa Venüs'ü bir toprak burcu olan anne daha iyi gelecektir.

Bir insanı kabul etmenin en temel yolu onun yapısını anlamaksa, astroloji haritası bir nevi formülü veriyor bize.

Bir astrolog olarak benim hayatıma kattığı en güzel şey daha kabul edici bir insana dönüşmüş olmam. O kişinin de bu hayata geliş şekli, amacı ve sebebi var ve onun da bir dünyası var. Varolduğundan daha fazlasını beklememeyi ve onun bu olduğunu görmeyi öğrendim. Örneğin, Venüs'ü oğlak burcunda olan kızınızın tutup da fakir veya sıradan birine aşık olması mümkün değildir. Bu kadın, statüsü olan güçlü erkekleri çekici bulacak ve arzulayacaktır. Ama Venüs'ü balık olan için bunun hiçbir önemi yoktur. Bu yüzden ilişkiler arenasında eleştirmeyi bırakıyorsun, beklentilere girmiyorsun. Bu çocuğun ise onu böyle kabul etmeyi öğreniyor, olduğu gibi seviyorsun. Kesin katı yargılarla dolu eleştiri dünyasını astroloji elinizden alıyor.

Dinçer Güner ile yaptığımız bu muhteşem sohbete doyamadım diyebilirim. Daha sormak istediğim yüzlerce soruya, bunca bilgi ışığında nasıl yaşamamız gerektiğine olan merakım bu satırları kelimelere dökerken bile hala aklımda. Sanırım o da bunu anlamış olmalı ki son sözleri olarak şunları ekledi:

"Kendi irademizle yaptığımız seçimlerin bile astrolojik haritamızda bir açıklaması var. Hiçbir şey tesadüf değildir, gökyüzünde her anın bir cevabı vardır aslında. Rastgeleymiş gibi görünen ama hiç de rastgele olmayan şeyleri yaşıyoruz her an. Ama insanoğlunun rastgeleliğe ihtiyacı var, biz ona umut diyoruz. Aksi takdirde yaşamayız. Astroloji sana burada 5 dakika sonra ne olacağını söylemez. Ama gökyüzü kalitesine bakarak nasıl bir atmosferin olacağını söyleyebilir. Gökyüzünde ne varsa yeryüzünde o vardır, yeryüzünde ne varsa gökyüzünde de onun etkisini görürüz. Biz istediğimiz kadar kendi seçimlerimizi kendimizin yaptığını düşünelim, kafamızı çevirip gökyüzüne baktığımızda neden olduğunu anlarız. Her şeyin bir işareti vardır muhakkak. Bunun böyle olduğunu bilelim ama böyle yaşamayalım…"        

Yayın tarihi: 24.03.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.