Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

SEN YOKKEN...

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Hamileliğimin şu son günlerinde kızımla bambaşka bir dönem yaşıyorum. “Bir anda büyüdüğü ile yüzleşmek” dedikleri bu olsa gerek.

Gün içinde, o kadar çok hissettiriyor ki bu değişimi bana, önce anlamlandıramadım,k ardeş geliyor diye abla gibi hissediyor dedim. Sonra baktım, konuşmalar ve bana açıklayıcı cevaplar hiçte öyle sıradan değil. Bayağı bayağı ‘ben bireyim ve karar verebilirim’
noktasında.

Memnun muyum?

Çoookkkk...

Kızımın en sevdiğim yanı hep yaşı kadar bir çocuk olması. Bir ben sevemedim nedense o büyümüş küçülmüş halleri çocuklarda.

Zaman zaman gözümüze hoş görünse bile küçük çocuklarda şaşırtan cevaplar, aslında ipin ucunu bırakmamak gerektiğine, ağzından çıkan her kelimenin yaşına uygun olup olmadığına bakmak lazım diye düşünüyorum.

Annemde aynen böyleydi, baskıcı olmadı hiçbir zaman ama nerde, ne laf etmemiz gerektiğini, büyüğü, küçüğü bildik herzaman. O sınırı aştırmamak lazım çocuklara diye düşünüyorum. Hoşgörümüzünde yaşının sınırı kadar olması gerektiğine inanıyorum.

O kadar önemli buluyorum ki bunu, bir büyük geldiğinde yer vermek, büyükle saygılı konuşmak, küçüğe ona göre davranmak, büyüklere el şakası ve arsızca ısrarcı olmamak gerçekten çok küçücükken işliyor içlerine.

Yaşıt kız arkadaşları ile biraraya geldiğinde kulak misafiri oluyorum, arasında dizikolik olanları hemen anlıyorum mesela. Kutu oyunları, resim yapmalar bitmiş, işi ‘hadi ben Hürrem olayim sen de Mahidevran ol’a vardıran kız çocukları görüyorum. Kendi anne arkadaşlarımdan ve çeşitli okul çevrelerinden bir çoğunun facebook kullanıcısı olduğunu ve Hürrem grubu kurduğunu duyuyorum dehşet içinde.

O dizilerin çocuklarımızın sindireceği yaşta olmadığını nasıl düşünemeyiz, biz bile sindiremiyoruz zaman zaman...

Ay bunaldım, izlemeyeceğim, dengem bozuluyor dediğimiz zamanlar olmuyormu hiç?

Çocukların yürekleri pırıl pırılken, yaratıcılıkları o kadar hat safhadayken erkenden kirletildiğini düşünüyorum. Kiminin o kötü karaktelerleri örnek alıp, taktik öğrenip güzelim ruhlarının değişimde olduğunu düşünüyorum.

Kullandığı kelimeler, imalar, vücut dili, küçük küçük entrikalar, o yaştaki çocuklar için pes dedirten davranışlar.

Bir çocuk dergisinde gösterdi kızım, 9-10-11 yaşındaki kız çocuklara hobileri sorulmuş, sevdiği renk, sevdiği spor, yiyecek, dizi?

Biri Muhteşem Yüzyıl, öteki Fatmagül, biri Öyle Bir Geçer Zaman ki demiş. “Anne bak, bunları izliyorlarmış” diyor.

İnsan kınayamıyor tabii, bu da doğru değil. Sadece her evin kuralı farklı, okulunun, öğretmenlerininde bu dizilerin çocuklara uygun olmadığını söyleyip, çok sevdiği saydığı öğretmenlerinden destek alıp konuyu bir açıklığa bağlamış oluyorum. Ama sadece bu konuda değil, her konuda açıklama yapıp anlatacağımız bir döneme geçtik kuşkusuz.

En çok duyduğum şey ise, “Onun annesi izin veriyor, onlarda böyle kurallar yok.”

Maşallahım var benim adım kızımın arkadaşları arasında da çıkmış. Özelliklede yaşıtı erkek arkadaşlarında “Lara’nın annesi kesin izin vermez diye” nam salmışım.

Bazen verdiğim izinlerle şaşırtıyorum onları biliyorum ve o zamanlar onlara öyle tatlı geliyor ki,herşey tadında olunca güzel işte diyorum.

Parkta yarım saat daha kalmanın, gece kartopu oynamanın derin hazzını şimdi yaşasınlar tabii diyorum, bende bayıla bayıla kabul ediyorum hiç beklemedikleri anlarda.

Ama biz annelerin, en büyük dileği ve korkusu bence içlerine attığımız o iyilik tohumlarının bozulmaması.

O kadar emekle içlerinde büyütüyoruz ki onları, hiç kurusun istemiyoruz o yeşeren çiçek açan kalpler.

Ben hiç korumacı bir anne olmadım olamadım, içimde yok. Ama çevrenin paylaşımının çocuklar üstündeki değişimine sonsuz inanıyorum. Olumlu değil, olumsuz davranışlar dikkatlerini çekiyor hemen, bizde çocuktuk hissetmedik mi böyle?

Ergenliğe kadar o tohumların, taşların yerinden oynamamasına maksimum özen göstermek lazım, yaşına uygun herşeyi bilsin, görsün, muhakame edebilsin, konuşabilsin, fikrini özgürce söyleyebilsin, sorularını sorabilsin rahatça ama ‘yaşına uygun sınırlar içinde’ kalmak kısmını başardığımız sürece bizlerinde içi rahat ediyor bence.

Gelelim daha bu sabah yaptığımız konuşmamıza...

Uzun saçlı kızların her sabah okul saçı hazırlığı diye bir durum vardır, adeta tören...

Bende hep uzun saçlı bir öğrenciydim ve annemle her sabah didişirdik, üstelik bizim zamanımızda siyah önlüğümüzle bütünleşen olmazsa olmazımız her gün mutlaka değişip yenisi, temizi takılan bembeyaz kolalı yakalar ve malum beyaz saç kurdelelerimizdi.

Upuzun saçlarım uyku sersemi çekişirdi de çekişirdi, annem ne kadar yumuşak olsada saç bu, altında kıpır kıpır oldukça canım daha da acırdı, genelde sonu gözlerim yaşlı biterdi rahat durmadığım için.

Kızım okula kendi uyanan ve hazırlanan bir çocuk, buna da müdahale ettirmiyor ama saç konusu şekil şemal yani okula herzaman öğrenci gibi gitmek gerektiğini anlatmak konusunda hiç zorlanmadım.

‘Temiz,özenli,ve okula gider gibi gitmek’. Haftasonu gezmeye gider gibi gitmekle aradaki farkı çok net biliyor.

Saçlar her zaman taranmış, kesinlikle toplanmış ve dağılmaması için ya uygun bir taçla ya da önden toka ile düzeltilmiş olmalı her zaman.

Açık saç, yarı açık saç gibi çok anneden dinlediğim krizleri yaşamadık hiç.

Ama şu an yaşadığım ’kendi işimi kendim yapmalıyım anne’. ‘Olmaz ben tararım, bak yazık kırılır sonra saçların’ dedikçe dün çok net açıklamasını yaptı ve ilk kez cevapsız kaldım. ‘Sen her sabah saçlarımı tarayıp toplarsan, ben sen olmadığında ne yapacağım peki? Saçlarımı hep birisine mi toplatacağım? Lütfen anne, beğenmezsen sen yap.”

Şimdi aynaya son kez bakıp saçını düzenlemesini, düzgün olmasını öğrendiği aşamaya geçtik, daha doğrusu onun hep bildiği benim bunu kabul etmem aşamasına.

Aslında o kadar doğru ki, hoşuma gitti ‘Bir gün sen yanımda olmadığın zaman’ diye söze başladığında...

Anladım ki büyüyor, anladım ki hayata hazırlanıyor. Pes ettim peki dedim ama şu an burdayım ne zaman istersen yardıma hazırım.

Evimize gelecek olan yeni bebeğe günler kala, kızım lafta değil, gözümde kocaman abla oldu...

Değişik deneyimler, başka başka dönemler bekliyor bizi değilmi anneler?

İnsan algılayamıyor çoğu zaman bu değişimleri ama gerçek bu... Öyle hızlı büyüyorlar ki...

Sevgiyle kalın...

Yayın tarihi: 22.02.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (4)

Yazınız çok güzel yine..."Ama biz annelerin, en büyük dileği ve korkusu bence içlerine attığımız o iyilik tohumlarının bozulmaması." aynen öyle! Bir de bizimde annemiz sizin gibi her şeye izin vermeyen annelerdendi. İki arkadaş o zaman çok kızardık ama şimdi ne kadar iyi etmişler diyoruz geçmişe ve izin mefhumunu yaşamayan arkadaşlarımızın bu günkü durumuna baktığımızda.

Meehaba canım, aslında bizim anne ve kadınlık hormonlarımızın en yoğun olduğu, duyargalarımızın fazla açık olduğu bir dönemden geçmektesiniz ve o yüzden bu kadar yoğun ve hassassınız. Duygu dolu-sevecen çok güzel bir dönem..Demekki karşınızdakiler de bunu hissetmenize yardımcı..Mutluluklar ve sevgiler..

22.02.2012 16:48:19 Perihan BAYDEMİR
4 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER