Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

NEREDEN BİLECEKSİN?

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ramazan ayının, tam da yaz tatilimin başlarıydı. Kalabalıklaşan sosyal medya hesabımı tamamen kapatıp hatırı sayılır binlerce kişiyi silip hesabı tamamen yok etme kararımı bir gecede verdiğim zaman...

Reklamcıyım ben, işim iletişim, markaların tüketiciler üzerindeki etkileri ve ölçümleri önemli, markaların insan hayatlarındaki yer ve önemi yaşam biçimlerinde, hele de sosyal medya gibi bir mecradaki görünür etkilerini gözlemlemem benim için gazete okumamak kadar yozlaşmaktır. Mesleğimin doğası benim için yıllardır sosyal medya.

7 senedir yazarım ben, hem Hürriyet Aile'deki yazılarımla digital platformun göbeğindeyim hem de 4 sene önce ödül alan bir yemek kitabım var. Bitmek tükenmek bilmeyen yazı aşkımla, yazmak ve paylaşmak, karalamak bir tutku benim için. Hem mesleğim hem hobimin özünde sosyal medya mecrası gerçeğinde olmak var, üstelik "Ev Kokusu" diye bir markayı 7 sene önce resmi olarak tescilletmişsem ve yaşatmak istiyorsam…

Ama bir de önce "anneyim" ben… Evimin gerçek kokusunu burnumda hissettiğimde tüm bunları yapabildiğim, belimi doğrultabildiğim, saçımı taramak istediğim, bugün çekmecemi açıp acaba hangi renk giysem bu sabah işe giderken diye keyifle baktığım, gerçi sonucun 20 yıldır hiç değişmediği ya siyah, ya gri, ya da beyaz giydiğim ama yine de ucundan renklere de göz gezdirdiğim zaman zaman lacivert de giydiğim… Bu vesile ile 20 yıllık iş hayatımı da bu sene taçlandırmış olmanın vermiş olduğu gururu ayrıca taşıyorum.

Kahvemi yaptığım, çok değil ama bazen şarkı mırıldandığım, çünkü sesim gerçekten berbattır ama müziği yine de mutlaka açtığım, "Bugün ne pişiriyoruz Ünnüm?" diye evimizin ablası ile hayıflandığımız, "Aman yeriz bir şeyler" diye konuyu ya mercimeğe, ya çorbaya, ya zeytinyağlı bir de yanında çorbaya bağladığımız içimizi ısıtan sohbetlerimizle başlar gün benim için…

O’dur benim Bismillah’tan sonraki duam işte…

Allah’ın bana yürü ya Özlen dediği anlar… Gerisi her şey kolay.

Bakın! Keyfiniz sizin keyfiniz, dışarıdan görünen şeylerin hepsi adı üstünde dışarıdan görünüyor, siz içi biliyorsunuz ya, siz içe bakın… İçinizi bildiğiniz iç, sizin içiniz.

Kimsenin hayatınızla ilgili müdahalesi ve sanmaları olamaz, o kadar dışındaki hayatınızın, sosyal medyadan uzaklaşma kararı aldığımda o kadar çok şey yaptım ki 2 ayda kocaman kitabımı bitirdim mesela, sayfalarca satırı ile kendimi vere vere, kafamda tek zerre başka şeyle meşgul olmadan, düşünce hafifliği diye bir şey var bu dünyada… Arada sırada yapmak lazım gereken.

Onu yaptık mı tam yapmak lazım, öyle ben biraz uzaklaşıyorum biraz ara deyip 3 gün sonra dönünce olmuyor yalandan, sildim gitti, yepyeni döndüm hiç de manasız olmadı, hiç pişman değilim. En güzel mailleri, telefonları aldım, hiç kaybolmamışlar ki, hiç silinmemişler ki zaten beni bulanlar, iyi ki silmişim dedim, iyi ki, yoksa o binler silinmezdi, ayıklanmazdı başka türlü, bana ev kokulular lazım. Yüzü aydınlık, eli kalbinde, hikayesine her ne olursa olsun sahip çıkan, yaşadığınız ne olursa olsun ama ne o olursa, sizi siz yapan o…

Yaşanmadan bilinmez…

Yani diyeceğim o ki, bazı şeyler dışardan göründüğü gibi değil çok az insan var yaşadığını yansıtan, yaşadığını yansıtacak tepkide ve yürekte olan.
Emin olun, herkesin sırrı var, sadece bilmiyoruz.

Kabullenişler var bu hayatta, sonsuz, bakmayın sizin kimin size ne dediğine…

Ama kimisi olduğu gibi kabul edip devam eder, kimisi gemileri yakar, yok eder.

Her şey aşktandır o zaman…

Nerden bileceksin?

Bilemezsin?

Bak aynaya ne olur, bir çift göze bak, Allah’ın yarattığı ve sadece sende olan, sadece senin gibi bakacak olan senin gözlerine bak!

"Özelsin!"

Etrafınızda sizi fark etmeden ve istemeden de olsa sadece kendi enerjisi düşük diye aşağıya çeken tüm enerjileri bertaraf etmenin bir tek yolu var, sabah sevdiğinize gülerek bakarak uyanmak. Aşkla uyanın, aşkla yola devam… Anneye, babaya, ablaya, çocuğunuza, bıktım senden diyen arkadaşlarınıza (Sezin, Burcu sözüm sana) ama en çok da kokusunu sevdiğiniz burnunu dayadığınız adama…

Aşkla uyanın kızlar…

Aşk sizi hiç yarı yolda bırakmaz ama hiç…

Özlen ben, hep aşık...

Yayın tarihi: 23.09.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.