Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

MUTLULUK MAYASI...

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

"Mutlu mu?"

"Sanmam..."

İnsanların en büyük mutsuzluk kaynağı işte tam da bu noktada başlıyor bence. Başka insanların mutuluğunu, mutsuzluğunu ölçümleme derdi ile geçiyor koca ömürleri. Nefesi bunun için alıp veriyor olmak kadar saçma ve yararsız birşey olabilir mi halbu ki?

Oluyor işte...

Bakıyorsun 20’lerden, 30’lara gelmişler, 30’lardan 40’lara doğru... Ama değişen hiçbirşey olmuyor hayatlarında, ölene kadar süre gelen her yaş döngüsünde içleri hep aynı kalıyor. O içten içe kemiren ‘merak tutkusu’ ile kendi hayatlarında bir türlü huzuru ve sahici mutluluğu yakalayamamış olmaları ile.

Herşeyin bir zamanı varken ya hiç yapılamayan evlilikler ya beklentiler yüzünden yürümeyen ilişkiler ya bitip başka başka başlayan evlilikler, her evlilikten başka başka çocuklar, evde kalma oranlarının artışı, bir türlü kurulamayan hayatlar ya da sadece maddi kaynakların cazip gelmesi ile bir telaş kurulan hayatlar, bir çekişme, bir yetmeme, bir özenme, bir telaşlı sendromlu haller...

Etrafa bir bakın ne olur, para olsa bile parayla satın alınamayan ne çok şey var sende, bende, hepimizde... Dillerine bir para birimidir takılmış gidiyor insanların, çünkü kalpleri boş. Dolu gibi görünsede boş...

    

Hissettiğini bir o biliyor, bir Allah. Başkalarının sahici mutluluklarını irdelerken hayatlarında, aslında hep kendi gerçek yanlızlıklarını kamufle telaşı ağır basıyor yaşamlarında. Ne sosyal medya bastırıyor yanlızlıklarını ne de çevredeki eş,dost. Günün sonunda içindeki yanlızlıkla başbaşa kalıyor.

Oysa hayat o kadar anlamlı ve manalı ki, içinde barındırdıklarını herşeye ama herşeye rağmen hissedip, karşıladığımızda o karşılaşma anı öyle farklı anlara dönüşüyor ki, hissetmemek olanaksız.

Bence içimizdeki mutluluğu hangi konumda, nerede olursak olalım, hangi mertebe, hangi para miktarı, hangi zenginlik ya da fakirlik. Hepsi değersiz bir ölçü. İşte mutluluğun içimizdeki en güzel değerini, Abidin Dino resmetmiş.

Hayatta tercihler vardır, alınyazısına çok inanan biri olarak tercihlerimizle paralel giden bir değerler sistemi olduğuna inanıyorum ben bu yaşamın. Ve başına gelen herşeyden, aslında kendinin sorumlu olduğunu.

23 yaşında insanların nerden başlasam acaba diye düşündüğü bir yaş döneminde ben kendi işimi kurdum bugünde süregelen ve gelecek olan.

25 yaşımda aşık olduğum adamla evlendim , 27 yaşımda aşık olduğum adamdan, ilk çocuğumu yaptım şimdilerde ikinci yolda...

Hayatımda hayal ettiğim herşeye dokunabildim, değebildim, sahip olma hissi ile değil, buluşma hissi ile yola çıktım hep.

Sıcacık bir evde, solumda kızım, sağımda aşk... Her güne uyandım, her geceyi onlarla bitirdim. Sabah evimizdeki kızarmış ekmek kokusu, kaynayan çorba, elmalı tarçınlı mum ile içim coştu, çoğaldı. Sadece bir günümün iyi geçmesi için yeterli en büyük sebeplerim oldu bunlar.

Acılarımda oldu, üzüntülerimde, ızdıraplarımda, kayıplarda...

Ama hep söylüyorum ya, öyle kendi içimde ve kendi halimde ve etrafla olan olası negatif katmanları hep kapattım, hep bloklayarak korudum içimdeki sevinci ve mutluluk mayasını...

Annelerimizin yoğurdu vardır ya hani, bir kez mayası tuttumu, ondan çıkar devamındaki bütün yoğurtlar. İşte içinizdeki mutluluk mayası bir kez tutmaya görsün. Sıkı sıkı sahip çıkın o mayaya ve asla ihmal etmeyin, sakın bir kenarda dursun bugünlükte demeyin.

Her gün taze taze, sevdiklerinize olan inancınızı yenileyin. Ve hiç aklınızdan çıkartmayın, her ne olursa olsun, ne sıkıntılar, ne insancıklar geçerse geçsin hayatınızdan asıl olan tek şey var ya: O da sizin mayanız.

Asıl mutluluk başkalarının sığı düşünce halleriyle, göremeyeceği, ölçemeyeceği kadar derinde, taa içinizde...

Hiç gördünüz mü, haksızlığa uğradığınızda yapanların ödüllerindirildiğini. Malesef türlü türlü yollarla çıkıyor ve çıkacaktır acısı, ama işte anlayana.

Bir aynada insanın kendisi ile göz göze gelmesi, yetiyor da artıyor bile bütün soruların cevabına.

Ne umutlar biter hayatta, ne de mutluluklar... Mayanız varya o mayanız, içinizde onu sıkı sıkı tutun yeter.

Gerisi laf, söz, boşluk, gerisi hikaye.

Özlen ben, yine ve yine kendi halinde, umutlu, mutlu, huzurlu... Evde yoğurdu artık koca kızına yaptıran, bundan da çok keyif alan. (Kızımla yoğurt deneyimimizi ayrıca anlatacağım, tülbentler, kapları mayalarken sıkı sıkı sardığımız battaniyeler bir tarafa, bütün çocuklar iş başına mutfağa.)
 

Yayın tarihi: 19.10.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (23)

Özlen'cim, duygular, düşünceler bu kadar mı güzel kaleme alınabilir. Müthiş, gönülden tebrikler....:)))))

10.11.2011 16:21:51 Nur Ceylan

bayıldım!!!o kadar ıhtıyacım varmş kı bu yazıya o kadar kendımı buldum kı öyle mutluulk onda bnda şunda değıl sahıp olduklarımızda sağlığımızda kızımın gülüşünde...eşimin gözlerinde bebeğınız hayırlı uğurlu olsun sağlıkla aranıza katılsın ınş

26.10.2011 11:39:44 sibel bayındır

Sibel ne güzle tarif etmişsin...kızımın gülüşünde,eşimin gözlerinde diyerek,gerisi herşey geliiirrr,geçer....çok sevgiler özlen

23 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER