Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KALABALIK MUTLULUK...

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Saatime ve gösterdiği takvime baktığımda içimde işleyen yelkovan ve akrep öyle hızla geçiyor ki şu aralar...

Saatle gayet senkonize atıyor kalbim, tık, tık diye.

İçimdeki o boşluğu sorguladığımda hiç karışık, hiç bilinmez değil ki aslında. Sorun net kendi içimde. ‘Benim Annem yok!’

Bu doğumumda annemin yokluğunun hüznü beni ara sıra yoklasada, hatta zaman zaman duygu durumuma göre beni köşeye sıkıştırıp en gafil anımda yakalasada, şöyle bir ters düz olduğumda gördüm ki faydası yok bana bu halimin.

Silkelen yahu dedim. Şu an yok ama vardı. Senin hemde harika bir annen vardı. Seni büyüten, kızını büyüten, evime mutluluk getiren, becerisiyle, sağduyusu, sükuneti ve yürekliliği ile sana hep cesaret veren, eli omuzunda, hep sırtını sıvazlayan...

Kimbilir kaç arkadaşımdan duymuşumdur “Benim annem senin annen gibi değil, Nilüfer Teyze bambaşka” övgülerini.

Evet kabul ediyorum, fedakarlığın en son noktasını yaşattı benim annem bana, herkesin önce can sonra cana dediği bu dünyada örnekleri azdır.

Torunuyla kalmak için bana ve eşime “Hayat sizin ve en güzel zamanınız, gözünüz arkada kalmasın, gençsiniz, her şey zamanında güzel, eğlenmenize bakın” dediğinde anlamamıştım bana sunacağı, rüyalarımda bile bir daha göremeyeceğim konforu ve güveni.

Ama geride öyle birşey bıraktıki bana, en büyük mirası. Kalbi iyilikle dolup, taşmış bir çocuk yetiştirdi annem.

Sanki hayatın ona kestiği faturayı çocukluğundan ölene kadar yaşadığı sevgisizliği, ızdırabı, hayatın ona getirdiği bütün acımasızlığı, üstelikte hastalağa rağmen her şeye inat, büyük bir enerji ile tek tek işledi kızımı oya gibi...

Hep söylerim, o yüreği, o merhameti, o içinde en derinlerden fışkıran insan sevgisi, anneannesinin ona öğrettikleri, içine ektikleridir.

Ondandır ki, bende şimdilerle dua ediyorum oğlumda kızıma bensezin, huyu, suyu herşeyiyle diye...

Şimdi rüyalarımda “İster kız, ister oğlan olsun fark etmez, sen de yapacaksın” diyerek umut dolduran annemin sesi var hep kulağımda. Unuttuğumu sandığım her şeyi bir bir bana hatırlatan...

  

Fotoğraflar, doğum anından itibaren bir sürü videolar, kızımı annaeannesine bırakıp, biz eşimle tatillere gittiğimizde ne olur bizede bir kamera bırakın diye istekte bulunup, sanki bugünleri bilirmiş gibi yaptığı video kayıt çekimler, hepsi, hepsi, hepsi bugünler içinmiş...

Sonra ardından bize bıraktığı mektupları, kızıma bıraktığı günlüğü okuduğumda işte budur. Evet yaaa, doğru tabii bende annemin kızıyım cesareti ile bir sıvadım ki kollarımı... “Hayat gelsin bildiği gibi” diyorum artık şimdilerde.


  

Çünkü benim yürekten dostlarım var, gözümün içine bakıp anneni aratmayacağız der gibi bana sarılıp, ağzımdan çıkan bir tek kelimeyi bekleyen dostlarım.

İlk doğumumu izledim dün, 9 yıl önce tamda aynı zamanlarda, sevinç, gözyaşı ve kahkası ile dolup taşan hastane koridoru ve odamdaki sayısız dostlarımın ve kalabalık aile bireylerimizin her biri çiçekti benim için, annemle birlikte yengeler, amcalar, dayılar, anneanneler, babaanneler, teyzeler, kuzenler, yiğenler, onunların çocukları, kayınvaldem, kayınpederim, kardeşler...

Kızım için anı defterine yazılan sayfalarca dileği, temenniyi okudum dün, bilirmiş gibi, bugünler için yazılmış, biriktirdiğim en kıymetli satırlar onlar benim için.

Her bir sayfanın sonu, taaa 9 yıl önceden “Biz hep yanında olacağızla” biten. ‘Kalabalık mutluluk’.

Evet annem yok benim artık yanımda. Ama öyle kalabalık bir mutluluğum var ki içimde dolup taşan.

Ya aksi olsaydı, işte asıl yanlızlık o dedim.

Bir tanıdığın doğum ziyaretine gittiğimde, üstelikte iki ayrı çocuğunda da iki kez şahit olmuştum gerçekten yanlızlığın ne olduğuna.

Ne kötü, insanın ailesi ve canım dedikleri ile bu mutlu anı paylaşmayışı, hatta gelen dostunun bile olmayışı. Doğum bu, adı belli en büyük şenliktir düğünden sonra hayatlarda ve hafızalarda.

Öyle bir köşede koca, iş yerinden üç beş kişi ile kutlanmaz bu coşkular dedim içimden.

Enerjide yansımış odanın tamamına, bir rahatsızlık, bir mutsuzluk, her doğumda üç beş kadrolu aynı kişi. Doğum değilde, hasta ziyareti gibi bir doğum odası ile karşılaşmıştım hayatımda ilk defa.

Sonra içimden geçirdim söylendim kendime, “Annem yok diye hayıflanıyorsun, bak şu sevenlerine, senin için ne yapabilirim diye kolunu tutup çekiştirenlerine, gözünün içine bakanlara, ailene, dostlarına, arkadaşlarına, komşularına, annemden bana kalan çocukluğumun şahiti, ellerinde büyüdüğüm, hala yaşayan komşulara, dostlara...”

Bir baktım ki annemden sonra o boşluğu bir tek şeyle doldurmuşum ben. Her birinin hayatıma iyiki girdi diye şükrettiğim, her zaman, her koşulda ve her şekilde iyiliklerini dualarımdan eksik etmediğim dostlarla, kalpler biriktirmişim ben. Rengarenk, her biri ayrı güzel...

Ve bazı değerleri öyle içselleştirmişim ki, hiçbirşeyi değiştirmedim aynı dostlarım gibi, herşey 9 yıl önceki gibi. Aynı hastanemden, doğum ekibine herşey aynı... Kızımı kucağıma veren beni tanıyan, anlayan, hiç yanlız bırakmayan, sabaha karşı imdat dediğimde, buradayım ve herşey yolunda diyen sonsuz güvendiğim sevgili doktorum Prof. Dr. Bülent Urman.

Kızımı ilk günden beri bilen, dünyanın neresinde olursa olsun bana hep yetişen, yanımda olan, yıllar içinde Lara büyüdükçe, “Lara’dan çok iyi abla olur, hiç şüphem yok, ben size güveniyorum kimseye ihtiyacınız yok, hadi bir tane daha” diyerek beni yüreklendiren çocuk doktorumuz Sevgili Pınar Dayanıklı‘ya kadar.

İyiki varlar...

Şimdi bakıyorumda, doğum tarihimi dört gözle bekleyip yolculuğunu, hayatını, zamanını, planlarını organize eden güzel kalpli dostlarım var benim. Sırtımı onlara rahatça en pofuduk, pamuklu yastığa dayar gibi dayayıp bir “ohhh be” çektiğim, sayelerinde sırtım yere gelmez benim dediğim...

Yazımın özeti, “Hayat paylaşınca güzel lalalalalala...”

Özlen ben, hem sükunet, hem de derinden bir buluşma heyecanı içinde olan, sen, ben, o, hepimiz, herkes iyiliklerle donanalım diyedua eden...
 

Yayın tarihi: 17.01.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (12)

Merhaba Özlen Hanım, bu şanslı kalabalığınızı kıskandım inanın.Ben her anını kalabalıksız yaşayan bahsettiğiniz o insanlardan biriyim. Evliliğim, doğumum vs..hep yalnızdı ve bu acı veriyor yaşayana..zor..Var olan ailenin yokluğunu çektim hep. Biz sevgi bağlarını güçlendiremedik hiç. O yüzden hep kopuk ilişkiler..Allahım sevginizi ve mutluluğunuzu daim etsin.Mutlu kalın..

23.01.2012 11:47:55 Perihan BAYDEMİR

Özlen hn. ne kadar güzel en iyi ve güzel duyguları paylaşmak sevdikleriniz, dostlar ve arkadaşlarla... Çok şanslısınız bu şansı yaratan da sizsiniz. Darısı herkesin başına.... Çok teşekkürler bu güzel paylaşımla için...

20.01.2012 14:48:52 Ebru Zümrüt
12 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER