Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

İÇİNDE İYİYE DAİR, ARTIK NE VARSA

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Mutlu yıllar olsun...

Herkesin niyeti ve inancı neyse ona göre gelsin, dönsün bütün beklediği güzellikler, içinde iyiye dair ne varsa demek bile insana kendini iyi hissettiriyor bence. Hayat bakış açısıysa eğer, güzel bir tazelenme bir enerji geliyor insana bazen de tatlı bir hüzünle karışık sıcaklık. Bence ne olursa olsun, pozitif bir gelişi var yeni yılın, içinde hepimize göre değişenlerin olabileceğini tahmin ettiğim tüm eksikliklere rağmen hem de. Ne senede bir güne, ne Aralık ayının son günlerine, ne de Ocak ayının ilk günlerine sığmıyor artık yapmak istediklerimiz. Hem öyle kolay şeylerde değil bence isteklerimiz, dünden hemen bugüne. Tohumdan yola çıkan uzun ve zahmetli yol, daimi bakım gerektiren ve bizzat bakımını kendinizin üstleneceği dikkat gerektiren bir yol.

Yaş aldıkça, yol aldıkça hayatın içinde, her yeni gelen güne bırakıyor insan kendisini iyiden iyiye. O kadar önemli oluyor ki günler, bugün de akşam oldu derken, hakkını vermek lazım diye geçirmiyor musunuz hiç içinizden? Tek tek sayılı hissini idrakten geliyor belki de günün kıymetini bilmek. Sabahtan akşama nasıl geçti anlamadım diye düşündüğümüzde geri sayım başlıyor diye düşünürdüm bu vakte kadar. Şimdi sabahtan akşama geldiğimizde, geriye değil ileriye adım attığımızı düşünüyorum. Bitişler değil de başlangıç noktasına dönmek oldu benim için bu yaşam yolu. Başlangıç noktasına ne zaman dönmemiz gerekirse, bize biçilen zaman ne ise yürümek lazım sindire sindire yaşınız, cildiniz, ruhunuz mu gençleştirmek için kafaya taktığınız bilmem, ama tazelenme hissi bende çok ağır basıyor. Tazelenmenin içten, dışa doğru olmasını sahici bulanlardanım ve ne kadar zor olduğunu bilenlerden.

Düzenli yapılan cilt bakımı gibi değil o aydınlık etkisi, çok nadir görülen ve bir ya da iki kez karşılaştığım bir doğal süreç. Daimi başlangıçtalar sanki, her daim varlar. Yeni başlangıçlar sevilmez mi hiç? hele kalıcı olanlar, illa ki sıfırdan başlamak değil kastettiğim bazen size çok iyi gelen bir şeyin sürdürülebildiği de büyük bir değişim ve yenilik olur. Yıllara bakıyorum sonra kitaplığıma, öteki hayatla ilgili ne varsa aldığım ve hiç okumadığım bir dönem olmuş hayatımda annemi kaybettiğimde, sayfalara bakmak bile ağırlaştırdığı için hiç okumadan atlamışım ben o safhayı ve nereye gittiler den vazgeçmişim sormayı kendime.

Kaç kitabı böyle hevesle almış ama hiç başlamadığım için bitirmemişim, zamanın getirdiğine uymuşum, adapte olmaya çalışmışım ama aşırılıktan kaçınıp aksiyon almamışım, iyi de yapmışım.

Başlangıçları seviyorum ben zamanı geldiğinde sen kapıda durursan kapının mutlaka açıldığı efsane belki de gerçek olur hayatta kimilerine, kim bilir? Ben artık 40’lı yaşlarda, sinema salonunda ışıkların karardığı, görsel şölenin henüz başladığı o ilk saniyelerdeki heyecan, ve beklenti içinde iken alevlendi her şey içimde, ömrümün ikinci yarısı diyorum artık ilk yarısı, annemden sonraydı, ikinci yarısı babamdan sonra diye başladı. Babamdan sonra dediğim zaman yani yeni yıl benim için bu senenin ikinci yarısında başladı. Her şey değişti, çok şey değişti ve öyle keskin bir kesi oluyor ki kendiliğinden zahmetsizce, yol tamamen ikiye ayrıldı. Öteki taraf bırakmak için yandı, tutuştu, kül bile oldu. Şimdi henüz ayak basmamış yeni yeşeren yerler oralar, içine kolay kolay kimsenin girmesini istemediğim bana ait olan.

Aşkın ilk demleri, okul yıllarının ilk günleri, başka bir alfabe mesela, yeni bir işe başladığındaki ilk safhalar, dünyada umut veren seçimlerden sonraki ilk günler, evliliğin, doğumun ilk zamanları, başlangıç zamanım GDO’suz tohumları alıp, izleyip iyice saflığından emin olduğum, muş gibi olmayan tohumlar, çok zaman lazım onları ayırt etmek böyle laftaki gibi yazıdaki gibi olması imkansız. Ömrüm yeter mi bilmem ama emin olmadıkça tek bir tohum bile ekmemeye sözüm var kendime.

Bazı zamanlar vardır mümkün gelir o anda her şey. Mutluluk, huzur, özgürlük, bereket, sevgi, aşk, birlik, beraberlik hepsi mümkün gelir. Niye sadece bazı zamanlar gelir peki ? hiç sordunuz mu kendinize? Bence cevap hiçte ‘öylesine ve kendiliğinden değil’ Sevdanın gücüdür bence yenileyen, kime, neye, ne kadar ilgini ve alakanı verirsen. İlk yarının ilk zamanlarındaki heyecanlarla ortası, sonu gelsin kalan yılların hepsinin.

Ama benim düşüncem 40‘lı yaşların tattırdığı kadarıyla en başlangıcına sadık kalan tek aşk ve sevda var, hiç değişmeyen. İkincisi de yoktur zaten, görmediğin, bilmediğin ama koşulsuz, şartsız hissettiğin ve her ne olursa olsun ama ne olursa hiç ondan ayrılmadığın, hayatında yolunu ayırmadığın tek şeyi bir düşünsene, cevap çok net doğurduğumuz çocuklar bile değil o değişmez. O’ değişmez ve aslına sadık olan tek gerçek aşkın bütün ikramları diğer her şey. Sunduğu, buluşturduğu, kavuşturduğu, güzel ikramları.

 Âleme ilk kez başka yerden doya doya, uzun uzun, kesintisiz hiç kafamı kaldırmadan bakmak istedim artık ben. Herkesin aşağı yukarı aynı sebeplerden dolayı bütün dünyada almış oldukları benzer çok kesin alınan kararları düşündüm mesela. Bunların kaçını gerçekleştirmişizdir, ayrı mesele. Ama hepimizin hayatından bir dönemde olsa geçen kararlara baktım da bir şöyle, en başı çekenler nelerdi diye? Kilo ver! Düzenli ol! Az harca, sağlıklı beslen, sigarayı bırak, spora başla, falanlar filanlar…

Şimdi bakıyorum, tam şu an ve kendime sözlerimi seviyorum. Hep şık ol!, hep sevda da ol, başucu kitabını dön dolaş oku, bitir, başa dön ,yine oku, kendini dinle, başkasını dinle, kendini oku, kitap oku, aile fertleriyle daha çok vakit geçir. Kimsenin şahsi düşüncesine oralı olma hatta mümkünse dinleme, en sevdiğin siyah rengin yanına azıcık renkleri katmayı dene, en azından başka bir renkten daha hoşlan. İnsanların ötekileştirmeye, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, muhafazakâr-Kemalist diye etiketlemelerine hiç aldırmadan kör, dilsiz, sağır ol, ilimin ışığında karanlıklara dalma, görünmezlere aldanma. Hayvanlar, bitkiler, canlı ve cansız her şeye karşı merhametli ol, merhamette dur. Ve son olarak her şeyin özeti, ‘içinde iyiye dair ne varsa hep #güzelebak ve hep #kalptenkalbegörünmeyenyol’a sen, sen ol inan ve yolundan geriye dönme, yolundan ilerleyip başlangıç noktana dönmeyi kendine belle.

Yayın tarihi: 06.12.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.