Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BABA OLMAK YA DA OLMAMAK...

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Beni tanıyan herkes annemle ilişkimi ve anne özlemimi bilir, hatta siz beni en iyi anlayanlardansınız en gerçek haliyle.

En derinden, en içten, en yoğun duygularla dillendirmişimdir hep iç sesimi.

En derin yaralarımı saransa kızımın babası, iyi ki ve iyi ki babamızsın dediğim yol arkadaşım, sevgili eşimdir...

Ben bu kez Babalar Günü'nde bir babanın, kaybettiği babası ardından kendi oğullarına yazdığı duyguları paylaşmak istedim sizinle yine en gerçek, en saf haliyle.

Hep biz anneler ve çocukları mıdır hayattaki tek değer?

Bazı şanslı çocukların, hem yaşarken hem de ardından ebediyen gurur duyacakları babaları vardır kalplerinde yaşattıkları...

Bir baba için en büyük gurur bu olsa gerek 'çocuğu tarafından gurur duyulan bir baba olmak, anılmak ve hatırlanmak'

Bütün babaların Babalar Günü'nü kutlarım.

Özlen ben kızımın annesi, annesinin kızı....

Özlenen Babamdan Sevgili Oğullarıma

Vakitsiz kaybettim seni babam; yaşım vardı ama kafa olarak bugünkü halimden eser yoktu. Kör bir bıçak, ham bir meyve idim. İhtiraslarım ve hırslarımın hep aklıma galip geldiği günlerdi. Sarsılmıştım ama yine de farkına varamamştım yokluğunun, önemini anlayamamıştım; ta ki kaybımızın ilk yıl dönümünde, tam da o günde ilk aslanımın doğuşuna kadar.

Yaşımın 32'ye dayandığı günlerdi, hayat yeniden başlamıştı; babacığımın ruhu oğlumun bedeninde can bulmuştu. Öbür dünyadan gelen değişim rüzgarları benliğimin etrafında olanca şiddetiyle esip, onarılamaz bir şekilde onu tarumar etmeye çalışıyordu. Peki o zamanlar çok akıllı zannettiğim benliğim ne diyordu? 'Yel kayadan toz alır'. Süreç başlamıştı, benim kuvvetimin benliğimle uğraşmaya yetmeyeceği aşikardı, fakat o ufacık gönül gözümüzün kudreti öteki dünyadan geliyordu besbelli.

Yumurcak "agu" değil, benim rüzgarıma dağ dayanamaz diye haykırıyordu adeta benliğime. Birlikte geçirdiğimiz her an, kazançtı benim adıma. Kendimi arıyordum aramasına ama bir türlü bulamıyordum.

Ufak aslanım ıngalayarak ağlıyordu sabır diye, benliğim o da neymiş diye gülüyordu o bilenememiş bıçak olduğum günlerimde. Zaman bizim için yaşanacak değil kaybedilemeyecek bir olguydu, fakat bilmiyordu ki cancağazımızın duruşu sert, aldığı kararlar katiydi. Senelerce sabırla, anlayışla uğraştı benimle ve onunla. Artık "agu" demeyi bırakmıştı biz hergün kuvvet kaybederken, canımın içi büyüyor, kuvvetleniyor, cabbarlaşıyordu. Zafer kazandı demek bana düşmez ama en azından yenilmedi bize.

Zaman böyle akıp giderken, yolda bir hazine daha bulduk 3 yıl sonra. Ailemiz gün geçtikçe serpiliyor, genişliyor, gönül olarak zenginleşiyordu. Şükretmeyi bilmeyen benliğimden artık eser yoktu, sabrı da öğrenmişti biraz biraz. Herkesin sevgi, saygı ve hoşgörüsüne ihtiyacı vardı çekirdek ailemizin, fakat kimseye de ihtiyacımız yoktu artık.

Çocukları alıp oyun parkına götürüyorum son zamanlarda. Ufaklığım Memo abisinin elinden tutar, ilk göz ağrım Tuğram benim elimi yakalar, peki ben ne yaparım dostlar biliyor musunuz? Gökyüzünden babacığımın eline yapışırım. Dördümüz bir oluruz, ben yanı başımda babamı görürüm, yavrularım da benim dilimden onu dinlerler. Babacığımla ben cocukları ayrı gözlemleriz , akıllı bir şeyler söyledikleri zaman içimizi tatlı bir huzur kaplar. Top oynar, salıncağa biner, kum havuzunda oynar beraberce güler eğleniriz. Derken hava kararır, eve dönüş zamanı gelmiştir. Hep beraber evin kapısına kadar yürürüz el ele. Minik Memo'mun en büyük zevki zili abisinden önce çalabilmektir. Zili çalar, çocuklar ve ben eve gireriz ama babacığımız gökyüzünde yatmayı sever.

Tuğrul Gültekin

Yayın tarihi: 17.06.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (18)

Bir insan için hayatta kendine yapabileceği en büyük iyilik elindeki her türlü nimetin kıymetini o anda bilip , keyfini çıkartarak yaşamak ve bunun için şükretmektir. Bu nimetlerin en önemlileri ise anne,baba ve kardeştir. Bence yazı çok güzel olmuş ve bu acıyı yaşamamış arkadaşlar için de bundan sonra kalan zamanlarını aileleri ile daha iyi değerlendirebilmeleri için büyük bir fırsat oluşmuş.

babalar gününü hiç sevmiyorum, hiç kutlanmış bir babalar günüm yok. çünkü ben 6 yaşımdayken Rabbime kavuştu babam, nur içinde yatsın inşallah. bu günler canımı acıtıyor sadece.

Her yaşanmışlığın bir sebebi var olması gerektiğine inananlardanım

ama o yaşanmışlıklar insanın çok canini yakıyor, hiç dinmezmi bu yokluk ağrısı özlen hanım

18 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER