Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ADAM GİTMEK İSTERSE…

 YAZARI TAKİP ET X
Özlen Çopuroğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

O kadar örnek var ki, adam evli, parası pulu, itibarı, karısı, çocukları...

Karısı, para ve gelen şan şöhretle o da hazmedememiş belki de fazla dalmış para pul, gezme, tozma, süs püs, çanta, ayakkabı, göz, dudak işlerine bilinmez, bilemeyiz.

Sokakta sağır sultanın bile duyduğu evlilik dışı ilişki alıp başını gidince, iki kadın arasındaki hasta ruhlu manasız, seviyesiz çekişme başlar.

Bilmez ki esas kadın, o çekişmeye girdiği gün aslında öteki kadınla aynı seviyeye çoktan inmiştir bile ve o andan itibaren kimse sırtına destek değildir.

Hikayenin virajı bence ‘esas kadın’ karakteri için burada başlıyor.

Sen oynamaya başlarsan bu işi kabullenmezsen, eşinle ilk ve son kez yüzleşmezsen, zaten o noktada yeniksin, bunu kabul et ve seçimini yap.

a) Saygısızca kabullenip sineye çekip bu evliliği mış gibi sürdürenler, hatta diğer ilişkinin varlığını inkar edenler, kucaklarına çocuk gelir hala leylekler getirdi bunu diyecek kadar inanmak istemezler, bayağı hastalıklı bir ruh hali, anlamak mümkün değil.

b) En acımasız yüzleşmeni yap. Hata? Sefa? Aşk? Meşk? Sevgi? Saygı? Sadakat? Hakikat?

Her ikisini de yapmadan kalan ve gidenler de var. İlişkilerin dinamiğinde bambaşka nedenlerin ve bahanelerin olduğu.

Ama doğru bir tanedir.

Edep sınırları da çok keskindir çok şükür hala genişlemeyenlerimiz çoğunlukta.


Adam gitmek isterse…


Mesela çocuk yapmayı tek “kurtulma” (yani evlilik) kapısı olarak gören, vasıfsız ama güzel, 35’inden sonraki hayatını garantiye almak için son tren olarak gördüğü bir kalın enseyi avlama peşinde bir hemcins kitlemiz var adı ‘öteki kadınlar’.

Sonra bir de çoğunluğunun severek, aşka evlenerek evlilik yapıp büyük tutkuyla çocuklar doğuran kadınlar var yine hemcins kitlemiz adı ’esas kadınlar’.

Bir de sorunsuz, dertsiz, tasasız, takılmacalar yapmak isteyen erkekler var adı bence sadece ‘asalaklar’.

Herkesin “haklılık hali” vardır diyelim ve birlikte bakalım hadi. Şöyle bir haklılık mesela: Aldatan erkekleri düşünün. Adam “Ben böyle bir insanım, tek eşli olamıyorum” demiş olabilir. Kendi açısından tutarlı ve dürüst olması ağzının ortasına bir tane vurma arzusuyla yanıp tutuşmamıza engel olmaz. Ancak sevmeyen bir adam, kaçamak yaptığı çeşitli!!! sebeple kullandığı kadına kuvvetli hisler beslemiyorsa, uğraşmak istemez, “yollarımızı ayıralım” der ve öteki kadınlar için yeni bir süreç başlar, İş uzun, yeni birilerini bulmak, dumanlı geceler, oradan oraya, hangi durakta avı, nikaha dönüşür bilinmez, Uzun metraj koşuyor malum.

Erkeğin evlenmek, birlikte yaşamak, hele hele çocuk yapmak gibi bir arzusu yok ise, kadınları öyle oyalar dururlar, bunlar da öyle yaşlanıverirler, o da ayrı konu tabii. 

Yaşı geçkin kızlarımız ise “Dur bir ensesi kalınla evleneyim, çocuk da yapayım da hem sosyal statü edineyim, hem çalışmama gerek kalmasın hem de çocuğum olduğu için otomatik olarak saygınlığım artsın” peşindedir, amacı en baştan belli zaten rengini en belli eden o değil mi evli ve çocuklu bir adamla birlikte olmanın başka izahı olamaz. Bu ahlaka sahip birinin de, ona bu ahlakı veren ailesinin de hiçbirinin sözlerini merak etmiyorum.

Ama ben galiba en çok da esas kadınları dinlemek istemiyorum artık. Evet sizi hiç dinlemek istemiyorum.

Esas kadın dediğin ‘adına layık esaslı davranır’ tüm bu edepsiz, ahlaksız ortama karşı edebi ve ahlaki duruşu ile önce kendine, sonra çocuklarına ve tabii ki elleriyle yaptığı yuvaya layık davranır ve sinmez, susmaz, parayla pulla aç gözlülük yapmaz.

Hele hele, kocası karşısına geçip ben senin ‘öteki kadın’ dediğin kadını seviyorum, deliler gibi aşığım ve hiç bırakmayacağım beni bırak diyorsa…

Bu yükle yaşamaz, yaşayamaz, nefes bile alamaz.

Bizim oralarda adettir gidene dur demeyiz.

Gideni en sevgiliye, Allah’a havale ederiz.

Çocuklarımıza sıkıca sarılır, alnımız dik, sırtımız pek kendimizi en sevgiliye teslim ederiz.

‘Her şey aşktan’

Ali ve Lara’nın annesi Özlen ben yarın 39’um, yaş kemale erdikçe omurgam daha da dikleşiyor, aynalarla yüzleşmeyi seven ve yüzleşmekten hiç korkmayan!

Yayın tarihi: 28.10.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.