Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

MARS/VENÜS ZIRVALIĞI

 YAZARI TAKİP ET X
Özlem Erkan’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

107 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Sıkılmadık mı hala Mars ve Venüs'ten geliyor olmamızı konuşmaktan! Kadın ve erkeğin farklılıklarına odaklanmaktan ağız tadıyla bir ilişki yaşayamaz olduk.

Nereden gelmiş olursak olalım, kabul etmemiz gerekiyor ki, uzun zamandır hepimiz aynı gezegende yaşıyoruz. Birbirimizi çekiştirip durmaktan, rol biçmekten ilişkilerimizin tadına varamaz olduk.

Dikkat edin güzel bir ilişkide en çok duyduğumuz şey "Beni olduğum gibi kabul ediyor! Ben olmama izin veriyor!" gibi tanımlamalardır.

Değiştirmeye, şekillendirmeye, kendimize benzetmeye çabaladıkça çatışma üstüne çatışma yaşıyoruz. Farklılıklardan beslenmek, keyfini çıkartmak yerine bir heykeltıraş gibi yontmaya çalışıyoruz sevdiğimizi. Oysa insan en çok kendinden sıkılmıyor mu, nedir bu kendimizden bir tane daha yapma çabası?

OLDUĞU GİBİ KABUL EDEBİLMEK!

Giyimine çok özen göstermeyen kocasını sözlü taciz etmek yerine, pozitife odaklanarak çözüm bulan arkadaşımı gıptayla dinledim geçen gün. Pejmurde giyindiğinde hiç yorum yapmıyorum, ütülü gömleğini giydiğindeyse, ne kadar yakışıklı olduğunu, onu çok beğendiğimi söylüyorum. Ve fark ediyorum ki, bana güzel görünmek istediğinde hep gömlek giyiyor. Ne kadar büyülü değil mi? Onu taciz etmeden, incitmeden sadece kendi duygularımız üzerinden konuştuğumuzda karşı tarafta sihirli bir etki yaratıyor. Kocasının tercihlerine müdahale etmeden kendi beğenisini söylemiş sevdiğim dostum.
Sonuç; çatışma olmadan uzlaşma!

Kişisel algılama, varsayımda bulunma ve ah o beklentilerimiz!

Yeni flört etmeye başladığım adamın birlikte olduğumuz zamanlarda son derece ilgili, zarif ve konuşken, bir sonraki görüşmeye kadar benimle nadiren iletişim kurmasını şöyle yorumlarken buldum kendimi:

1. Bu adam aslında donuk ve duygularını ifade edemeyen biri
2. Beni çok da beğenmedi, sakince ve incitmeden ortadan kaybolmanın yollarını arıyor.
3. Eş zamanlı başkaları ile de flört ediyor.

Hepsi bana ait varsayımlar ve kişisel alınganlıklarım. Ben olsam arardım, mesaj atardım gibi yorumlar ise kendime benzetme çabam.

Oysa bu döngüden çıkıp kendime dönsem ve adamın akışına izin versem; hoş bir ilişki başlayabilir ya da belki yok bana göre değil deyip yoluma devam ederim.

Fark ettim ki önemli olan bu süreçte, kendimi değersiz, ilgiye muhtaç hissetmeden kendim gibi, kendimde kalabilmem. Hem böylece adama karşı ezik kadın enerjisi de yaymam, havalı duruşumla hala etkileyici olabilirim.

Sevgili okur! Yazarken çok havalı durduğumun farkındayım, ancak hayata uyarlamada çok da başarılı sayılmam.

Ben de sıkça yere yapışıp kalıyorum. Beklentilerim zaman zaman beni kontrolü altına alıyor. Ama biliyor musunuz ki; her seferinde durup içime baktığımda ve bu durumun bende hangi duyguyu tetiklediğini bulduğumda yeniden dengeye gelebiliyorum. Benden farklı olduğu ve davrandığı için şikayet etmek yerine, bu farkın bende yarattığı etkiye odaklandığımda, bu ayna sayesinde kendime bakıp, kendimi gördüğümde süper şahane bir insan olma yolunda ilerleyebiliyorum :)

Elbette kimse mükemmel değil, ben de şimdilik akıl hocalığı kısmında daha iyiyimdir belki…

Bilirim ‘aynası iştir kişinin lafa bakılmaz’ o yüzden beni izlemeye devam edin!

Yayın tarihi: 22.11.2017
107 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.