Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BU RADYO YENİ BİR PENCERE AÇIYOR

 YAZARI TAKİP ET X
Ömür Kurt’un YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Hacer Kılcıoğlu, sözcükleri ilmek ilmek işleyen yazarlardan. Çocuk edebiyatını bir deneme alanı gibi kullanmayan, gerçekten çocuklar için yazan, çocuklara gönül vermiş olanlardan… Son kitabı Radyo Pencere, sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de benzersiz bir edebiyat dili taşıyor. Kılcıoğlu ile bir araya geldik, yeni kitabını konuştuk.

Radyo Pencere fikri nasıl ortaya çıktı? Bu kitapla çocuklara neler söylemek istiyorsunuz?

Gelişen teknolojiyle eski etkisini yitirmiş gibi görünse de bazılarımız için hâlâ ‘olmazsa olmaz’ bir iletişim aracıdır radyo. Sesin büyüsüne inananlar, onunla pek çok anısı olanlar için ölümsüzdür. Ben de bir radyosever olarak, radyoyu yeni nesillere anımsatmak, Orhan Boran gibi radyo ustalarına bir sevgi selâmı vermek istedim. Öte yandan aile içi iletişimsizlik gibi bir derdim de vardı. Anne babası ayrılmış çocukların, gerekli özen gösterilmediği için yalnızlaşması kalbimi yorar hep. İletişim, iletişimsizlik... Fikirler birleşti ve kitap bana kendini yazdırdı.

Kitapta arılara da dikkat çekiyorsunuz. Neden arılar?

Arı nesli yok olursa, insan nesli dört yıl içinde biter, diyor Einstein. Yaşama dair böylesi bir gerçeklik varken, arıları daha çok anlatmalıyız çocuklara. Onlardan korkmak değil, sevmek gerekliliğini vurgulamalıyız, diye düşünüyorum. Üstelik arılar kendi ırklarıyla ve çevreyle sürekli iletişim içinde olan hayvanlardır. Radyo Pencere’de kahramanımız Ekim’in hayali arkadaşı olarak ARI’yı seçme nedenim de bu. Ekim ayrılmış anne babanın çocuğudur. Okul müdürü olan annesi uzakta yaşamaktadır, arıcılıkla uğraşan babası ise burnunun dibindeki çocuğa bakar ama görmez. Ekim ailesiyle paylaşamadığı duygularını ARI’yla iletişime geçerek seslendirir. ARI çocuğun iç sesi olur.

Kuşkusuz ki araştırmacı olmak çocuk zihni için çok önemli. Ana karakterin de araştırmacı bir yönü var. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Kitaplarımı yazmaya başlamadan önce, konu üzerinde uzun araştırmalar yaparım. Örneğin Radyo Pencere’de arılardan söz edeceğim için arılarla ilgili pek çok kitap okudum, arıcılık yapan kişilerle konuştum. Çocuk okuruma belgeselci titizliğiyle ön hazırlık yapmak isterim. Dağcılık mı, dağcılarla konuşurum, kitaplar okurum; bisikletçi mi, yine aynı ön çalışma vardır kitap öncesi. Bu nedenle, belki de, yazdığım kitaplardaki kahramanlarım da meraklı, araştırmacı çocuklar olurlar. Ekim gibi.

Çocuk kitabı yazmak farklı bir sorumluluk yükler mi yazara? 

İçinde çocukluğumuz olmasa bu dünyayı asla bu kadar sevmezdik, diyor İngiliz yazar George Eliot. Bence de çocukluk hayatımızın en çiçekli dönemi. Dünyaya âşık olduğumuz, hayallerimizin gökyüzü kadar sınırsız, oyunlarımızın tüm dünya çocuklarına yetecek kadar bol olduğu eşsiz bir dönem çocukluk. Pamuklara sarmalı, korumalıyız onu. Çocuğun hayallerini küstürmeyen, iç dünyasının farkına varmasına, dünyayı tanımasına fırsat tanıyan kitaplar yazmalıyız. Çocuk kitabı yazarının sorumluluğu diğerlerine göre çok daha fazladır bu yüzden. Ve... Çocuk okuduğu kitaptaki hatayı hemen görür ve unutmaz. Nitelikli editör çalışmasından ödün vermeyen yayınevi, dolayısıyla dikkatli bir editör kitabı yüceltir. Gevrekçi kitabımı editörüm sevgili Müren Beykan’la çalışırken şöyle bir anımız var: Mahmut eve gelir, uyumakta olan babasına annesini sorar, “Cennet’e gitti,” der baba yattığı yerden. Gülmeye başlarlar. Cennet, Mahmut’un teyzesidir ve baba, annenin oraya gittiğini söylemek ister. Bunu komik bulmuştum yazarken ama editörüm bana bazı çocukların annelerinin ölmüş olabileceğinden söz etti. Hemen o bölümü çıkardık kitaptan. 

İyi çocuk kitabı nasıl olmalı sizce?

Çocuk, kitabı ailesiyle birlikte okuyabilmeli. Çocuğun dilbilgisine indirgenmiş ama iyice basitleştirilmeyen, kendi yaşantısından parçalar bulduğu kitaplar olmalı bunlar. Dilinin, konusunun çocuğa uygunluğu, didaktik ve sıkıcı olmaması, tekrarlara yer vermemesi, sade bir dille yazılmış olması, resimliyse, resimle yazının uyumuna özen gösterilmiş olması vb. gibi pek çok başka ayrıntı da var elbette.

İyi bir okur nasıl olunur?

Çocuğu iyi bir okur kıvamına getirmek uzun ve zahmetli bir süreç. Daha bebekken çocuğa sert kapaklı resimli kitaplar alınır ve aile bireyleri çocukla bu resimler ve metin üzerinden bebekle konuşur, düzenli olarak. Kitaplar, oyuncaklar gibi evin her yerindedir. Çocuk büyüdükçe bu tempo bozulmamalı. Okula gidip okumayı öğrenene kadar çocuk kitaplarla haşır neşir yaşamaya alışmalı, kitaplar hayatının bir parçası olmalı. Okul başlayınca öğretmen çocukların seviyesine uygun kitapları yalayıp yutmuş, yeni yayınları takip eden, çocukları okuma konusunda yarıştırmayan, rekabete sokmayan biri olmalı. Böylesi bir öğretmen, çocuğun okuma heyecanını artırır, çocuk okumalara doyamaz. Dünya kadar kitap anısı biriktirir ki bu çok değerlidir. Okul dışında da kitap arayışına girer çocuk. Aile onun kitap seçimine rehberlik etmeli, kitapçılara ya da kütüphanelere birlikte gidilmeli ama aile çocuğun tadım yapmasına izin vermelidir. Nasıl ki, pırasayı, bamyayı tadar ve onun damak yapısına uygunluğuna karar verirse, çocuk, zihin ve ruh yapısına hangi kitapların uygun olacağına da karar verebilmeli. Bu özgürlük ona tanınmalı. 

Yazmaya meraklı çocuklara ve gençlere ne önerirsiniz?

Her şeyden önce çok okusunlar. Okumayan kişi yazamaz. Ve gözlem yapsınlar. Merak etsinler, araştırsınlar. Her gün düzenli yazma deneyimleri önemlidir. Ve sabırlı olmalılar. Hiç kimse on günde yazar olmuyor. Biriktirsinler, yazsınlar, bekletsinler, dinlendirsinler, yeniden baksınlar... Her şeyi yazmalısınız, der Cehov. Yazsınlar. Yazı şifadır. 
 

Yayın tarihi: 07.08.2019
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.