Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

SAĞLIKLI YAŞLANMA REÇETELERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Nurettin Lüleci’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Çocuklarımızın, torunlarımızın sevinçle her yıl yaş günümüzü kutlaması yaşlı bireyleri sevindiriyor mu yoksa takvimden bir yaprak daha eksildi duygularına ve kısmen bir karamsarlığa mı yol açıyor sorusu bizleri hep meşgul edecek gibi durmaktadır. Bir hekim olarak neden iki de bir yaşlılıkla ilgili farkındalıkları yazmaya çalışmamızın elbette bir nedeni olsa gerek. Bir hekim arkadaşımla sohbet ederken yaşlandık be hoca dediğimde aman hocam o lafı sakın ağzına alma yoksa yaşlanmadan beynin seni daha hızlı yaşlandırır demesi irkilmeme neden oldu.

Her insan hissettiği yaştadır. Aslında doğru söylüyordu, bazı toplumlarda yaşlılık bir hastalık olarak algılanırken bazı toplumlarda erdemli bir dönem, hormonların bizi altüst edici etkilerinden gittikçe kurtulmaya başladığımız, daha mutlu bir yaşamın kapılarını araladığımız bir dönem olarak algılamamız gerekiyor. Önemli olanın takvimlerin bize dayattığı ‘hayali bir yaş anlayışının ötesine nasıl geçeriz’i kavramaktır. Takvim yaşımızın ötesindeki asıl gerçek biyolojik yaşımızdır. Nice gençler vardır kendilerini daha ihtiyar hissederlerken nice yaşlılar vardır ki kendilerini çok daha dinç ve genç hissederler. Kabullerimizde yaşam deneyimlerimizin de önemi göz ardı edilemez. Genç ve deneyimsiz bir insan herhangi bir travma ile yüzleşince paniğe kapılırken yaşlı bir insan bunun geçici bir deneyim olduğunu yaşamını tehdit etmeyeceğini, basit veya karmaşık önlemlerle bu problemin bir şekilde ortadan kalkacağını bilir.

Ölümün insanlar için kaçınılmaz bir sonuç olduğu herkesin kabulüdür. Ancak sağlıklı, dinç kalarak ve mutlu yaşlanmamız için birçok formüller mevcuttur. Zamanın ilerlemesi ile organlarımızda, eklemlerimizde yıpranmaların oluşması kaçınılmazdır. Yine bilinen bir şey ruhun yaşlanmadığıdır. Şimdi sorun saat gibi çalışan biyolojik yapımızı daha iyi nasıl koruruz olmalıdır.

Preventif yani önleyici, koruyucu hekimliğin ne denli önemli olduğu hastalanmadan, biyolojik yapımız kırılgan hale gelmeden, karşılaştığı hastalıkların üstesinden nasıl gelinebileceğinin ve ne gibi tedbirler almamız gerektiğini bilmemiz gerekmektedir. Son yıllarda konuya ilişkin bilimsel çalışmalar katlanarak önümüze güzel seçenekler sunmaktadır.

NEDEN YAŞIMIZ İLERLEDİKÇE BİYOLOJİK SORUNLARIMIZ ARTAR?

Şu soru önemlidir, neden yaşımız ilerledikçe biyolojik sorunlarımız artar? Çok kısa bir açıklama yapalım. Elimizde bir terazi olsun bunun bir kefesinde vücut atıkları diğer kefesinde çöpçü yani bu atıkları temizleyen mekanizmalar bulunsun. Şimdi vücut atıkları dediğimiz şeyler hücresel düzeyde düşündüğümüzde kullanılan oksijenin atık ürünleridir(serbest radikaller). Son derece tehlikeli olan bu atıklar antioksidan denilen çöp temizleme sistemi tarafından, eğer araya yıpratıcı bir sağlık problemi girmemiş ise otomatikman temizlenmektedir. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz gıdaların kalitesi bu denge sistemini derinden etkilemektedir. Bunlara bağlı oluşan olumsuzlukların birikmesi ve alarm vermesi seneler içinde oluşmaktadır ve genellikle de 40-50 yaşlarından sonra bizi rahatsız eden bir seviyeye ulaşmaktadır. Olan hadise, serbest radikallerin artması antioksidan sistemimizin bunları tam olarak temizleyemez hale gelmesidir. İşte kronik hastalıklar dediğimiz süreçler burada kendini belli eder hale gelmektedir. Özellikle; ağrılar, eklem problemleri, kalp sorunları, şişmanlık, diyabet ve kanser gibi sorunlar yakamıza yapışmaya başlar. Bu noktaya varmadan neler yapılacağının bilinmesi önem arz etmektedir.

Güncel olarak çok sık dillendirilen anti aging yani yaşlanma karşıtı söylemler yerini sağlıklı yaşlanma problemine odaklanmıştır. Bundan böyle anti aging’in sağlıklı yaşlanma anlamına geldiğini kabul etmemiz gerekmekte tedbirlerimizi ona göre şekillendirmemiz gerekmektedir. Bu kabulden yola çıkarak formüle edilebilecek kurallar:

ANTI AGING KURALLARI

1- Hastalan-ma
2- Yaşlan-ma
3- Öl-me şeklinde formülüze edilmektedir.

Peki hayatımızda nelere dikkat edelim ki kanıtlanmış kurallara uymuş olalım. Tavsiye edeceklerimiz öncelikle bir yaşam tarzı formüllerdir. Bu sağlıklı yaşam önerilerimizde ilaçların yeri çok sınırlı hatta yok mesabesindedir. Kurallara uyduğunuz sürece daha sağlıklı ve mutlu olursunuz.

Stresle mücadele: Stres, sinsi bir hastalık tetikleyicisidir. Çok dikkatli olmamız gerekir. Stres, ileride en azından Alzheimer gibi bir sıkıntıyı bize musallat edebilir. Mutlu insanlarda stres hormonu kortizol daha düşüktür. Stresten uzak durulduğunda kan pıhtılaşmasının azaldığı ve daha sağlıklı bir damar yapısının sürdürüldüğü, kalp krizi riskinin azaldığı bilinmektedir.

Stresle baş etmenin bin bir çeşit yöntemi vardır. Aslında önemsemediğimiz çok basit davranışlar bile stresimizi azaltır. Konuya ilişkin önerilerimizi dikkate almanızı salık veririz. Başta negatif olmayı, olumsuz düşünme ve olumsuz davranışları terk etmeniz gerekir. Moralinizi iyi tutun kötü moral ve dışa vurum bulaşıcı olabilir. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Negatif insanlardan uzak durun. Mutluluk saçan ve bunu sizinle paylaşan insanlarla dostluk yapın. Dertlerinizden arınmak için kendinize özel bir zaman ayırın meditasyon, dua gibi ritüelleri her gün uygulamaya çalışarak küçük bir zaman diliminde dünyadan, çevreden kendinizi uzaklaştırın. Basit şeylerden keyif almaya ve mutlu olmaya beyninizi programlandırın. Hayat kısa…

Derin nefes almanın hazzını yaşayın. Günde on kere 3 derin nefes almayı alışkanlık hale getirin. Nefesinizi çok derin alarak yavaş yavaş sonuna kadar verin. Bu alışkanlığı mümkünse çalıştığınız ya da yaşadığınız ortamın dışında açık havada yaparsanız daha sağlıklı olur. Uykunuz düzenli ve yeterli olsun uyku kaçırıcılardan uzak durun.

Egzersiz: Fiziksel olarak aktif bir yaşam sürenlerin bağışıklık sistemleri de güçlü olmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle bağışıklık sisteminde azalmalar görülür. Hastalıklara daha yatkın oluruz. Ağır olmayan egzersizler sayesinde eklemlerden, kaslardan kalkan sinyaller bağışıklık sistemimizi daha güçlü yapar ve hastalıklara daha az maruz kalırız. Hasta olduğumuzda ise çabucak iyileşme fırsatı olur.

Egzersiz yapmak için spor salonlarınıza gitmenize gerek yoktur. Çoğu spor salonunda sizden öncekilerin kullandığı aletlerle temasınız enfeksiyon riskinizi artırmaktadır. Spor sonrası kullandığınız havluları hemen yıkayın tekrar tekrar kullanmayın. Terli vücudun silinmesi mikropların havlulara geçmesine ve orada üremelerine neden olur, bu riski almamak için egzersiz sonrası kullandıklarınızı yıkayın. Yürüme bantlarının da eklem bozukluklarına neden olduğu artık bilinmektedir. Fit kalmak için risk almayın. Egzersizinizi yürüyüşünüzü açık havada ve mümkünse dostlarınızla birlikte yapın. Bu arada beyaz un ve tatlılardan uzak durun. Karbonhidratlar ve tatlılar bağırsaklarımızda kötü bakterilerinizin üremesi için yakıt vazifesi görür.

Egzersiz yapmayan yaşlılarda konsantrasyon bozuklukları, algıda güçlük ve uykuya dalma problemleri ortaya çıkmaktadır. Vücut kuvvetli olursa akıl sağlığımızda güçlü olur. Hareketsiz yaşam özellikle yaşlılar için düşkünlük ve ölüme davetiye çıkarmak anlamı taşır.
Bedeninizi hırpalamayacak egzersizleri seçin. Egzersizler sizin daha rahat ve sağlıklı bir uyku çekmenize neden olur. Haftada 3 gün egzersiz için yeterlidir, yani gün aşırı. Eğer egzersiz yaparken biraz daha ağırlık kaldırmak isterseniz onun da yararı büyüme hormonunuzda artış yapması dolayısı ile daha rahat uyku uyumanıza neden olmaktadır. Yatmadan 2-4 saat öncesine planlamak lazım bütün bu programları.

Egzersizin eklemleri ve kemikleri kuvvetlendirdiği bilinmektedir. Diğer yandan kalp damar sağlığı açısından da fevkalade faydaları vardır. Hesaplandığında bir günde 1440 dakika vardır, bunun 30 dakikasını egzersiz ve yürümeye ayırmanız size ağrısız bir yaşamın kapılarını aralar.

Sevdiklerinize dokunun: Dokunma dünyada bir çok sağlık merkezinde hemşireler tarafından, depresyon, ağrı ve endişelerin hafifletilmesi amacıyla uygulanan bir terapi şeklini almıştır. Dokunma hem dokunan hem de dokunulan şahıs üzerinde ölçülebilir düzeyde fizyolojik değişikliklere yol açmaktadır. Yani dokunma iki yönlü bir tedavi aracıdır. Bu kuraldan hareketle annenize , babanıza, çocuklarınıza, dostlarınıza, hatta hayvanlarınıza dokunun onlara pozitif enerjini aktarın onların mutlu olmasından kaynaklanacak enerji sizi daha sağlıklı ve mutlu kılacaktır. Dokunmaktan çekinmeyin.

Yediklerinize içtiklerinize dikkat edin: En başta sigara ve alkolden uzak durun. Alkol ve sigaranın zararlarını burada anlatacak değiliz ama bilinen bir şey var bu iki zararlı sağlığımızı ciddi anlamda etkileyip ömrümüzü kısaltmakta ve başkalarına muhtaç bir yaşam sürmemize neden olmaktadır.

Hazır gıdalardan (salam, sosis, işlenmiş etler) uzak durun. Bu tür ürünler genellikle nitrit denilen kansorejen maddelar içerirler.

Vitaminlerden A,C,E vitamini ve selenyum alın bunlar hücre hasarında koruyucu tamir edici rol oynarlar. Beyin sağlığınız için brokoli tüketin. Brokoliden hoşlanmıyorsanız patates, portakal, elma ve lahana da benzer etkiler oluşturur.

Aslında kural olarak yemek için değil yaşamak için yemek yenmelidir.

Domatesi mevsiminde bol ve taze olarak tüketin, içerdiği likopen maddesi sayesinde kalp ve prostat sağlığı açısından önem arz eder.

Kızartılmış gıdalardan uzak durun: Bütün kızartılmış gıdalarda trans yağ asitleri bulunur. Bunlar damar sertleşmesine neden olurlar. Diyabet ve kalp hastalıklarına zemin hazırlarlar. Eğer kızartma sırasında, kanola, fındık, soya, çiçek, mısır yağı gibi bitkisel yağlar kullanılmışsa bunlar eskimiş ve yanmış olabilir. Sonuçta hücrelere zarar veren maddeler açığa çıkar, kanser, çabuk yaşlanma ve şişmanlık başa bela olur.

Su için: İdeal bir sağlıklı yaşam için su almazsa olmazımızdır. Susuz hayat düşünülemez bile. Vucudumuzun 2/3 ü sudur. Yemekten düşünme eylemimize kadar tüm fonksiyonlarımızda rol alır, sağlık programımızın en önemli bileşenidir. Bir düşünür “ akıllı bir adamın tek içeceği sudur demiş.

Baharatlar önemlidir: Mutfağınızı sağlıklı ve yararlı bir hale getirmek istiyorsanız baharatlara önem verin. Kırmızı acı biberde bulunan kapsaisin sayesinde ağrılarınız azalır. Sarımsak kolestrolü ve tansiyonu düşürdüğü yüzyıllarca bilinmektedir. En önemlilerden birisi de zerdeçaldır. Zerdeçal birçok kanser ve enflamasyon tedavisinde önemli etkiler oluşturur. Özellikle iltihaplı romatizması olanlar aksatmadan kullanmalıdırlar zerdeçalı.

Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalamayı unutmayınız. Yediğiniz gıdaların diş etleri arasında saklanarak mikropların ve toksinlerin üreme merkezi haline gelmesine engel olun.

Kan verin: Arada kan verin, kan hücreleri 3 ayda bir yenilenir. En azından yılda 2 kez kan vermek biriken kan demirinin uzaklaşmasına neden olarak sizleri kanserden ve kalp kapak rahatsızlıklarından korur. Özellikle yaşlılarda ve menapoz sonrası kadınların kanlarında demir miktarı artarak risk oluşturmaktadır. Kan vermek bu sorunun üstesinden gelmek için en basit çözümdür.

Cep telefonlarından uzak durun: Dünyada yaklaşık 2 milyar kişi telefon kullanmaktadır. Bu durum uzun vadede ciddi sağlık sorunları oluşturacak gibi gözükmektedir. Cep telefonlarının uzun süre aynı pozisyonda kullanımı boyun düzleşmesi, boyun fıtıkları ve duruş bozukluklarına yol açması yanında bu telefonlar düşük frekansta elektro manyetik alan oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla halsizlik, kalp problemleri, sinir sistemi problemleri, cinsel problemlerinin yanında hafıza, düzgün algılama, dikkat dağınıklığı gibi beyin fonksiyonlarında değişiklik yaratmaları hatta cilt problemleri ve tansiyon yüksekliklerine neden olmaları kaçınılmazdır. Bu bakımdan cep telefonu ile konuşma süresini kısaltmalı, telefonunuzu konuşurken kulaktan uzak tutmaya çalışmalısınız. Kapalı binalarda ve araba içinde cep telefonunu kullanılması telefonun yaymış olduğu radyasyonun şiddetini arttırmaktadır. Telefonlarınızı ve elektronik cihazlarınızı yatak odalarınızdan uzak tutun. 

Yayın tarihi: 30.01.2019
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.