Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

HEPİMİZ ÖZGECAN'IZ

 YAZARI TAKİP ET X
Nuray Kentli Caner’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Henüz 11 yaşında bir çocuktum toplu taşıma araçları ile tanıştığımda. Yıllarca babam arabasında taşımıştı bizi. Anadolu Liseleri/Kolej Hazırlık kursuna gidecektim büyük bir heyecanla; ailemin benim için iyi ve ayrıcalıklı bir eğitim almam adına büyük hayalleri vardı. Otobüse binmeyi öğrenmek de bu yeni hayatın bir parçasıydı. Sevgili ülkemde sıraya girme kültürü olmadığından aylarca önümden gelip geçen otobüslere bakakaldım. İtiş kakış ile yer kapmayı bilmiyordum; boş otobüs gelsin de bineyim derken kursa çok geç kalmışlığım ve azar işitmişliğim vardır.

İlk tacizle işte o otobüslerde tanıştım. Her hafta aynı saatte bindiğimiz otobüste aynı adam beni ve sınıf arkadaşım Can’ı takip ediyordu. Ayakta kaldığımız zaman büyük sıkıntı, oturduğumuzda ise korunmak için Can’ı kenara oturtmaya çalışıyordum. Can benden daha ufak tefekti ama yine de erkekti; ondan medet umuyordum. Olay tekerrür edince annem ile gidip gelmeye başladık ve tacizci bir süre sonra yok oldu. Adamın yüzüne hiç bakamadığımı hatırlıyorum; sadece oturduğumda göz hizama gelen bel bölgesi benim için korkutucuydu.

Sonrasında tüm okul hayatı boyunca otobüslerde benzer tacizler hep devam etti. Bu “sapık” tür, her yerde her yaşta... Büyüdükçe tek fark eden tepki verebiliyor olmaktı ama tıklım tıkış otobüste her zaman etraftan sizi destekleyen birini bulmak çok kolay değildi. En son üniversitedeyken yanıma oturan bir adamı yanlış durakta indirmeyi başarmıştım; otobüs hareket edip benim yukarıda kaldığımı gören sapık arkadaş ile bakışmamızı hatırlıyorum. Sonrasında çalışan genç bir kadın oldum; Ankara’nın göbeğinde Anıtkabir etrafında öğle saatinde yürüyüş yapmaya çalışırken arabalı sapıklar nedeniyle hiç tanımadığım başka bir kadına sığındığımı hatırlıyorum.

Özetle tüm genç kızlık yılları ta ki ehliyet alıp sadece trafikteki sapıklara cam arkasından bakma lüksünü elde edene kadar korkmakla geçti. Ne kadar acı, ne büyük kayıp; dönüp baktığımda kalıcı bir hasar almadan bugünlere gelebildiğim için şükretmek dışında bir şey yapamıyorum. Oysa ki genç kız demek enerji, güzellik, tazelik, heyecan, hayaller demek... Ama ataerkil kafalarla yetiştirilmiş ve sadece penisi olduğu için kendinde etraftaki her kadını rahatsız etme hakkını gören bu adamlar yüzünden kısıtlanan özgürlükler, yaşanamayanlar...

Son 20 yıldır artan “türbanları olduğu için eğitim alamayan kızlarımız” ajitasyonunu özellikle hatırlamak ve hatırlatmak istedim. Çünkü tüm anılarım okula gidip gelirken yani “eğitim” almaya çalışırken başıma gelenlerdi. Yani bu ülkede okumak için zorluk çeken sadece dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan kızlar değil HEPİMİZİZ. Biz Türkiye’de yaşayan ve yetişen tüm kız çocuklarına eşit oranda sahip çıkıp, kadın erkek eşitliğini devlet politikası olarak sahiplenmez, erkekleri ve onları yetiştiren anneleri eğitmezsek daha çok ağlarız.

Özgecan rahat uyur mu bilmiyorum ama ben pek rahat uyuyamıyorum.

Yayın tarihi: 16.02.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Yazınız tam gününe denk geldi.Dün metrobüste beni taciz etmeye çalışan adamı tokatladım bağırdım çağırdım ve bir kişi bile çıkıp yardım etmedi. Ta ki "delikanlı" görünümlü karşımda duran 2 kişiye dönüp "Siz de hiç bir şey yapmıyorsunuz" diyene kadar. Ben onu demesem hala yapacak birşeyleri yoktu da ucundan dahil oldular. Adamın bana dediği ise çok acıydı " Yaptı mı yapmadı mı bilmiyorum hanımefendi ama bu kadar kişinin içinde yapmadım diyorsa yapmamıştır heralde " Erkek zihniyeti bu mu???

25.02.2015 14:17:00 never say never