SUÇLU KİM?

DAHA MİNİK BİR BEBEKKEN ÇOCUĞUMUZ KAFASINI BİR YERE ÇARPTIYSA, DİZİNİ VURDUYSA, YA DA DÜŞTÜYSE BİRÇOĞUMUZUN İLK BAŞVURDUĞU ŞEY NEDİR?

06.12.2011
EĞİTİM HÜRRİYET'İ Nuran Çakmakçı

Daha minik bir bebekken çocuğumuz kafasını bir yere çarptıysa, dizini vurduysa, ya da düştüyse birçoğumuzun ilk başvurduğu şey nedir?

Oraya vurmak, kızmak, bağırmak... Suçlu asla bebeğimiz, çocuğumuz değildir.

Okula başladığında durum devam eder. Kötü not aldığında, ya da dersleri iyi gitmediğinde yine suçlu bellidir. Öğretmen. Hatta çocuk bunu öyle kanıksar ki, “Öğretmen 2 verdi!” der. “Ben aldım” asla demez.

Arkadaşıyla iletişim kuramadığında, derdini anlatamadığında, alışveriş yaptığında hep suçlu ya arkadaşıdır, ya tezgahtar ya da oradaki herhangi biridir.

Sınavı kazanamadığında, iyi okullara girmek isteyip gidemediğinde de ya sınav sistemi, ya da dışarıdaki gürültü vs. sorumludur.

Durum büyüdükçe devam eder. İşinde başarılı olmadığında yöneticisi, evliliğini yürütemediğinde eşi suçludur çoğu zaman.

Bugünlerde buna yönelik çok şikayet alıyorum. Gençlerle çalışan onlara umut bağlayan yöneticilerden.

İyi eğitimli, gençleri tercih edenlerin birçoğunun sıkıntısı onların haklarını sonuna kadar savunup, sorumluluktan kaçmaları. Yani, kariyer isteyen bu genç nesil, işinin gerektirdiği sorumluklardan çoğu kez kaçıyor. Yani bebeklikten itibaren biz anne babaların yaptığı yolda devam ediyor. İşin gerektirdiği sorumluluğu üstlenmiyor. Aynaya bakmıyor. Kendini sorgulamıyor. Hatayı kendinde aramıyor.

Bu durumda ne oluyor ben size söyleyeyim. Eşini de işini de, arkadaşlarını da sık değiştiriyor. Çünkü, kendisiyle yüzleşmiyor, sorumluluk almayı bilmiyor, ya da istemiyor, tembellik ediyor.

Bu durumda ne yapmalı? Geç kalmadıysanız lütfen çocuğunuza yaptıkları ettikleri karşısında sorumluluk almayı öğretin. Her zaman başkalarını, sistemi suçlamak yerine önce kendisine bakmasını öğretin. Sorumluluk almaktan kaçmak yerine, onunla baş etmeyi, mücadele etmeyi gösterin.

Düştüğünde adımlarını daha doğru atması gerektiğini, iyi not almadığında daha sistemli ve düzenli çalışması gerektiğini, arkadaşlarıyla ilişki kuramadığında sosyalleşmenin önemini anlatın. Kendisini sorgulamasına izin verin ki, ileride işler iyi yürümediğinde başkalarına suçu atıp, rahatlamasın.  

  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI

Saygı ile..Ayağımızı vuran papucu dövmek, ilkel olan 'intikam' duygusunu semirtir. Ek olarak da -değindiğiniz- suçlu arama telâşını körükler. Bu telâş, nahak yere suçlu yaratır. Bu da gerçek suçlunun (kendimiz) saklanmasına yardım eder. Huyumuz yerine sık sık arkadaş, yer değiştiririz. Politika çok ağır bir iş olduğundan, suçlamalar da yoğun olmakta. 'Akıl, zekânın duyguları yönetme becerisidir.' (Bu tanım bana aittir.) *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

06.12.2011 Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı /

Daha Pazar günü annemle konuşuyorduk bu konuyu. Yaptıklarının sorumluluğunu almayan, her başarısızlıkta başkalarını suçlayan aile bireylerimizin aslında ne kadar başarısızlığa mahkum olduklarını düşündük çünkü hep aynı durum... İnsan kendinde suç bulmazsa, dediğiniz gibi aynaya bakıp kendini değerlendirmezse hep başkaları suçlu kendisi de mazlum rolünde olur ve birşeyleri daha iyi yapmak için de çabalamaz. Çok şanslı değilse de hiçbir zaman istediği başarıyı yakalayamaz.

06.12.2011 nilgün eymür
2 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER