Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

SANA BU DERSİ NASIL SEVDİREBİLİRİM?

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bir arkadaşımın çocuğu SBS’de biraz zorlandıktan sonra oldukça yüksek puanlı bir okulu kazandı.

Arkadaşım ilk zamanlar tereddüt etti, Anadolu liselerinde de iyi bir başarı elde eden oğlu için en iyisinin yabancı bir kolej olacağını düşündü.

Kararını verdi ve çocuğunu yazdırdı. Disiplinli ve zor bir okul olarak tanınan bu okulda oğlu önceleri zorlandı. Sonra öğretmenlere ve sisteme alıştı. Şimdi çok seviyor. Ders notları yükseldi, iyi bir duruma geldi. Tek sorunu yabancı dildi. Ne yaptıysa bu derste istediği başarıya ulaşamadı. Zaman zaman özel hocalardan destek aldı, zaman zaman kendisi devreye girdi, ama bir türlü istediği seviyeye gelemedi.

Öğretmenin Yaklaşımı Ders Başarısında Önemli 

Öğretmeni arkadaşımın oğlu Mert’i yanına çağırıyor. Mert, çaresiz bu davete icabet ediyor.

Biraz kaygılı, öğretmenin odasının kapısını çalıyor. Azarlanacağından, hatta uzun bir nutuk alacağından korkuyor.

Öğretmenin karşısındaki sandalyeye oturuyor. Öğretmen elinde Mert’in ara karnesini inceliyor.

Ne kızgın, ne de kaşları çatık. Kafasını kaldırıyor ve Mert’in gözlerine sevgiyle bakarak, “Sana bu dersi öğretmem için bana yardım et. Bu dersi sana nasıl sevdirebilirim?” diyor.

O anda Mert, öğretmenine ne diyeceğini bilemiyor. Biraz şaşkın, biraz utangaç odadan ayrılıyor.

Akşam eve geldiğinde annesinin yanına koşuyor. Öğretmene gitmeden önce bu dersi nasıl sevmediğini, öğretmene karşı nasıl tavırlı olduğunu bilen arkadaşım karşısında derse sempati duyan, üstelik öğretmenine hayran olan bir çocukla karşılaşıyor.

Mert, öğretmeniyle görüşmeden önce yemeyi tahmin ettiği zılgıt konusunda antrenman yaparken, beklemediği bu sözler karşısında kendisinden utanıyor.

Hemen odaya kapanıp ders çalışmaya başlıyor. Daha sonraki günlerde yabancı dil dersine öncelik tanıyor. Önce bu dersin ödevlerini ve tekrarlarını yapıyor. Evi sözlük ve küçük hikaye kitaplarıyla dolduruyor. Yavaş yavaş notu yükseliyor.

Eğer o gün aynı öğretmen, Mert’i yargılasaydı, suçlasaydı, ya da bir sürü görev verseydi, sizce başarılı olur muydu? Bence olmazdı.

“Sana bu dersi nasıl sevdirebilirim?” cümlesi Mert’in eğitim yaşamını değiştiriyor. Aslında bir öğretmenin öğrencisine yaklaşımı ne kadar önemli değil mi?

Çok mu zor, bütün bunları yapmak? Aslında değil. Bu yolu seçen yüzlerce öğretmen var.

Öğrencisini önemseyen, suçlamadan, yargılamadan, ona değer veren iki cümle nasıl Mert’in eğitime bakışını değiştiriyorsa, binlerce öğrencinin de aynı şekilde değiştirebilir. Böyle öğretmenlerin sayılarının artması gerekiyor.

Yayın tarihi: 12.04.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (7)

Sn. Nuran ÇAKMAKÇI saygı ile.. Öğretmenlik mesleğinin inceliğini vurgulayan yazınızı ilgiyle okudum. Elli yıl önceki bir olayı, öğrencimin biri romana figür olarak almış: 'Özlem Yokuşları'. Bir öğtencimin onurunu kırmadan, O'na sigarayı bıraktırmışım. O da hırsını (!) derslerden almaya başlamış. Şimdi bu öğrencim profesör. Öğretmen liselerinde sınıf mevcutlarımız uygun olduğu için, şanslıydık. Öğrenci, öğretmen ve veli üçgeninde uyum olması dileğiyle sevgi, saygı..

14.04.2011 10:01:53 Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı /

Öğretmenler bu yazıyı okuyup ibret almalı bence.

12.04.2011 11:58:13 pelin yılmaz
7 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER