Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

ÖFKE NÖBETLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bu hafta yazdım. Bizim ergen irisi pamuk gibi. Programlı, disiplinli, dersi önemseyen, notlarını yükseltmek için çaba harcayan şeker mi şeker biri haline geldi. Malum nedenleri duygusal gelişimler ve beklentiler olduğunu belirtmiştim. Ama, size bu pamuk gibi çocuğun zaman zaman öfke nöbetlerine katılıp, kapıları çarpıp, sesini yükseltip, odalara kapandığından pek söz etmedim.

Evet, sevgili aileler her ne kadar bu aralar müthiş bir oğlum olduğu için (bunun geçici bir şey olduğunu düşünerek, hatta eşim tarafından uyarı alarak kendimi alıştırmamaya çalışsam da keyfini yaşıyorum) gururlansam da bunları da yaşıyorum.

Ama sonrasında sakinleşip, “Anneciğim, beni anlamaya çalış. Ben bunları yapmak istemiyorum. Ama birden sinirleniyorum. Tek suçlu hormonlarım” diye ciddi ciddi açıklama yapması bütün yelkenleri suya indirmeme neden olsa da öfke nöbetleri yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz anlaşılan.

Sus, beş dakika nefes al

Bu durumda eşimle birlikte birbirimizi uyarma kararı aldık. Önce ona bu durumda ne yapması gerektiğini aktardık. “Çok sinirlendiğini anladığın an içinden beşe kadar say. Derin nefes al. O anda varsa ortamı değiştirme imkanı onu değiştir. Odadaysan sessizce çık. Kalkamıyorsan bekle ve konuşma” dedik. Şimdilik pek bu alışkanlığı edinemedi.

Ama biz de boş durmadık. Hiç değilse onun bu öfke nöbetlerinde karşısına çıkıp o anda hatalarını tek tek sıralamak yerine beklemeyi, hatta susmayı tercih ettik. Biz içimizden beşe kadar sayıp, bekliyoruz. Eğer birimiz müdahale edecek olursa diğerimiz onu engelliyor. Yani o kadar yoğun iş temposunun ardından akşamları bizim küçük beyin kaprislerini bir süre de olsa çekiyor, ama sonrasında ortam sakinleşince oturup konuşuyoruz. Yani rahatsız olduğumuz şeyleri birbirimize aktarıyor, hatta öz eleştiri yapıyoruz. Büyük kriz anlarında aile toplantılarında yaptığımız en önemli şey kendimizi eleştirmek oluyor. Öz eleştiri yapınca bizim ergen irisi bizi suçlayacak bir şey bulamıyor, o zaman kendi hatalarını tek tek sıralıyor. Hiçbir şey bulamazsa hormonlarına suçu atıyor.

Biraz da olsa bu dönemi rahat geçiriyoruz. Yani öfkemizi, öfkesini kontrol altına alarak çatışmıyor, birbirimizi hırpalamıyor iletişimimizi bozmuyoruz. Evet biraz değil, bir hayli sabır gerekiyor. Ama yapılacak bir şey yok. Siz siz olun ergenle çatışmayın, öfkeli olduğu anda ona hatalarını tek tek sıralamayın. Biraz sabır her şeyi çözüyor. Deneyin, işe yarayacaktır.

Yayın tarihi: 16.12.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Saygı ile.. Ne denli hassas ve önemli konu. Karşı duruşunuz, örnek. Torunum üç yaşındaydı. Birgün salonu, eğitici bayanı hırpaladıydı. Bayan hemen arkadan -kollarıyla birlikte- kucaklayıp sardı. O çırpındı. Açıklama: Çaresiz kalınca gücünün sınırlı olduğunu anlar, daha ileriye gitmez dedi. Kocaya kaçmak isteyen kız, evi süpürürken süpürgeyi yere çarpar: "Bu ne biçim süpürge?! der; gereksiz öfke yağdırır. Büyüklere, çocuklara kolay gelsin. *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

16.12.2011 14:06:21 Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı /