Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KORKULU RÜYAMIZ MATEMATİK

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Matematik, birçok çocuğun korkulu rüyası.

Ulusal, uluslar arası tüm göstergeler ülkemizin eğitim alanında önemli sorunlar yaşadığını, özellikle matematikte çok geride olduğumuzu gösteriyor.

Ben de oğlumun bu duyguya kapılmaması için farklı bir yol izledim. 5 yaşından itibaren matematiğe sevdirmeye karar verdim.

Bunun için iyi bir yol göstericim vardı. Türkiye’de uzun yıllardır yaşayan ve eğitimle ilgili her yazıyı kesip saklayan Çinli arkadaşım Jie ile bir sohbetimiz sırasında İstanbul’da bir hocanın Soroban dersi verdiğini öğrendim.

Soroban’ı ilk kez Japonya’da okulları gezerken görmüştüm. Bizim abaküs benzeri bir alet. Üzerinde boncuklar bizdeki gibi rengarenk değil, tamamı kahverengi. Dört işlem bu aletin üzerinde yapılıyor.

Jie’den, bu eğitimi veren Kiyo’yu duyar duymaz Cem’le birlikte hemen yanına gittik. Kiyo, Türk öğrencilerden küçük bir grup oluşturdu. Cem’i haftada bir gün ne yapıp edip Kiyo’ya Japon matematiği öğretmeye götürdüm.

Ders derken öyle tahta başında ciddi ciddi matematik dersi algılamayan sakın. Kiyo, neşeli, bir o kadar disiplinli bir hoca idi. Çocuklara önce rakamları sevdiriyor, sonra eğlenceli şekilde kafadan dört işlem yaptırıyordu. Çocuk sıkıldığı zaman oyunlarla, bilgisayarla dersi cazip hale getiriyordu.

Üç yıl aralıklı devam ettik. Bu dönemde Cem, sayıları pek sevdi. Kendi kafasında problemler oluşturup, dört işlemi yapmaya başladı. Arabada giderken, “Şimdi arabada 4 kişiyiz, birimiz inersek 3 kişi kalırız” gibi basit problemler oluşturuyor, çözümü kendisi buluyordu. Sayılarla oynuyor, kafadan işlem yapıyor, bizi de bu oyunun içine sokuyordu.

Hedefime ulaştım: Matematik en sevdiği ders!

İlköğretim çağı geldiğinde bu çalışma meyvesini vermeye başladı. Matematik en sevdiği ders oldu. Şimdi 6. sınıfta ve en iyi dersi yine matematik. Eve gelir gelmez matematik dersini önce yapıyor, sınavlarda bu teste basit olduğu için önce başlıyor.

Hedefime sonunda ulaşmıştım. Matematik onun için kabus değildi. Tabii öğretmenlerinin şansımıza iyi çıkması da önemli bir destekti. Umarım bundan sonra da böyle devam eder.

Aslında matematik yaşamın her alanında var. Ancak öğretmede nedense büyük sorun yaşıyoruz. Son olarak Maltepe Üniversitesi öğretim üyelerinin yaptığı araştırmalar öğrencilerin özellikle fen ve matematik öğrenmede en büyük rolün öğretmende olduğunu gösteriyor. Yine bu araştırmaya göre öğrencilerin büyük kısmı fen dersinde deney yapamıyor, öğretmenin tahtada yazdığı bilgileri deftere aktararak ders işleniyor.

Dersler öğrenme değil, sınav odaklı. Sınıfta neredeyse hiçbir şekilde tartışma yapılmıyor. Dinleme ve belletme metodu izleniyor.

Ezberciliğe dayalı aktarım zihni köreltiyor

Tabii ki ezberciliğe dayalı bilgi aktarımı, zihni köreltiyor ve öğrenmeye karşı ilgiyi azaltıyor. Öğrenme öğretme ilişkisi kağıt kalem arasında sıkışmamalı. Eğlenceli hale gelmeli.
Oyunlarla dersin eğlendirici, zevkli yanları gösterilmeli.

Daha önceki araştırmalarımda da öğrenmede en büyük rolün öğretmen ve ailede olduğunu gördüm.

Öyleyse ne yapalım?

Benim gibi Soroban dersi aldırmanıza gerek yok. Çeşitli oyunlarla, üstelik çocuğa fark ettirmeden okulda öğrenileni pekiştirebilirsiniz. Tombala ile sayıları tanıtıp, çarpım tablosunu öğretebilirsiniz. İskambil kağıtları da zihinden dört işlem yapma yeteneğini geliştirmede büyük rol oynar.

Her anı değerlendirin. Örneğin yolculuk esnasında sayıları okutacak küçük yarışmaları deneyin. Bilardo oynatın. TED Ankara Okulları koridorlarına bilardo koyduktan sonra öğrencilerin başarısının arttığını, matematik öğrenme sürecinin hızlandığını bilimsel olarak kanıtladı. Çünkü bilardo sonsuz olasılıklı bir oyun. Geometrik kavramları ilişkisi var. Bir topun bilardo masasında banda çarptıktan sonra tahmini nereye gideceğini geometrik kavramlarla açıklamak mümkün.

Bu arada söylemekte yarar var. Çocuğunuzun matematiği zayıf diye kızmayın, üzülmeyin.

Bakarsınız sonradan bu dersi çok sever. Lisede matematik dersinde sınıfta kalan ODTÜ Bilgisayar Öğretmenliği Bölümü mezunu Selçuk Soner Akgül bunun en iyi örneği. Akgül, birinci dereceden 3 bilinmeyenli 10 denklemi kalem, kağıt ve hesap makinası gibi materyalleri kullanmadan 10 dakikada zihninden çözerek büyük başarıya imza attı.
 

Yayın tarihi: 30.11.2010
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (6)

Turkiye de aileler genellikle sorumluluklarini bir baskasina yuklemeye cok meraklilar!! KIYO Japonya da temel egitimdir, ayni burada anne-baba nin yapmasi gerekeni yapiyorlar.Ama farklilik cocugun genel egiliminide kontrol etmektir. Cunku cocugunuza kucuk yaslarda sadece matematik egitimine yonlendirirseniz gercek anlamdaki yeteneklerinden uzaklastirmis olursunuz.3 -7 yas arasi cocuklarin egilimleri resimler ve rakamlardir,onun icin bu donemde ekstra bir ders alma-verme cabasi cocugu koreltmedir

benim kizimda bu sene matematige cok merak sardi. 5 yasinda..bende bos zamanlarimda ona toplama cikarma alistirmalari yaptiriyorum. hatta kendi de kafadan islemler yapiyor. asansorde 4 kisiyiz 3 kisi indi 1 kisi kaldi falan diye. Kiyo burdaysa bende gorusmek isterim. birde insallah kizim guzel bir matematik ogretmenine duser.

6 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER