Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREN ÖĞRETMENLER

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bu aralar çok sık duyuyorum. Özellikle lisede okulu bırakanların sayısı bir hayli fazla. 

Merak ettim. Ailelerle görüştüm. Anne babalar suçlu olarak bilgisayarı, arkadaş çevresini gösteriyor.

Tamam ailenin ilgisi, eğitime bakışı önemli. Ama ne olursa olsun ben biraz da suçu okullarda hatta öğretmende buluyorum.

Çocuğu okulda tutacak, okulu sevdirecek öğretmendir. Biliyorum kalabalık sınıflar, ilgisiz aileler, spor salonu bile bulunmayan okullar bu cazibeyi azaltıyor. Ama öğrencisine dersi sevdiren, öğrenmenin hazzını yaşatan öğretmen o çocuğa aynı zamanda okulu da sevdiriyor.

Yıllar önce bir zamanlar efsane olan İnal Ertekin Okulları’nın kurucusu Mefharet İnal ve Sevim Ertekin’le sohbet etmiştik.

Bu okul bugün birçok kolejin kuruluş felsefesi olmuştur. Mezun öğrencileri Türkiye’nin sayılı okullarına girip, başarıyla iş hayatlarına atılmışlardı. Ben de böylesine iyi eğitim yapan okulun sırrını merak ettim. Hazır iki duayen hocayı da bulunca dayanamadım, sordum:

Başarınızın sırrı ne?

Öğretmen işine inanmalı

Cevapları basit ama çok önemliydi.

“Çocukların eksiğini görüp, akşama program yapıyorduk. Ertesi günkü programı ona göre ayarlıyorduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın programını uyguladık. Ancak Bakanlık çocuklarla bizim kadar iç içe değildi. Bizim kadar çocukları kimse tanıyamaz, ihtiyaçlarını bilemezdi. Eğitimde ne sıra, ne masa, ne duvar, ne de oyuncak. En önemli şey öğretmen.”

İşte iki efsanenin okuldaki başarısının sırrı yine öğretmendi.

Öğretmenleri seçerek alıp, özel olarak yetiştiren Sevim ve Mefharet Öğretmenler çocukları sadece okulda değil, evde de takip ettiklerini bakın nasıl anlatıyorlar:

“Öğretmen aile ile de iyi anlaşmalı. Aile ile öğretmenin işbirliği olursa çocuğu adam ederseniz. Ama hiç fikirleri uymaz, işbirliği olmazsa ne kadar uğraşırsanız uğraşın evde de o çocuğu eğitemezsiniz. Hoca, yarı anne olmalı. Çocuğu sevmeli, sevdiğini belli etmeli. Karşılıklı duygu alışverişi olmalı. Öğretmen işine inanmalı. Öğretmen arkadaşlarımızda gördüğümüz noksanlıkları onları kırmadan, dökmeden verdik. Öğretmenlerimizi biz kendimiz yetiştirdik”

Tam öğrenme

Öğrettikleri her şeyin belli öğrenciler değil, tüm sınıf tarafından öğrenilmesine çalışan bu iki öğretmen eğitimde değerlendirmenin öneminin büyük olduğunu düşünüyordu:

“İki satır bir şey öğretip, sonra bunu değerlendiriyorduk. Noksanı tamamlayıp, sonraki dersi tam öğrenilmiş sistem üzerine kuruyorduk. Her çocuk mutlaka öğrenmeli. Çocukları iyi tanıyorduk. Anlamayanları okul çıkışında tek tek çalıştırıyorduk. Çocuk dersi sevmeyince hemen öğretmeni sorguluyorduk. Neden sevmiyor, yoksa öğretmen mi dersi sevdirmiyor?”

Bütün bunları dinleyince öğretmenin öneminin ne kadar doğru olduğunu gördüm.

Çocuğu, aileyi iyi tanıyıp, çocuğa inanmak işin temeli sanırım.

İki efsane öğretmenin söylediği çok önemli bir şey daha vardı.

Çocuğun aileye bağlılığı.

Onlara göre çocuk aileye bağlıysa yarı yarıya öğrenmiş oluyor.

Aile de okula inanıyorsa çocuk hemen anlıyor.

Son olarak bütün bunlardan öğrendiğim bir şey var:

Aile ilişkileri çocuğu çok etkiliyor. Her şey çocuk ve öğretmende bitiyor.

24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü. Birçok öğretmenimiz büyük fedakarlıklarla çalışıyor. Zor koşullarda mücadele ediyor. Ne olursa olsun mesleğinin gereğini iyi bilenler büyük mucizeler yaratıyor.

İşleri zor. Büyük sorumlulukları var. Çünkü onlar her çocuğun hayatını iyi ya da kötü etkiliyorlar.
 

Yayın tarihi: 26.11.2010
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (21)

Küçük yaşlarda sevgi,ilgi bir çoçuğun okula gitmesi için önemli ama büyüyünce(6.sınıftan itibaren) bu yetmiyor. Ailesinin maddiyatına güvenen, sosyal yaşamı öncelikli olan,okudu da ne oldu ben işçime zaten o kadar maaş veriyorumu duyan bir ergen okumuyor.Bazen maddi durumla da alakasıda olmuyor. Öğrenmek/Okumak istemeyen bir çoçuğa kimse birşey öğretemiyor.Herşey öğretmene bağlanmamalı çünkü eğitim tek tarflı birşey değil.

Öyle derin bir yaraya tuz bastınız'ki Nuran hanım;senelerdir düşündüğüm ,ama kimseye söyleyemediğim şeyleri çok net ve açık bir şekildede anlatmışsınız.Ben liseyi terketmiş oğlu olan bir anne, ve'de bir öğretmenim aynı zamanda(KADERİN CİLVESİNE BAKARMISINIZ??!!).Şu an başka bir işle uğraşıyorum ve inanaın bunun tek sebebi'de 50-60 kişilik bir ilkokul sınıfında asla ve asla verimli olamiycamı düşünmem(ben göçmenim ve gelmiş olduğum ülkede 25 kişi'den fazlası kesinlikle yasaktı ilk ve orta okullarda özellikle).Sizce'de sınıflar çok kalabalık değilmi???ÖĞRETMENİ SEVMEK=OKULU SEVMEK,bu konuda size katılıyorum.Bana oğlumun oğretmeni; ''ya alırsın, ya'da sınıfta kalır ''demişti,ama oğlum şu an dışardan okuyo ve çok başarılı,(yorumu size bırakıyorum).Konuyu dağıttım biraz,kusura bakmayın,ama eğitim konusunda çok hassasım ve çok açıklar olduğunu düşüüyorum.SİZE SONSUZ TEŞEKÜRLER,BİZLERE EĞİTİM KONUSUNDA YARARLI BİLGİLER SUNDUĞUNUZ İÇİN!!!sabırsızlıkla yeni yazılarınızı bekliyoruuumm...

21 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER