Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

ERGEN VE ARKADAŞLIK

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Kim ne derse desin, iyi bir arkadaşlığın, dostluğun yerini hiçbir şey tutmuyor. Evet, kimi zaman en gizli sırlarımızın ortağı olsa da, kimi zaman başımızı ağrıtıyorsa da kuşkusuz en büyük dert ortağımız çoğu zaman arkadaşlarımız olur.

Gerçek dostlar arkadaşlarını olduğu gibi kabul eder, paylaştıklarını unutur, sır gibi saklar, sonrasında hatırlatmak için depolamaz.
En iyi arkadaşlıklar aslında okul çağında olur, sonrasında dostluğa dönüşür. Kimi zaman karşı apartmanda oturan, kimi zaman aynı sırayı paylaşan, kimi zaman da aynı takımda oynayan biri en yakınınız olur.

Ben sonradan edinilen dostlukların pek de kalıcı olmayacağına inananlardanım. Özellikle iş hayatında sıkı arkadaşlıklar nedense pek olmaz. İyi başlar, sonrasında ayrılıklar olur. Mesleki yarıştan mı, işin doğasından mı bilemem ama iş arkadaşları ile iyi eğlenilir, ama iş ve aile nedense pek konuşulmaz. Bol dedikodu yapılır, birlikte müdür, patron çekiştirilir, arkadaşlar da bazen bu dedikodulara çerez olur. Bazen ailece görüşülür, ama işten ayrılınca ya da araya çıkarlar girince nedense o ilk günkü arkadaşlık sürmez, süremez.

Çocuklarımıza bakıyorum, onların arkadaşlığı bizimkinden çok farklı. Ben bir anne olarak kendi arkadaşlıklarımla çocuğumun arkadaşlıklarını karşılaştırmamayı öğrendim. Bizden çok farklı ama aslında özü aynı. Yani dertleşme, en büyük sırdaş olma, kendini güvende hissetme, rahatlama olarak onlar da bizim gibi arkadaşlarına sarılıyorlar.

Arkadaşlıklarımızla arada farklar var, bence aslında çok daha doğal gibi. Örneğin doğum günü kutlayacaksa herkes kendi parasını veriyor, o özel güne katılıyor (işin içinde anneler olursa farklılaşabiliyor, benim kastım ergenler ve onun üstü kuşak) İstedikleri zaman buluşuyor, istemediklerinde birbirini aramıyorlar, bunun için de kendilerini kasmıyorlar. Bütün bunlara bakarak birbirlerini hiçe saydıklarını düşünmeyin. Aslında tek başlarına yapamayacaklarını arkadaşlarıyla daha iyi yapar, onlarla çok da iyi vakit geçiriyorlar.

Dış dünyaya açılıp, çok iyi eğleniyorlar. Genellikle cep telefonlarında, sanal dünyada arkadaşlarını sürdürüyorlar. Bir araya geldiklerinde de hiç ayıp olur mu demeden ellerinde telefonla bu eylemlerini sürdürüyorlar. Hatta hiç konuşmadan saatlerce playstation oynayabilir, sonrasında rahatlıkla elini sallayarak gidebilirler. Bir diğeri evine gelene işi varsa ya da dışarı çıkacaksa, ya da başka bir şey yapmak istiyorsa “ayıp olur mu?” diye düşünmeden arkadaşını evden ya da bulunduğu yerden gönderebiliyor.

Bütün bunlara bakıp da birbirlerini hiçe saydıklarını düşünmeyin. Arkadaşlar çoğu zaman aileden de kıymetlidir. Size karşı arkadaşlarını tercih edebilirler şaşırmayın. Aslında bu dönem uzmanlara göre birçok şeyi de öğrenir. Sır saklamayı, arkadaşlarını satmamayı, dürüst olmayı, adil kalabilmeyi vs.

Bu arada arkadaş kıskançlığını da sıklıkla yaşayabilirler. Çünkü onlar için önemli olan ailesinin ya da yetişkinlerin gözünde nasıl göründüğü değil, arkadaşlarının gözünde nasıl olduğudur? Arkadaşlık ilişkileri onlar için hayat memat meselesidir. Arkadaşlık ilişkilerinde bir olumsuzluk onları derinden yaralar.

Hiç arkadaşı olmayan için hayat çok zordur ve diğer akranları için de dışlanma nedenidir. Birçoğu “ezik” grup içinden sıyrılıp “popülerlerin” arasına katılmak için can atar.

Hani biz annelerin pek sık yaptığı üstü kapalı dokundurmaları asla ve asla onlara yapmayalım. Eğer bir kural koyacaksak ona bu kuralın nedenlerini iyi anlatmalı ve kararlı olmalıyız. Onu sık sık yargılamaktan çok destekleyici olmak her zaman işe yarar.

Takip edelim, arkadaşlarını izleyelim ama müdahale etmeyelim. Varsa bir sıkıntı onla paylaşalım. Ne dersiniz?
 

Yayın tarihi: 15.08.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.